Platon
yayınlar
noeta
okumalar
sanat
metinler
yaşamöyküleri
olaylar
alışveriş
indirme
yazışma
iş
bağlantılar
.


Sigmund Freudl
• Bir Yanılsamanın Geleceği
• Uygarlık ve Hoşnutsuzlukları

I. baskı Ekim 2000
Die Zukunft einer Illusion (1927)
Das Unbehagen in der Kultur
(1930)
Eros, Modernlik ve Ruhçözümleme üzerine bir Önsözle çeviren:
Aziz Yardımlı
14 X 22 cm, ciltli
200 sayfa

ISBN 975 397 079 X


 

 
SIGMUND FREUD
Bir Yanılsamanın Geleceği
Uygarlık ve Hoşnutsuzlukları
Eros, Modernlik ve Ruhçözümelem üzerine bir Önsözle
çeviren Aziz Yardımlı

u

‘UYGARLIK’ KAVRAMI ‘Hoşnutsuzluk’ kavramını a priori dışlar: Uygarlık Güzelliktir, Sevgidir, Bilgidir. O usdışı bileşim olsa olsa Tarihin İstenç ile değil ama İçgüdü ile işlediğini varsayan hastalıklı nihilizme, ya da Usu değil ama Açlık İçgüdüsünü ilke yapan tarihsel özdekçiliğe ait olabilir. Bu ruhçözümleme kuramının bakış açısı değildir. Ruhçözümleme kuramının ussal ilkesi İçgüdü değil, ama Eros’tur, ve Eros onu yaratan klasik dönemin mitolojisinin kendisinde de bir dürtü değil ama Duygudur, barbarlaştırıcı değil ama tam tersine uygarlaştırıcı olan Sevginin kendisidir. Ruhçözümleme kuramı bütün bir tarihi saçmalaştıracak bir patolojiyi değil ama özel olarak modern koşulların kitlesel boyutlara yükselttiği ruhsal rahatsızlığı çözümler. Kuramın tarihsel eriminin böyle daraltılması ancak baskının (kendine ya da başkasına yönelik bilinçsiz nefretin) modern dönemde bu dönemi tarihin bütününden ayıracak bir yeğinliğe ve yaygınlığa yükselmesi ölçüsünde geçerli olabilir. Hiç kuşkusuz, doğası gereği insan varoluşu nefret ile lekelidir. Hiçbir uygarlık, hiçbir ulus, hiçbir birey bu yokedicilik duygusuna yabancı ya da bağışık değildir. Ama ruhçözümlemenin işi genel olarak nefret ile değil, özel olarak bilinçsiz nefret iledir. Ve tam olarak bu çok-şekilli bilinçsiz saldırganlık dürtüsünün evrensel bir kişilik bileşeni olması modern dönemin ayırdedici ruhsal özelliğidir.

Aziz Yardımlı

 

‘‘Saldırganlık eğiliminin insanda kökensel, bağımsız içgüdüsel bir eğilim olduğu duruş noktasını kabul ediyorum, ve uygarlığın en güçlü engeli onda bulduğu görüşüne geri dönüyorum. ... Şimdi ekleyebiliriz ki, uygarlık tekil insan bireyleri, ondan sonra aileleri, daha sonra ırkları, halkları, ulusları daha büyük bir birliğe, insanlık birliğine kaynaştırmayı isteyen Eros’un hizmetindeki bir süreçtir. Bunun niçin olması gerektiğini bilmiyoruz; bu tam olarak Eros’un işidir. Bu insan kitlelerinin libidinal olarak birbirlerine bağlanmaları gerekecektir; yalnızca zorunluk, yalnızca emek topluluğunun üstünlüğü onları birarada tutamayacaktır. Ama insanın doğal saldırganlık içgüdüsü, birinin herkese ve herkesin birine karşı düşmanlığı bu uygarlık izlencesinin karşısında durur. Bu saldırganlık içgüdüsü Eros’un yanında bulduğumuz ve dünya egemenliğini onunla paylaşan ölüm içgüdüsünün türevi ve başlıca temsilcisidir. Ve şimdi, sanırım, uygarlığın gelişiminin anlamı bundan böyle bizim için bulanık değildir. Bize, insan soyunun ortasında yer aldığı biçimiyle, Eros ve Ölüm arasındaki, yaşam içgüdüsü ve ölüm içgüdüsü arasındaki kavgayı göstermelidir. Bu kavga genel olarak yaşamın özsel içeriğidir, ve bu nedenle ekinsel gelişim kısaca insan türünün yaşam kavgası olarak betimlenebilir. Ve Devlerin bu kavgasını çocuk bakıcılarımız Gökler üzerine ninni söylemekle yatıştırmaya çalışırlar.’’

Sigmund Freud, Uygarlık ve Hoşnutsuzlukları.

IDEA YAYINEVI / IDEA PUBLISHINGHOUSE - ISTANBUL
Bu sayfa 1/1/1999'da yüklenmiştir
15/01/2000 tarihinde güncellenmiştir
Site tasarı ve yapım M. Diren
eurora@ideayayinevi.com
© İDEA YAYINEVİ 1999