W. KAUFMANN
İnsanı Anlamak I
GOETHE, KANT VE HEGEL
AZİZ YARDIMLI
İnsanı Anlamak. — Bu öyle bir konudur
ki, Kaufmann’ın ele aldığı modern Germanik evreden çok daha uzun bir süreci
kaplaması ve gerçek bir kozmopolitan katkıyı içermesi bütünüyle bir yana,
insanın ve insanlığın gerçekleştirmesi gereken tasarlar arasında
en az önemsiz, en az akademik olanıdır.
İnsan olmak insanı bilmek, ya da insanı
anlamak insanı gerçekleştirmektir.
Bu hiçbir soyut bakış açısına gereç
olamayacak denli somut bir Özgürlük sorunudur—düşünmede olduğu
denli eylemde de. Ve hiçbir yerel/ekinsel bakış açısına indirgenemeyecek
denli evrenseldir—insan için olduğu denli insanlık için de.
Usu ile değil ama salt içgüdüsü ile
yaşayan halk için, salt kaba/acı deneyim yoluyla öğrenmeyi sürdüren
inakçı/kuşkucu insanlık için, ruhunda olgucu olan “değer-siz” bilinç
için bu hiçbir zaman bir sorun bile olamaz. Ruhsuz düzen gerçekten de kendisi
gibi ruhsuz bireyde yaşar, onun kendi soyutluğu tarafından üretilir,
sürdürülür, ve savunulur.
Pragmatik düşüncesizliğin tehlikeye
attığı şey insan ruhları ve bedenleri değil ama yalnızca
doğal ve ekinsel çevre midir? Korkutucu olan şey evrensel demokratik
silahlanma değil ama yalnızca nükleer silahlanma mıdır? Rahatlatıcı olan
şey ülkelerin geleceğini, dünyanın yazgısını para mantığının eline
bırakmak mıdır? Ve kurtarıcı olacak biricik şey bunları ve benzeri yıkımların
tümünü birden yaratan evrensel bilgisizliği görmek, sorunun gerçeğini,
usun sorumluluğunu kavramak değil midir? Kurtulması, kendi kendini
ve onun olan herşeyi kurtarması gereken şey insan ve insanlık
değil midir? Yaşama geçirilmesi gereken şey gerçek İnsan Hakları, yaratılması
gereken şey gerçek İnsan Değerleri ve gerçek İnsan Güzelliği
değil midir? Erdemi dünyasallaştırması, duygunun ve usun uyumunu, estetik
ve törel duyarlığın birliğini burada ve şimdide sağlaması gereken
varlık şu içimizdeki ve karşımızdaki ve uzağımızdaki insan değil midir?
Dünyayı insana yaraşır bir dünya yapmak için, insanı kendine yaraşır kılmak
en az eşit ölçüde gerekli değil midir? Bilgelik sevgisi bu belirleyici
anlamda en son insan için de saltık olarak zorunlu değil midir?
* * *
Felsefe arayan, ve gevşek bir söylem
yerine yöntemli bir tanıtlama ve eytişimsel bir sağınlık bekleyen okur
Kaufmann’da tam tersini bulacak, tanıtlama/gerçeklik arayışının kendisinin
insan usunun gelişiminin önünde bir “engel” olduğunun söylendiğini, Hegel’in
felsefi çabayı yeniden diriltebilmek ve modern dünya için sağlığına kavuşturabilmek
için öylesine vurguladığı kurgul yöntemin sözünün bile edilmediğini
görecektir. Ama ekinsel bir çalışma için aşırı olacak bu istekten
vazgeçersek, çalışma Alman ussalcı geleneğinin kavrayış gücünü yansıtan
ideal eleştirmenin, eşit ölçüde yaratıcı da olan bir hermeneutik ustasının
ürünüdür ve pekçok “felsefeci”yi kuşkucu uykudan uyandırmayı başarabilecek
bir girişimdir.