Platon
yayınlar
noeta
okumalar
sanat
metinler
yaşamöyküleri
olaylar
alışveriş
indirme
yazışma
iş
bağlantılar

 
David Hume
İnsan Doğası Üzerine Bir İnceleme
   Ve koşut özgün metni
A Treatise of Human Nature
1739-1740
Bir Önsöz ile çeviren: Aziz Yardımlı
Birinci baskı 1997
ISBN: 975 397 064 1
13.5 X 21.5 cm, 584 sayfa 
 
 

DAVID HUME
İnsan Doğası Üzerine Bir İnceleme

  "İlkin felsefemde [aslında, ‘kuşkucu,’ ‘görgücü,’ ‘göreci’ bakış açımda] içine düştüğüm o terkedilmişlik ve yalnızlıkla korkar ve şaşırırım, ve kendimi topluma karışıp onunla birleşmeyi başaramayarak tüm insan ilişkilerinin dışına sürülmüş ve bütünüyle terkedilerek avunçsuz bırakılmış tuhaf ve kaba bir canavar olarak görürüm. Bir sığınak ve sıcaklık bulmak için kalabalığa koşmak isterim; ama böyle bir çirkinlikle karışabilmek için kendime söz geçiremem. Onun dışında bir dostluk kurabilmek için bana katılmaları için başkalarına seslenirim; ama kimse sesime kulak asmaz. Herkes uzak durur, ve her yandan üzerime vuran fırtınadan korkar. Tüm metafizikçilerin, mantıkçıların, matematikçilerin ve giderek tanrıbilimcilerin bile düşmanlığını üzerime çektim; ve katlanmam gereken hakaretlere hayret edebilir miyim? Dizgelerini onaylamadığımı bildirdim; ve dizgemden ve kişiliğimden duydukları nefreti anlatırlarsa şaşırabilir miyim? Dışarıya baktığımda, daha baştan her yanda tartışma, çelişki, öfke, iftira, ve kötüleme görürüm. Gözümü içeri çevirdiğimde, kuşku ve bilgisizlikten başka birşey bulamam. Tüm dünya bana karşı çıkmak ve beni çürütmek için elbirliği yapar; ama öyle zayıfım ki, tüm görüşlerimin başkalarının onaylarıyla desteklenmedikleri zaman gevşeyip kendiliklerinden düştüklerini duyarım. Her adımı duraksayarak atarım, ve her yeni düşünce beni uslamlamamda bir yanılgı ve saçmalık korkusuna düşürür.

...

[T]üm inanç ve uslamlamayı yadsımaya hazırım ve hiçbir görüşe giderek bir başkasından daha olası ya da olabilir diye bile bakamıyorum. Neredeyim, ya da neyim? Varoluşumu hangi nedenlerden türetirim, ve hangi duruma geri döneceğim? Kimin iyiliğini elde etmeye çalışayım, ve kimin öfkesinden korkmalıyım? Hangi varlıklar kuşatır beni, ve kimin benim üzerimde etkisi ve benim kimin üzerinde etkim vardır? Tüm bu sorularla kafam karıştı, ve kendimi imgelenebilecek en acıklı durumda, en koyu karanlık tarafından kuşatılmış ve her örgen ve yetinin kullanımından bütünüyle yoksun bırakılmış duymaya başlıyorum.

Ne mutlu ki, ‘us’ bu bulutları dağıtmaya yeteneksizken, ‘doğanın kendisi’ bu amaç için yeterlidir, ve ya bu kafa eğilimini gevşeterek ya da küçük bir oyalanmayla ve duyularımın tüm bu kuruntuları gideren diri izlenimiyle beni bu felsefi [aslında, ‘kuşkucu’] melankoli ve sabuklamadan kurtarır. Yemek yerim, bir tavla oynarım, söyleşilere katılırım, ve dostlarımla mutluyumdur; ve üç dört saatlik eğlenceden sonra, bu [‘kuşkucu’] kurgulara geri döndüğüm zaman bunlar öylesine soğuk, gergin ve saçma görünürler ki, içimden onlara daha öte girmek gelmez."

* * *

I am first affrighted and confounded with that forelorn solitude, in which I am plac’d in my philosophy, and fancy myself some strange uncouth monster, who not being able to mingle and unite in society, has been expell’d all human commerce, and left utterly abandon’d and disconsolate. Fain wou’d I run into the crowd for shelter and warmth; but cannot prevail with myself to mix with such deformity. I call upon others to join me, in order to make a company apart; but no one will hearken to me. Every one keeps at a distance, and dreads that storm, which beats upon me from every side. I have expos’d myself to the enmity of all metaphysicians, logicians, mathematicians, and even theologians; and can I wonder at the insults I must suffer? I have declar’d my dis-approbation of their systems; and can I be surpriz’d, if they shou’d express a hatred of mine and of my person? When I look abroad, I foresee on every side, dispute, contradiction, anger, calumny and detraction. When I turn my eye inward, I find nothing but doubt and ignorance. All the world conspires to oppose and contradict me; tho’ such is my weakness, that I feel all my opinions loosen and fall of themselves, when unsupported by the approbation of others. Every step I take is with hesitation, and every new reflection makes me dread an error and absurdity in my reasoning.

...

[I] am ready to reject all belief and reasoning, and can look upon no opinion even as more probable or likely than another. Where am I, or what? From what causes I derive my existence, and to what condition shall I return? Whose favour shall I court, and whose anger must I dread? What beings surround me? and on whom have I any influence, or who have any influence on me? I am confounded with all these questions, and begin to fancy myself in the most deplorable condition imaginable, inviron’d with the deepest darkness, and utterly depriv’d of the use of every member and faculty.

Most fortunately it happens, that since reason is incapable of dispelling these clouds, nature herself suffices to that purpose, and cures me of this philosophical melancholy and delirium, either by relaxing this bent of mind, or by some avocation, and lively impression of my senses, which obliterate all these chimeras. I dine, I play a game of back-gammon, I converse, and am merry with my friends; and when after three or four hour’s amusement, I wou’d return to these speculations, they appear so cold, and strain’d, and ridiculous, that I cannot find in my heart to enter into them any farther.

IDEA YAYINEVI / IDEA PUBLISHINGHOUSE - ISTANBUL
Bu sayfa 1/1/1999'da yüklenmiştir
15/01/2000 tarihinde güncellenmiştir
Site tasarı ve yapım M. Diren
eurora@ideayayinevi.com
© İDEA YAYINEVİ 1999