COPLESTON FELSEFE
TARİHİ
Yararcılık
ve Pragmatizm
-
DENİZ CANEFE
-
- Yararcılık olarak bilinen dünya görüşü Fransız
Aydınlanmasının ve İngiliz Görgücülüğünün özdekçi
düşüncelerinin ahlak ve törellik alanında uygulanışıdır.
Yararcılığın temel varsayımı insan doğasında haz ve
acının belirleyiciliği ve evrensel bencilliktir. Birey
davranışında özgür değil ama tutkularının kölesidir.
Ahlak felsefesi ya da törebilim buna göre Bentham
tarafından “insanların eylemlerini çıkarları söz konusu
olanlar payına olanaklı en büyük mutluluk niceliğini
üretmeye yönlendirme sanatı” olarak tanımlanır.
İnsanın tüm düşüncesini ve davranışını fiziksel terimlerde
açıklayan bu kuramda a priori ‘doğal hak’ kavramı ya
da evrensel ‘insan hakları’ kavramı yalnızca bir aldatmaca,
bir uydurma olarak görülür. Duyusal dürtüleriyle davranan
birey yalnızca kendi çıkarını arar, bencildir. Böyle
bireylerden oluşan bir toplumun her üyesi atomik, yalıtılmış
bir kendiliktir. Böyle bireylerin aralarındaki biricik
ilişki biçimi zorunlu çıkar ilişkisidir ve ortaya çıkması
kaçınılmaz olan çıkar çatışmalarında kazanan yan güçlü
olan yandır. Bu bireylerden oluşan toplumun dağılmamak
için, yokolmamak için doğal olarak bir düzenleme ve
denetime gereksinimi vardır. Ama bu durumda kurumsallaşan
yasa, yani devlet evrensel istencin anlatımı olmak yerine
güçlünün istencinin dayatılması olacaktır. Nitekim modern
tarihte mülksüzler, azınlıklar ve kadınlar politik süreçten
dışlanmış ve söz hakkı güçlünün olmuştur. Bu yolda belirlenen
yasanın üzerinde bir doğal yasa (insan hakları) yoktur.
İnsanların yalnızca insan olmalarından gelen geri alınamaz
evrensel haklarının olduğunu doğrulayabilmek için, herşeyden
önce insanda içgüdüsel dürtülerin ötesinde duygu ve
düşünce yetilerinin olduğunun, insanların çıkarsızca
sevgi duyabildiklerinin, iyi ve kötüyü çıkarsızca ayırdedebilecek
bir duyunç taşıdıklarının doğrulanması gerekir. Oysa
iyiyi yararlı olana, ve yararlı olanı haz verici olana
eşitleyen yararcılık ve pragmatizm için “çıkarları söz
konusu olan insanlar payına en büyük sayının en büyük
mutluluğuna” ulaşmanın her yolu geçerlidir—bu yol kendinde
ne denli eğri, ne denli kötü olursa olsun.
Bu çözümlemeden yola çıkıldığında, düşünce haz ve acının
hizmetinde olmalıdır, ve görevi toplumsal yapıyı daha
düzenli, daha tahmin edilebilir ve gerektiğinde daha
kolay denetlenebilir kılmak için kimi düzeltmeler sağlayabilmektir.
Bu pragmatik düşünce yapısı içersinde kapitalizmin daha
pürüzsüz işlemesi için gereken ince ayarlar yapılabilir,
bir laissez faire politikasının önündeki duyunç engelleri
çürütülebilir. Kendileri East India Company’nin üst
düzey memurları olan yararcılardan gelen felsefi destekle,
Avrupa ‘insanlığın’ yararı için sömürgeciliği, ‘insanlığın’
ilerlemesi için köleciliği savunabilir ve uygulayabilir,
ve yüreğinde en ufak bir kuşku taşımaksızın kendi haklılığı
için derin bir inanç duyabilirdi.
|