COPLESTON
FELSEFE TARİHİ
YUNANİSTAN VE ROMA FELSEFESİ
CİLT 1 BÖLÜM
1a
Frederick Copleston
Sokrates
(1946)
birinci baskı 1986,
ikinci baskı 1990,
üçüncü baskı 1997,
Çeviren: Aziz Yardımlı
ISBN: 975 397 009 9
11.5 X 19 cm 128 sayfa
|
|

COPLESTON FELSEFE TARİHİ
ÖN-SOKRATİKLER VE
Sokrates
YUNANİSTAN VE ROMA FELSEFESİ
CİLT 1 BÖLÜM 1a
-
AZİZ YARDIMLI
Felsefenin doğal itkisi Meraktır—ve bu
olağanüstü duygu anlıksal özgürlüğün en arısının eşliğinde
olduğu zaman, düşünce hiçbir dışsal kaygı ile güdülmeksizin kendini özgür
devimine bırakabildiği zaman doğallıkla kurgul olacak, bilmenin güvenliğini
ve pekinliğini bu en akışkan, en saydam ortamda üretmeyi başarabildiği
zaman felsefe olarak bilinen o eşsiz ussal etkinlik başlayacaktır. Bu yüzden
denebilir ki felsefenin biricik tarihsel öngereği düşünceye koşulsuz Özgürlük
şansını verecek olan ortamdır, ve bu ortam ne yerdeki ne de gökteki despotizmi
hiçbir zaman tanımamış, hiçbir zaman saymamış olan İyonya’dır. Böylece
ilk antik düşünürler gerçeği hiçbirşey karşısında ikincil ya da güdümlü
görmemişler, eksiksiz bir düşünsel yüreklilikle dünyalarını kendi uslarında
anlamaya çalışmışlardır—doğal gözlemin ve tarihsel sürecin sınırları içersinde.
Doğuş, özellikle felsefeninki ise, olgunlaşmak için henüz uzun bir yolun
aşılması gerektiğini imler. Kendiliğindendir, verili bir gizilliğin kendini
açındırmasıdır—ve felsefe durumunda bu gelişim kavramın imgelerle örtülü
devimidir (Su, Toprak, Hava, Ateş—ama düşünsel birer ilke, birer idea olarak,
yoksa metafiziğin yerine en iyisinden fiziğin başlangıcı söz konusu olurdu)
ve henüz özbilinç eksiktir—bu yüzden İyonya Evrenbilimi.
Genç felsefe daha sonra kavramsal devimdeki
şu ya da bu boyutun öne çıkmasıyla, ve her zaman bu öğede taşkınlığa varan
bir vurguyla gelişimini sergiledi, kendini kendi içinden yıkarak ve dönüştürüp
yeniden üreterek kurgul açınımını sürdürdü. Ve Anaxagoras Evrenin özü olarak
Nousu ileri sürdüğü zaman, felsefe şeylerin gerçeğini düşüncede saptama
etkinliği olarak kendinin bilincini kavradı.
Varlığın gerçeğini doğada aradılar.
Ama burada Us kendini tüketemez—doğal bilgelikten tinsel bilgeliğe yükselmenin
zorunluğu. Sokrates İyi ve Doğru olarak Gerçekliği insanın törel doğasında
aradı, Atina duyuncunu, yürürlükteki törelliği bir ironi konusu yaptı.
Ayrım öldürücüydü.
Felsefenin doğuşu ona eşlik eden inanılmaz
düşlem gücüne, gün ışığına ilk çıkışın güçsüzlüğüne karşın görkemlidir,
çünkü salt kendi içinden doğmuş olmanın coşkusu, salt kendi öz açınımını
şekillendirmenin güzelliği olarak, varoluşunun öğesini bulduğu yer özgürlüğün
tözüdür—arı düşünce.
|
|