Platon
yayınlar
noeta
okumalar
sanat
metinler
yaşamöyküleri
olaylar
alışveriş
indirme
yazışma
iş
bağlantılar


COPLESTON
FELSEFE TARİHİ
ÇAĞDAŞ FELSEFE
CİLT 5BÖLÜM a
Frederick Copleston
Hobbes • Locke 
(1959)
"İngiliz Görgücülüğü" kapsamında
birinci baskı 1990,
ikinci baskı 1996
Çeviren: Aziz Yardımlı
ISBN:  975 397 008 0
  11.5 X 19 cm 140 sayfa
 
 

COPLESTON FELSEFE TARİHİ
Hobbes • Locke
ÇAĞDAŞ FELSEFE 
CİLT 5 BÖLÜM a
AZİZ YARDIMLI

 
 

Hobbes büyük İngiliz ‘felsefecisi’dir. Şu nedenlerle:

1) Avrupa’da düşünen her insanın despotizme başkaldırmaya başladığı bir dönemde, Kralların Saltık Yetkeciliğini savunmayı sürdürmüştür.

2) Yalnızca cisimsel/özdeksel şeylerin varlığını kabul ederek, ve aynı zamanda Tanrının varlığını da kabul ederek, Tanrının da cisimsel olduğunu ileri sürmüştür.

3) Yine, insan ruhu da ‘doğal bir cisim’ olduğuna göre, insan tutkularından doğan sonuçların irdelenişini, ‘törebilim’ dediği şeyi, ‘fiziğin’ bir alt dalı olarak görmüştür.

4) Uslamlamayı yalnızca ADların bir “dir” koşacı yoluyla bitiştirilmesi olarak, bir hesaplama işlemi (toplama ve çıkarma) olarak görmüştür.

5) İlk gerçeklikleri (belitler) ADları saptayanlar tarafından keyfi olarak belirlenen şeyler olarak görmüştür.

* * *

Locke da bir ‘felsefeci’ idi. Felsefenin a priori doğasını reddetti. Tüm bilgeliğini beş duyularına borçlu olduğuna, kavramlarının boş bir tablet olan anlığı üzerine duyular aracılığıyla basıldıklarına inandı. Ve her nasılsa bu yolda üretilen evrensellerin (adsal özlerin) hiç kuşkusuz şeylerin kendilerinin (olgusal özler) değil ama düşüncelerin ve sözcüklerin bir yüklemi olduğunu, bilginin yalnızca düşüncelerimiz arasındaki ilişki olduğunu, böylece “deneysel felsefe”de tanıtlama ya da gerçekliğin söz konusu olmadığını, doğal bilimin hiçbir zaman bir bilim olamayacağını, dahası, “pekala kendi varlığımızdan da kuşku duyabileceğimizi” vb. belirtti.

Ne Platon’dan ne de Aristoteles’ten, ne Descartes ne de Spinoza’dan hiçbirşey öğrenmeyen Locke düşünce tarihinde barbarlığın da söz hakkı olduğunu gösterdi. Ve İngiliz Görgücülüğünün anamalcılık ile, sömürgecilik ile, kölecilik ve kitle kıyımları ile en iyi bağdaşan entellektüel yapı olduğunu sözü ve eylemiyle tanıtladı. 17’nci yüzyılda “Carolina’nın Temel Anayasası” (The Fundamental Constitutions of Carolina) için taslağın yazarı John Locke’dur. Bu anayasa kölelik kurumunu kabul eder ve korur. Hıristiyanlığın kölelik kurumu ile bağdaşmadığı söylense de, Locke’un yazdığı anayasa kölelerin Hıristiyanlığa dönmelerine karşın köleliklerinin sona ermesine izin vermez.

* * *

Locke modern bilincinin doğal saydığı bu tür 'dışsal' noktalar nedeniyle tanınmaz. Bunlar kuramcılığı 'ilgilendirmeyen' önemsiz konulardır. Locke’un önemi David Hume’un dört dörtlük görgücülüğüne, sonra Bentham’ın yararcılığına, sonra James’ın pragmatizmine, sonra analitik geleneğe, sonra mantıksal atomizme, sonra mantıksal pozitivizme, sonra mantıksal görgücülüğe, sonra dil “felsefeciliğine” vb. götüren yolu açmasında yatar.

IDEA YAYINEVI / IDEA PUBLISHINGHOUSE - ISTANBUL
Bu sayfa 1/1/1999'da yüklenmiştir
15/01/2000 tarihinde güncellenmiştir
Site tasarı ve yapım M. Diren
eurora@ideayayinevi.com
© İDEA YAYINEVİ 1999