COPLESTON
FELSEFE TARİHİ
ÇAĞDAŞ FELSEFE
CİLT 7 BÖLÜM 1c
Frederick Copleston
Hegel
(1946)
Birinci baskı 1985,
İkinci baskı 1989,
üçünçü baskı 1996
Çeviren: Aziz Yardımlı
ISBN: 975 397 001 3
11.5 X 19 cm 96 sayfa
|
|

COPLESTON FELSEFE TARİHİ
Hegel
ÇAĞDAŞ FELSEFE
CİLT 7 BÖLÜM 1c
-
AZİZ YARDIMLI
Yöntem söz konusu olduğunda, felsefenin
karşılaştığı en yaygın ve en engelleyici önyargı onun da tıpkı bir fizik
gibi, bir matematik vb. gibi usun doğalişleyişi yoluyla öğrenilebileceği,
Gerçekliğin hiçbir özel düşünme yöntemi gerekmeksizin her tür önyargıya
izin veren sıradan uslamlamalar yoluyla anlaşılabileceği sanısıdır. Eytişimi
anlamayan bilinç için felsefe henüz yalnızca boş bir hedeftir. Ya da prag-matik
bir sorundur ki, bilincine düşüncesinin kurgul devimini bilmeyi yasaklayarak
Gerçekliğe karşı, Erdeme karşı, ve Bilime karşı nihilist bir içerleme,
analitik bir laçkalık, giderek pozitivist bir düşmanlık yaratır.— Doğal
bilinç doğal mantığı ile düşünür, kavramların kendiliğinden ya da içgüdüsel
işlemlerinde kuramsal, törel, politik vb. görüngüler oluşturarak ve bunlara
deneyim diyerek onlarda, aslında kaba duyuların kendilerinde yanılmaz gerçeklik
ve pekinlik ölçütünü bulduğunu sanır. Ve aynı ürkek bilinç yine aynı ölçüte
dayanarak, düşüncesini hayvana özgü sezgi ve duyunun üstüne yükseltemeden
"felsefe" yapmaya başlar başlamaz, duyulur-olmayan yasalar ve ilkeler kapsadığı
için tüm Bilime ve tüm Felsefeye öfke duyar, Gerçekliği ruhundaki ve beynindeki
nihilist boşluğuna atar.—İşin olumsuz yanı budur. Olumlu yana gelirsek,
felsefe insan varoluşunun en temel sorunlarının yalnızca ussal düşünce
ile anlaşılabileceğinin ve çözülebileceğinin bilinciyle, Usa güvenen bir
yürek, ve Yüreğe güvenen bir Us ile bağlar. Tüm ansal etkinlikler içinde
yalnızca felsefe özgür düşünceye dayanarak Gerçekilk ile ilgilenir, ve
düşünmenin bilinçsiz kendiliğindenliğini küçümseyen özgür ussal düşünce
işleyişinin her adımının kendisinin tanıtlama almasını ister çünkü Gerçeklik
bir oyun değildir. Çünkü Gerçeklik insanı insan yapan ve yapacak alan Değerdir.
Çünkü gerçeklik en yalın anlamı içinde tanıtlanmışlıktan, özbilinçi bir
mantıksallıktan başka birşey değildir. Ama tanıtlama da kendini tanıtlamalı,
varsayımsız başlangıcıyla varsayımsız bir ilerleme olduğunu göstermelidir.
Gerçek anlamı içinde tanıtlama düşüncenin en iç doğasındaki arı deviminden
başka birşey değildir,—bir ilkeden bir başkasına dışsal ya da olumsal bir
sıçrayış değil, ama bir kavramın kendisinden zorunlu olarak ürettiği bir
ikiniciye ilerleyiştir. Bu sayıltısız devim ancak verili olanın (1) o denli
de kendisi olmayan birşey, ya da kendi karşıtı (2) olmasıyla olanaklıdır,
ve bu kendinde kendi olumsuzu olma, ya da kendinde-o-denli-de-kendi-karşıtı-olma
sözcüğün gerçek anlamıyla eytişim denilen şeydir. Ama ortadan kaldırılanın
onu ortadan kaldıranda saklanması, karşıtların bu biricik ussal birliği
(3), bu yeni kavram düşüncenin sürekli deviminden başka birşey değildir.
Ve bu birlik gerçekte o denli de çelişki olduğu, ama çelişkinin gerçeği
kendini ortadan kaldırmak olduğu için, eytişimin bu kez ortaya koyduğu
şey tüm dolaylılığın ortadan kaldırılışı ve bir kez daha dolaysızlık olarak
yeni ve daha yüksek bir başlangıca yükseliştir. Kuramsal/kurgul düşüncenin
çözümlemesi, anlak için sunuluşu budur. Düşünce bu deviminde varsayımdan
saltık olarak özgürdür, ve çıkarsama ya da tanıtlama olan bu arı eytişimin
her kıpısı gerçeğin kendisidir. Gerçekte bu süreç insan usunda, onun en
özsel doğasında kendindebiteviye işleyen gelişimin kendisidir, ve felsefe
yalnızca bu devimi düşüncede insan için saptama ve onu doğa ve insan dünyasındaki
şekillenişi içinde ortaya çıkarma, gerçek ve bütün insan bilincini üretme
etkinliğidir; ya da, bu düşünme etkinliğinin adı felsefedir.
|
|