-
AZİZ YARDIMLI
Descartes Avrupa modern döneminin ilk
felsefecisi olarak bilinir. Ama gerçekte
Descartes
herhangi bir yerelliğin ve herhangi bir tarihselliğin göreli bakış açısının
ötesine uzanan Batılı ilk gerçek ussalcıdır. Ve böyle olarak bugün de Usun
gerisinde kalan bilincin ilk eleştirisidir:
1) Usun tüm inaklar karşısında, tüm
boşinanç karşısında Saltık Gerçeklik ve Saltık Anlam olduğunu gördüğü için;
2) Usun tüm insanlara eşit olarak
paylaştırıldığını gördüğü için;
3) Gerçekliğin insan-üstü olmadığını,
bir öte-yan sorunu olmadığını, insan usu tarafından DOĞAL OLARAK kavranabileceğini
gördüğü için;
4) Böylece her insanın, tüm insanlığın
bilincine GERÇEKLİK BİÇİMİnin kazandırılabileceğini gördüğü için;
5) BİLİMİ insanın bu eksiksiz bilince
doğru gelişiminde vazgeçilmez önemde ve değerde gördüğü için;
6) Tüm modern törelliği sorgusuzca
doğrulamadığı, tersine bir İDEAL/USSAL TÖRELLİK uğruna onu koşulsuzca reddettiği
için;
7) İnsanlığın eksiksiz Duyarlık, eksiksiz
Duyunç ve eksiksiz Gerçeklik boyutlarında evrensel olarak, dünyasal olarak
İDEALE GELİŞME yeteneğinde olduğunu kavradığı için.
Eğer insan varoluşu insana yaraşır
bir biçim kazanacaksa, bu biçim kendi özü tarafından, gerçeklik, güzellik
ve türellik tarafından belirlenecek, DEĞER dediğimiz şey saltık olarak
insanın varlığının ve varoluşunun kendisi olacaktır. Ve eğer bugün insana
güvensizlik, onun USSAL ÖZÜNE uygun olarak gelişme ve BÜTÜN İNSAN olma
yeteneğine inançsızlık egemense, bu kuşkucu ve kötümser yorum, bu kaba
realizm henüz sürmekte olan bir ÖTE-YANCILIĞIN anlatımıdır, henüz bir BİLİNEMEZin
gözdağı altındaki bir ENDİŞE dünyasının, ANLAMSIZ bir dünyanın, SAÇMA bir
dünyanın hiçliğinde yaşayan bilince aittir. Modern usdışı kendini sürdürmede
başlıca kaynaklarını bu nihilizmden, bu vazgeçmişlikten, bu boyuneğişten
türetir. Böyle bir tinin değerleri yalancı, bilinci yanılsama, kendisi
kendine yabancıdır. Ve böyle bir tinin varoluşu DUYARSIZLIK, TÜRESİZLİK,
SÖMÜRÜ ve SAVAŞtır.
Descartes özellikle bu aptal kuşkuculuktan
özgürleşmede, usun ideal öz-güvenine ulaşmada modern insanlığın yalnızca
kendi DOĞAL IŞIĞINA, yalnızca bu en değerli ve sonsuz kaynağına, varoluşunun
ona sunduğu kendi USUNA koşulsuzca bakma gereksiniminde olduğunu anımsatır.
DESCARTES’I ANLAYAN BİLİNÇ ÖZGÜR BİR VAROLUŞA YENİDEN DOĞAR—tüm güvensizliğin,
tüm yarı-insanlığın ortasında. Aldanmacanın ve yanılgının bilgisizlikle
bir olduğunu, yalnızca gerçeklik bilincinin türesizliğin üstesinden gelebileceğini,
yalnızca özbilinçli insanlığın özgür ve özerk olacağını, kendi aptallığının
ve aptalların egemenliğinden ve yönetiminden özgürleşip gerçekten uygar
ve gerçekten insan olacağını görür.