Hegel Üzerine Yorumlar – 2

 
 
 


1. Georg Lukacs
‘‘History & Class Consciousness’’
III: The Standpoint of the Proletariat

"Marxizmde somutlaştırıldığı biçimiyle proleteryanın bilimsel bakış açısı tarafından Hegel üzerinde yapılan büyük ilerleme derin-düşünce kategorilerinde insan bilgisinin 'sürekli' bir evresini görmeyi reddetmesinde ve onların burjuva toplumda, düşüncenin ve yaşamın şeyleşmesinde hem düşüncenin hem de yaşamın zorunlu kalıbı oldukları üzerinde diretmesinde yatar. Bununla diyalektiğin tarihin kendisindeki keşfi geldi. Bu yüzden diyalektik tarihe dışarıdan alınmaz, ne de tarihin ışığında yorumlanır (Hegel'de sık sık olduğu gibi), ama gelişiminin bu tikel noktasındaki mantıksal belirişi olarak bilinçli kılınan tarihten türetilir."

"The great advance over Hegel made by the scientific standpoint of the proletariat as embodied in Marxism lay in its refusal to see in the categories of reflection a ‘permanent’ stage of human knowledge and in its insistence that they were the necessary mould both of thought and of life in bourgeois society, in the reification of thought and life. With this came the discovery of dialectics in history itself. Hence dialectics is not imported into history from outside, nor is it interpreted in the light of history (as often occurs in Hegel), but is derived from history made conscious as its logical manifestation at this particular point in its development." (KAYNAK: History & Class Consciousness.)

Lukacs'ın çözülemesinde mantıksal kategoriler tarihsel koşullar tarafından belirlenen göreli biçimler olarak kabul edilirler. Daha sonra örneğin postmodernist Michel Foucault kavramların "toplumsal kurgular" olduklarını söyler. Kavramı öznel bir kurgu olarak alan bu tutum görgücülüğün tüm biçimlerine ortaktır.

 
 
 
2. Benedetto Croce
‘‘What is Living and What is Dead of the Philosophy of Hegel’’
I. The Dialectic or Synthesis of Opposites

"Hegel kendi karşıtlar öğretisine diyalektik der, ve yanlış anlaşılmaya açık olduğu için karşıtların birliği ve örtüşmesi biçimindeki öteki formüller reddeder, çünkü bunlarda vurgu yalnızca birlik üzerine getirilir, aynı zamanda karşıtlık üzerine değil. İki soyut öğeye ya da kendilerinde ve kendileri için alınan karşıtlara momentler der — bir beti ki kaldıracın momentlerinden alınmıştır, ve "moment" sözcüğü kimi zaman üçüncü terime, bireşime de uygulanır. İlk ikisinin üçüncü ile ilişkisi "çözüm" ya da "yenme" (aufheben [= ortadan kaldırma]) sözcüğü tarafından anlatılır. Ve bu, Hegel'in belirttiği gibi, ayrılıkları içindeki her iki kıpının da olumsuzlandıkları, ama bireşimde saklandıkları anlamına gelir. İkinci terim (birinci ile ilişki içinde) olumsuzlama olarak, ve üçüncüsü (ikinci ile ilişki içinde) olumsuzlamanın bir olumsuzlaması olarak, ya da saltık olumsuzluk olarak görünür ki, o denli de saltık doğrulamadır. Eğer, anlatma uygunluğu uğruna, bu mantıksal ilişkiye sayısal simgeleri uygularsak, diyalektiğe [Hegel'de 'kurgul'a] bir üçlü ya da üçlülük diyebiliriz, çünkü üç terimden oluşmuş görünür; ama Hegel hiçbir zaman bizi kurgul gerçekliğin anlatımı için bütünüyle uygunsuz olan bu sayı simgeciliğinin dışsal ve keyfi karakterine karşı uyarmaya son vermez. Ve gerçekten de, sağın olarak konuşursak, eytişimsel üçlüde üç kavram değil, ama tek bir kavram düşünürüz ki, kendi içi doğasında ve yapısında somut olan evrenseldir. Daha ötesi, bu bireşimi elde edebilmek için herşeyden önce terimlerin karşıtlığını tanıtlamak zorunludur. Ve eğer karşıtlığı tanımlayan etkinliğe anlak, ve bireşimi veren etkinliğe us denirse, açıktır ki anlak us için zorunludur, onun bir kıpısıdır, ona özünlüdür; ve gerçekten de Hegel onu zaman zaman böyle görür."

"Hegel calls his doctrine of opposites dialectic, rejecting, as liable to cause misunderstandings, the other formulae of unity and coincidence of opposites, because in these stress is laid only upon the unity, and not at the same time upon the opposition. The two abstract elements, or the opposites taken in and by themselves, he calls moments, a figure taken from the moments of the lever, and the word "moment" is sometimes also applied to the third term, the synthesis. The relation of the two first to the third is expressed by the word "solution" or "overcoming" (aufheben). And that, as Hegel intimates, means that the two moments in their separation are both negated, but preserved in the synthesis. The second term (in relation to the first) appears as negation, and the third (in relation to the second) as a negation of negation, or as absolute negativity, which is also absolute affirmation. If, for convenience of exposition, we apply numerical symbols to this logical relation, we may call the dialectic a triad or trinity, because it appears as composed of three terms; but Hegel never ceases putting us on our guard against the extrinsic and arbitrary character of this numerical symbolism, which is altogether unsuited to the expression of speculative truth. And indeed, to speak accurately, in the dialectic triad we do not think three concepts, but one single concept, which is the concrete universal in its own inner nature and structure. More than that, in order to obtain this synthesis it is above all things necessary to define the opposition of the terms. And if the activity which defines the opposition be called intellect, and the activity which yields the synthesis reason, it is evident that intellect is necessary to reason, is a moment of it, is intrinsic to it; and this, indeed, is how Hegel sometimes considers it." (KAYNAK: Benedetto Croce (1906), “What is Living and What is Dead of the Philosophy of Hegel”; I. The Dialectic or Synthesis of Opposites.)

Croce Hegel'in kurgul felsefesinin sık sık görülen istekli ama zoraki bir kavrayışını, aslının çok zayıf bir eşlemini verir. Tutkulu çözümlemesi Hegel'in felsefesinin sonuçlarının doğrulandığına tanıklık eder, hiçbir biçimde tanıtlarının anlaşıldığına değil.

Benedetto Croce (1866-1952) (Wikipedia)

"Hegel tarafından ve Fichte gibi daha başka Alman idealistleri tarafından büyük ölçüde etkilenen Croce Tin Felsefesi dediği şeyi üretti. Croce ateşli bir idealistti ve 'arı kavram[lar]' ya da yalın idealar dışında her olgusallığı yadsıdı. 'Arı Kavramlar' onun için büyük ölçüde Platon'un İdealarıdır ve Kant'ın kategorilerine benzerler; nicelik, nitelik, evrim gibi şeyler vardır, taşıdığımız her idea az çok evrensel bir idea olarak betimlenebilir. Çıkardığı vargı eğer tüm olgusallık bir idea ise, tüm olgusallığın salt mantıksal kavramlara indirgenebileceği biçimindeydi, ve bunu izleyen yapıtlarının çoğu mantık üzerine açımlamalardır. Tüm din biçimlerini yeterince mantıksal olmadıkları için reddetti, ve metafiziğin çoğunu aynı yolda görmeye başladı. Tüm metafiziğin dinsel düşüncelerin yalın aklanışları olduğunu ve tam, elverişli felsefi düşünceler olmadığını gördü. Gene de idealizme sarılmayı sürdürdü."

 

Heavily influenced by Hegel and other German Idealists, such as Fichte, Croce produced what was called, by him, the Philosophy of Spirit. Croce was an ardent idealist, and denied any reality other than "pure concept", or simply ideas. "Pure Concept" to him are largely Plato's Ideas, and are similar to Kant's categories, there are things like quantity, quality, evolution, more or less any idea we have that can be described as a universal idea. He came to the conclusion that if all of reality was an idea, all of reality could be reduced to purely logical concepts, and most of his works from there on are expositions on logic. He rejected all forms of religion, as not logical enough, and came to view most metaphysics in the same manner. He felt that all metaphysics are simple justifications of religious ideas and not full, viable philosophical ideas. Nevertheless, he held onto his idealism.

 
 
 
3.

 

 

 

 
 
 


...
   
 

 
Previous

Aziz Yardımlı 2007 Tinin Görüngübilimi İdea Yayınevi

Previous