Notlar

 
 
 


1. Tinin Görüngübilimi’nin Nesnelliği Onu Yorumlamayı Olanaksızlaştırır.
Yorum tanıtlanmamışlıktır.
Dolayısıyla tanıtlanmışlığı olduğu gibi bir başka yorumu da çürütemez.

Tinin Görüngübilimi’nin (aslında Hegel’in dizgesinin bütününün) nesnel bir yorumunun olanaksız olduğu söylenir. Bu saf gözlem doğrudur, ama ‘nesnel’ yorumun olanaksızlığı nedeniyle değil (çünkü her yorum özneldir), Tinin Görüngübilimi’nin kendisinin bir yorum olmaması nedeniyle. Bir yorum ancak kendisi daha şimdiden bir yorum olanı yorumlayabilir.

Yorumun nesnesi bir fenomendir — bir metin, bir anlam dizgesi, bir olay, bir deneyim vb. Bir fenomen salt bir fenomen olduğu için kendisi bir yorum olarak başka türlü yorumlanmaya açıktır. Yorum olumsal bir bilinçtir, çünkü kişisellik, kültür, zaman, dil, tarih vb. tarafından koşullandırılır, doğal bilincin öznelliğinin damgasını taşır. Yorum nesnelliğe ulaşamamanın anlatımı ve kaçınılmaz almaşığıdır. Nesnel bakış açısı ise ancak kavramın kendini kendi nesnelliği, zorunluğu, mantıksallığı içinde açındırması yoluyla olanaklıdır. Ancak mantıksal olan açımlama yorumdan bağışıktır ve bu düzeye dek yorumlama ancak Logosu Us olarak değil, ama Söylem, Dil, Metin, Simge, İm vb. olarak gören ‘felsefelere’ özgüdür.

Hegel’in Görüngübilim’de sunduğu çözümlemenin nesnel olması ölçüsünde, çalışmanın herhangi bir yoruma konu edilmesi onu başkalaştırır, bozar, o olmayan birşeye indirger. Yorum özne ile görelidir, yöntemsel olarak olumsaldır, olduğundan başka türlü de olabilir; Hegel’in felsefesi ise yöntemi mantıksal zorunluk olan bir çözümlemedir, özsel olarak olduğundan başka türlü olamaz. Böyle nesnelliğin olanaklı olup olmadığı sorusu ancak ussalcılık tarafından olumlu olarak yanıtlanır ve yalnızca ussalcılık yorumu ortadan kaldırmanın olanağını kabul eder ve yerine getirir. Hermeneutik ise daha baştan bilgide nesnelliğin olanaksızlığın, böylece nesnel olduğu düzeye dek bilginin olanaksızlığının kabullenilmesidir.

Yorumun kendisi daha öte yorumu kabul eder. Örneğin Hyppolite’in Görüngübilim üzerine yorumunun kendisi başka yorumlar tarafından salt bir yorum olarak görülür ve onu değerlendirmede özsel sorun öznel olarak koşullandırılmasının düzeyinin ve ölçünlerinin saptanması iken, yorumu yorumlayan yorumlar onu kendi eşit ölçüde tikel ölçünlerine göre ölçerler. Hegel’in dizgesi durumunda yorum mantıksal dizgeyi bütünlüğü içinde ve yöntemli olarak anlamayı başaramayan bilincin yalnızca anlaşılır bulduğuu yanlara dayanarak açımlama girişiminde bulunmasından başka birşey değildir.

Ama bir yorumlar türlülüğünden ve giderek karşıtlığından söz etmek ancak bir nesnellik olanağı varsayımı altında olanaklı ve anlaşılabilirdir, çünkü yorum kendinde kendi karşıtını, nesnelliği imler.

Felsefecinin özellikle Hegel okuması durumunda zorunlu olarak mantıksal-nesnel olması gereken düşünce bağlantıları ideolojik bir okuma durumunda bir kural olarak moral etmenler tarafından bastırılır, çünkü bunlar duyuncun en dokunulamaz kaynaklarından, değer adına en yaraşır belirlenimlerden geldikleri için sorgulanmaları bile bir tür saygısızlık olarak algılanır. Bu normlar yorumlama için ölçütler olarak hizmet ederler.

Yorum kavramın kendi açınımını izleme anlamında özgür değildir, çünkü öznelliğe — tümü de tanıtlamadan bağışık tutulan ilkelere — bağımlıdır. Oysa düşüncede özgürlük düşünceyi dilediği yöne sürüklemek değil, kendini kavramın zorunluğuna bırakmaktır.

 
 
 

 

 

 

 
 
 

 

 

 

 
 
 

 

 

 

 
Previous Aziz Yardımlı 2007 Tiningörüngübilimi İdea Yayınevi Previous