-------- Original Message --------
Subject: Varlık ve Zaman - 2004 - İdea Yayınevi
From: aziz@ideayayinevi.com
Date: Wed, December 03, 2008 12:36 am
To: okurmektup@newsweek.com.tr

Sayın Semin Gümüşel,

Derginizde yayınlanan bir yazı
( http://www.newsweekturkiye.com/haberler/detay/20941/Kim-kimi-cevirdi?reload=true ) ciddi olarak can sıkıcı ve yakışıksız.

Heidegger'in "Sein und Zeit/Varlık ve Zaman" adlı kitabını "Türkçe'ye çevirme ve Türk okuruyla buluşturma" gibi önemli bir görev 2004 yılında Aziz Yardımlı ve İdea Yayınevi tarafından yerine getirildi.

Derginize duyduğum saygıdan ötürü ve girişiminizin etik ve entellektüel karakterinin başkalarına da örnek olması konusunda sizler kadar kaygılı olduğum için konuyla ilgili gerçeği sizlere iletmeyi istedim. Bir Transparency International araştırmasına göre Türkiye'nin etik notu ne yazık ki çok yüksek değil. Ve "gurbetçi" Kaan Ökten'in davranışı da bunu doğrulayan ve durumun neden böyle olduğunu önemli bir ölçüde açıklayan nitelikte. Eğitimin bireylerin ahlak notunu yükseltmesi gerekir. Kaan Öktem bu çok sağlam kuralı bile sorgulayan bir davranış sergiliyor.

Kaan Ökten kendini öyle gösterdiği gibi "Varlık ve Zaman"ın çevirisini yapan ilk kişi değil, ama, ironik olarak, "Varlık ve Zaman"ın Türkçe çevirisini ilk satın alan kişidir. Bu bir abartma değil. Gerçekten de, 2004 yılında benim tarafımdan çevrilen ve İdea Yayınevi tarafından yayınlanan "Varlık ve Zaman" henüz dağıtıma verilmeden Beylikdüzü'nde Tüyap Kitap fuarında sunulduğu zaman kitabı *ilk* satın alan kişiye merak edip adını sorduğumda "Kaan Ökten" yanıtını aldım. Kendisi ile ilk ve son kez orada karşılaştım ve kısa bir konuşma yaptık.

Ben kendim "Varlık ve Zaman"ın çevirisine bir raslantı olarak yeni yılın ilk gününe (2004 1 Ocak) giren gece yarısında başladım ve herhangi bir ayin, tapınma, yakınma, yolculuk, terapi, gözyaşı vb. olmaksızın çalışmayı sekiz ay içinde tamamladım (Kaan Ökten için süre 12 yıl! Gerçekten de bir yaşam savurganlığı, ama bir amatör için doğallıkla kaçınılmaz). Heidegger metnini okumak ve çevirmek göreli olarak güçtür, çünkü düşüncesini doğrudan kavram üzerine olmaktan çok etimoloji üzerine dayandırır ve evrensel mantıksal bağlantılar yerine Almanca sözcüklere özgü yerel semantik oyunları geçirir (örneğin Duyunç/Gewissen gibi bir *kavram* anlatımını kullanmak yerine "iç ses" ya da "Çağrı/Ruf" gibi gündelik dile ait bir anlatımı yeğler ve onu bir moral-ussal yeti olarak değil, bir Konuşma/Reden kipi olarak görür ("Duyuncun daha derin çözümlemesi onu çağrı olarak ortaya serer. Çağrı bir söylem kipidir," benim çevirimde s. 385; -- Kaan Öktem'in arkaik çevirisinde bu "çağrı" sözcüğü "celp" olarak karşılanmış.)

Max Niemeyer Verlag ile yalnızca yayın hakları konusunda haberleşmedeki gecikmeden kaynaklanan bir sorun yaşadık. Ama bu sorun çözüldü ve Alman yayınevine Türkçe çevirinin yayın hakları için %7 oranında olan ödeme yapıldı. Çevirinin niteliği konusunda istenen bir akademik rapor Türkiye'de fenomenoloji üzerine uzman olan sayın Önay Sözer (Boğaziçi Üniversitesi) tarafından kendilerine iletildi (geçerken, Önay Sözer hakemlik yapması için Max Niemeyer Verlag tarafından o sıralarda ona da iletilen bir başka çeviriden dehşete düştüğünü belirtti ve isteği geri çevirdi). Max Niemeyer Verlag "Varlık ve Zaman"ın ikinci baskısı için İdea Yayınevi ile yeni bir sözleşme yapılacağını bildirmesine karşın, daha sonra bilinmeyen ve bugüne dek açıklanmayan bir nedenle bu sözleşmeden vazgeçti. (Max Niemeyar Verlag'da konu ile ilgilenen ve İdea Yayınevi ile iletişimi sürdüren kişi Brigitte Badelt'tir).

Bildiğiniz gibi Heidegger bir Nazi Partisi üyesiydi ve daha sonraki yaşamında da ölünceye dek Nazizmi kınamaktan kaçındı. Ama "Varlık ve Zaman"ı 1926 yılında, Hitler ile herhangi bir ilişkisinin olmadığı bir zamanda ve öğretmeni Edmund Husserl'in fenomenolojisinin etkisi altında yazdı. Husserl bir Yahudi idi. Heidegger daha sonra politik etkinliğini yaşamının öğretisine bağlayacağını ileri sürdü (Kaan Ökten'in "hakikat" dediği ve onu gözyaşlarına boğan öğreti). Heidegger Logos'u (Us) reddettiği için, son otuz yıl içinde özellikle Batıda popüler olan irrasyonalist postmodern düşünürler için önemli bir dayanak ve esin kaynağı oldu.

Eğer herşeye karşın olayda bir haber yanı varsa, bunun Kaan Ökten'in çevirisinin arkaik karakteri olması gerekirdi. Bir dil barbarlığının nasıl birşey olduğunu anlamak için söz konusu çevirinin yalnızca bir iki sayfasına bakmak yeterlidir. Türkçe çeviri denilen şeyin Türk diline turban giydirme denemesi gibi birşey olduğu çok kolay görülecektir.

Size ilişikte İdea Yayınevi tarafından yayımlanan "Varlık ve Zaman" metininin bir bölümünü gönderiyorum. İlginiz ve zamanınız için teşekkürler.

İdea Yayınevi web sitesi için: www.ideayayinevi.com

En içten saygılarımla,

Aziz Yardımlı
İdea Yayınevi

aziz@ideayayinevi.com

  İDEA YAYINEVİ 2009
   
  KAPA