.
Köthen
(1717-1723)
Bach, 1717’nin Aralık
ayında Köthen’de Kapellmeister
olarak görevine başladı.
 |
|
Prens
Leopold von Anhalt-Köthen, Bach’ın Köthen’de kaldığı yıllar boyunca
hizmet etmiş olduğu prensti. Bach tarafından çok sevilen bu müziksever
prens, prensliğinin toplam gelirinin yaklaşık çeyreğini müziğe
ayırıyor ve orkestrasına en gözde müzisyenler ile çalgıları getirttiriyordu.
Bach’ı hiçbir baskı olmadan özgür müzik yapması için yönlendiren
bu prens ona müzikal olarak geçirdiği en mutlu ve rahat dönemi
yaşatmıştı.
|
Kalvinist olması
nedeniyle dinsel müzik gerektirmeyen bu Köthen sarayında Bach, müziği
açısından en özgür dönemini geçirdi. Yeni koruyucusu olan 23 yaşındaki
Prens Leopold von Anhalt-Köthen çok büyük bir müzikseverdi ve Bach da
ona karşı derin bir sevgi duyuyordu. Bundan iki yıl önce Leopold hükümeti
annesi Gisela Agnes’ten üstlenmişti. Kalvinist olan annesi görevden
çekildikten sonra da büyük olasılıkla oğluna yönetimde katkıda bulmayı
sürdürdü. Ne var ki bu genç prensin ülkesinin toplam gelirinin yaklaşık
dörtte birini en önemli uğraş konusu olan orkestrasına ayırmasını engellemedi.
Prens değerli virtüözlerini Berlin’den özel olarak seçmişti, ve şimdi
ünlü Bach’ın ona yüklü bir para karşılığında Kapellmeister olarak
katılmasıyla herşey daha da eksiksiz oldu.
Prensin kendisi keman,
viola da gamba ile klavsen çalıyor ve sıradan bir çalgıcı olarak orkestrasına
katılmayı çok seviyordu. Ama prensin orkestrasıyla sarayda çalışması her
zaman uygun görülmediği için zaman zaman bu iş için dostu Bach’ın evine
gidiyordu.
Prensin onsekiz kişiden
oluşan orkestrası için parçalar yazmanın dışında, Bach aynı zamanda oda
müziği de yazıyordu. 1719 yılında Bach Berlin’e gidip saraya çok iyi bir
klavsen aldı ve bu onun klavsen için besteler yapma isteğini daha da güçlendirdi.
Zaten dinsel müzik yazma zorunluluğu olmayan Bach’ın böyle bir istek taşımadığı
belliydi. Orkestra ve oda müziği için yazdığı parçalarla Bach burada hiçbir
baskı ve zorunluluk olmadan yaşamının en güzel dönemlerinden birini geçirdi.
Besteler yapıyor, zaman zaman bir org ya da klavseni denemek için oraya
buraya yolculukediyordu. İki kere
Carlsbat’a giden prens Leopold’a orkestra ve çalgılarıyla birlikte eşlik
etmiş ve orada konserler vermişti. Bugün bile pek rahat olmayan Köthen-Carlsbat
yolculuğu o zamanlar onlar için oldukça güzel bir gezi olmuştu.
Ama ne yazık Bach’ın bu dönemdeki mutluluğu bir ölüm haberiyle bozuldu.
Carlsbat’tan Köthen’e ikinci dönüşünde Bach, karısı Maria Barbara’nın
kısa bir hastalıktan sonra öldüğünü öğrendi. Bach’ın dört çocuğu Catherina
Dorothea (12), Wilhelm Friedemann (10), Carl Philipp Emanuel (6), ve
Johann Gottfried Bernhard (5) annesiz kalmışlardı (bunların dışında
Bach’ın üç çocuğu da doğum sırasında ölmüştü). Genelde Bach’ın bu durumda
çocuklara bakılması için yeni bir evliliğe gereksinimi olduğu söylense
de, bu onun yeniden evlenmesinin arkasındaki ana neden olmayabilir.
Çünkü o sıralar Maria Barbara’nın çoktandır ailenin bir parçası olmuş
olan kızkardeşi Friedelena Magdalena çocuklarla ilgileniyordu. Gene
de 36 yaşındaki Bach bir trompetcinin kendisinden 16 yaş küçük olan
kızı Anna Magdalena Wilken ile evlendi. Bach kendisinin kazandığının
yarısını kazanan ve iyi bir soprano olan Anna Magdalena ile yaklaşık
bir yıldır süren ilişkinin ardından 3 Aralık 1721’de evlendi. Bach’ın
Maria Barbara ile olan ilk evliliğinin mutlu olduğu söylense de bu ikinci
evliliğinin daha mutlu olduğunun birçok göstergesi vardır.
 |
|
Bach’ın
Köthen’de hizmet ettiği ve çok sevdiği Prens Leopold’un karısı
Friederica Henrietta von Anhalt-Bernburg. Bach, prens Leopold
ile Friederica’nın evliliğinden bir hafta önce Anna Magdalena
ile evlenmişti (ilk karısı Maria Barbara Bach’ın ölümünden bir
yıl sonra). Bach prensin yeni karısını Köthen kentinin müzik yaşantısını
bozan kişi olmakla suçluyor ve ondan “amusa” (müzik düşmanı) diye
söz ediyordu.
|
Ne var ki Bach’ın
arkasından Prens Leopold’un da evlenmeye karar vermesi Bach için işleri
değiştirdi. Kuzeni Friederica Henrietta von Anhalt-Bernburg ile Bach’ın
evliliğinden bir hafta sonra evlenen Leopold’un sarayında bundan sonra
müzik yaşantısı önemsizleşmeye başladı. Bach’a göre bunun tek sorumlusu
prensin yeni karısıydı ve bu nedenle de ona ‘amusa’ (‘a-musa,’ müzik
düşmanı) adını taktı ve düşüncelerini yazdığı bir mektupta belirtti.
Ne var ki Bach’ın Köthen’deki hoşnutsuzluğunun tek nedeni prensin yeni
karısı değildi. O sıralarda prens Leopold parasını gittikçe artan bir
oranda Prusya ordusunun harcamalarına ayırmak zorundaydı. Bunun dışında,
Bach daha prens ‘amusa’ ile evlenmeden bir yıl önce yeni iş arama girişimlerine
başlamıştı bile. Ayrıca prensesin Bach’ın kentten ayrılmadan önce ölmüş
olması da onun sorunların başlıca kaynağı olmadığını gösterir.
Bach yeni iş bulma
girişimlerinini sürdürdü ve ancak üçüncüsünde sonuç alabildi.
Bunların ilki 1720 yılının
sonlarında (prens Leopold evlenmeden bir yıl önce) Hamburg’daki Jacobikirche’deki
bir görev için başvurusuydu. Çok iyi bir orgu olan bu kilisede Bach
çok iyi bir konser verdi ve o sırada neredeyse yüz yaşında olan büyük
usta Reinken’i
bile etkileyip orada çalışması için öneriler aldı. Ne var ki işe alınması
için kiliseye vermesi gereken bir bağışı vermeyi reddedince iş başkasına
verildi.
Bach’ın ikinci
denemesi Brandenburg’taki bir yer içindi. Burada bulunan Margrave Christian
Ludwig’in Berlin Şatosunda kendi küçük bir orkestrası vardı. Bach Brandenburg
Konçertolarını ona adamış ve alçakgönüllü bir şekilde “cennetin ona bağışlamış
olduğu küçük müzik yetenekleri”ni anımsatmıştı. Ne var ki bu denemesi de
sonuçsuz kaldı.
Bach üçüncü girişiminde
Leipzig’teki ölen kantor Johann Kuhnau’nun ardılı olmak için başvuruda
bulundu. Ama bu iş için Bach’tan önce sırada iki kişi daha vardı. Bunlardan
birincisi Hamburg’da müzik yönetmeni olan ünlü Georg
Philipp Telemann’dı. Telemann’ın öneriyi geri çevirmesi üzerine
sıradaki kişi olan Christoph Graupner’e gidildi. Ama onun da kendi işinden
izin alamamasından ötürü sonunda iş Bach’a verildi.
Leipzig o sıralar
Bach için pekçok nedenle uygun bir yerdi. Onu Leipzig’i yeğlemeye götüren
nedenler arasında eski okul arkadaşı Georg Erdmann’a bir mektubunda yazmış
olduğu gibi kendi oğullarının iyi bir eğitim almaları gibi bir sorun dabulunuyordu.
Bu iş içinde kalmakta olduğu ve hiçbir iyi üniversite barındırmayan Köthen
uygun bir yer değildi. Bunun dışında bir başka neden olarak ilk karısının
ölümünden etkilenerek yeniden kilise müziği yazma işine geri dönmeyi istemesi
gösterilir. Ama Bach’ın bu yönde bir istek taşıdığını gösteren hiçbir belirti
yoktur. Bach yaşamı boyunca çok sayıda kilise müziği bestelediyse de, bu
müzik türüne karşı özel bir bağlılığı yoktu ve dinsel olmayan yapıtları
yaşamını daha çok doldurur ve sayıları daha fazladır. Bunların dışında,
Bach’ın iş değiştirmesinin en büyük nedenleri arasında toplumsal ve parasal
konumunu yükseltme iteği de önemli olmuş olabilir. Bu onun iş için denediği
kentlerin hepsinin önemli oluşundan da anlaşılabilir (Hamburg, Brandenburg
ve Leipzig). Ayrıca yetenekli bir sopranoyla evli olan Bach’ın yeniden
dinsel vokal yapıtlar bestelemek istemesi de doğaldır ve bunu da ancak
Hamburg ile Leipzig gibi yerlerde yapabilirdi.
Bach 1723 yılında
Leipzig’e taşındı. Aynı zamanda Prens Leopold’a onun onur Kapellmeisteri
olarak hizmet etmeyi prens 33 yaşında ölünceye dek sürdürdü.
Leipzig
(1723-1750)
 |
|
Bach’ın
Leipzig yılları boyunca çalıştığı Thomaskirche’ye (Aziz
Thomas Kilisesi) bağlı Thomas okulunun 1902 yılındaki yıkımından
önceki durumu.
|
11 Ağuston 1722
tarihinde Hamburg’un müzik yöneticisi Georg Philipp Telemann’a (1681-1767),
Leipzig tarafından o kentin ölen kantorunun yerini doldurma önerisi
geldi. Telemann döneminin en ünlü bestecisiydi ve doğal olarak Leipzig’in
düşünebileceği en uygun adaydı. Ne var ki uzun bir kararsızlıktan sonra
Telemann bu işi reddedip Hamburg’da kalmaya karar verdi. Ondan sonra
iş Darstadt kentinin Kapellmeister’i Christoph Graupner’e de
kendi önerildi. Christoph Graupner daha önce Leipzig üniversitesinin
hukuk bölümünde okumuştu. Ama Graupner çalıştığı yerden izin alamayınca
(çünkü o zamanlar müzisyenler çalıştıkları sarayların hizmetlisi olarak
koruyucularının izni olmadan birşey yapamazlardı), altı aydır boş bekleyen
görev Bach tarafıdan üstlenildi. Bach giriş sınavını 7 Şubat 1723’te
aldı (Graupner’inki 17 Ocak 1723’teydi). Başarılı oldu ve Graupner’in
çekilmesinin ardından 5 Mayıs 1723’te Leipzig ile anlaşmasını imzaladı.
Leipzig’de dört kilise
vardı: Thomaskirche, Nikolaikirche, Peterskirche,
ve Neue Kirche. Bunların
arasında Nikolaikirche
ve Bach’ın çalıştığı Thomaskircheönem
bakımından başta geliyordu. Thomaskirche
güçlü bir koro geleneğine sahipti ve her hafta öğrencilerinin arasından
kentin dört kilisesinde pazar günleri şarkı söyleyecek dört ayrı koro sağlamakla
yükümlüydü. Bu koroları hazırlamakla sorumlu olan Bach bu çocuklar için
“17’si yeterli, 20’si tam seviyeye gelememiş ve 17’si yeteneksiz” demişti.
Bu nedenle de hazırlayacağı koroların seviyelerini, göndereceği kiliselere
göre ayarlıyordu. En seçkin koroyu, o haftanın yeni bestelenmiş kantatasını
söylemek için sırayla bir hafta Thomaskirche’ye
bir hafta da Nikolaikirche’ye
gönderiyordu. Aynı boyda ama daha yeteneksiz olan ikinci koro ise birincinin
söylemediği kilisede şarkı söylüyordu. Seviyesi daha düşük olan üçüncü
koro ile en düşük seviyeli dördüncü koro Peterkirche
ile Neue Kirche’de söylüyordu.
Bach Leipzig’de daha
önce hiç çalışmadığı kadar hızlı çalıştı. Her pazar günü söylenmesi için
yeni bir kantata yazmakla görevliydi ve bu işi beş eğitim yılı boyunca
yaptı. İlk dönem (1723-1724) için yazdığı kantatalar arasında Weimar döneminden
alınma çok sayıda parça bulunur. İkinci dönem sırasında (1724-1725) Bach
neredeyse her hafta özgün bir kantata yazdı. 1725 yılındaki kısa bir aradan
sonra, Bach üçüncü dönem boyunca da aynı yoğun etkinliği sürdürdü. Bundan
sonraki iki dönemin tam olarak hangi yıllara düştüğü bilinmiyor. Bugün
Bach’ın kantatalarından yaklaşık beşte ikisi yitiktir. Geriye kalanlardan
ise Bach’ın zamanında yalnızca biri basılmıştı (Gott
ist mein König :: Tanrı Kralımdır, BWV 71).
Bach’ın 1720’deki
kantata üretim hızı Batı müziği tarihindeki en büyük yaratıcılık patlamalarından
biri olarak görülse de, her hafta yeni bir kantata yazmak barok çağ için
pek olağandışı birşey değildi. Örneğin Georg Philipp Telemann her gün
bir kantata yazabiliyordu. Ayrıca sekiz devimlik bir moteti
mektup yazar gibi yazdığı da söylenirdi (Telemann 40 opera, 44 passion
besteledi ve 12 dönem boyunca kantatalar üretmeyi sürdürdü). Bach’ın Leipzig’deki
önceli Johann Kuhnau
kantatalar yazma işini 14 yıl boyunca sürdürmüştü. Ama sayıları gene de
kantata yazmadaki rekorunu elinde tutan Johann Philipp Krieger’in (1649-1725)
ulaştığı 2000 sayısının yanında küçük kalıyordu. Bu kadar kantatanın hiçbirinin
bugün dinlenmiyor olması bunların pek yaratıcılık gerektirmeyen oldukça
sıradan çalışmalar olmalarından ötürüdür. Ama durum Bach için böyle değildir
ve onun kantatalarının en olağanüstü yanı bir görev olarak üretilmelerine
karşın dehasından paylarını almış olmalarıdır.
Bach’ın Leipzig’deki
ilk yılları sırasında St. John Passion’nun
ilk seslendirmesi yapıldı (1724).
Bunun dışında, Bach 1723’te Magnificat’ı,
1727 ya da 1729’de St. Matthew Passion’u
besteledi. St. Matthew Passion
yalnızca İsa’nın ölümü için değil, ama aynı zamanda eski dostu Köthen Prensi
Leopold von Anhalt-Köthen’in 1728’taki ölümünün anısı için de yazılmıştı.
Prens Leopold’un
ölmesiyle Bach’ın Köthen’in Kapellmeisteri
olma görevi sona erdi. Bach’ın Köthen’den ayrılıp Leipzig’e gitmesi üzerine
Prens Leopold tarafından ona verilen bu görev besteci tarafından çok önemseniyordu.
Neyse ki Bach daha 1729 yılında başka bir dükünKapellmeisteri
oldu. Bu Kapellmeister sanları
Leipzig’te yalnızca Kantor sanıyla
yetinemeyen Bach için çok önemliydi. Çünkü o kendisini her zaman Director
Musicesgibi
daha etkileyici bir şekilde tanıtırdı ve bu da ancak bir Kapellmeisterin
yapabileceği birşeydi. Bach’ın bu konudaki kaygısı o zamanların müzisyeni
için oldukça olağan birşeydi. Çünkü Bach müziğe ne kadar önem verse de
onun müziği için gereken bazı olanakları sağlayabilmesi için toplumsal
olarak belli bir saygınlığa gereksinimi vardı. Ve kendisini düklere ve
prenslere kabul ettirebilmesinin en iyi yolu da sanlara başvurmaktı.
Bachların yaşamı
Leipzig’de tam olarak sorunsuz geçmiyordu. 1723 ile 1737 yılları arasında
karısı Anna Magdalena 12 kez hamile kaldı, ve doğan çocuklardan sekizini
bir saatten beş yıla dek değişen süreler içinde yitirdi. Sağ kalan dört
çocuktan biri ise ciddi olarak ansal özürlüydü. En son çocukları 1742’de
Bach 57, Anna Magdalena ise 41 yaşındayken doğdu.
Bach’ın iş yaşamı
da pürüzsüz değildi. Resmi görevleri arasında çocukların Latince öğretimi
de vardı. Bach bu işi yapmak istemediğinden yerine başka birini tuttu ve
parasını kendi cebinden ödedi.
Bach’ın buradan aldığı
para daha önce Köthen’den aldığının dörtte biri kadardı ve bu yüzden düğünlerde
ve cenazelerde çalışma gibi fazladan işler yapmak zorundaydı. Verimli yıllarda
korosunun her gün ayrı bir cenaze töreninde şarkı söylemesi gerekebilirken,
zaman zaman 1730 yılında dostu Georg Erdmann’a bir mektupta yazdığı gibi
geliri azalabiliyordu.
Bütün bunların yanısıra
Bach kendileri için çalıştığı çok sayıda yetkenin birbirleri ile çekişmelerinin
arasında kalabiliyordu.
İlk yıllarında çatışmalar
Üniversite’nin müzik işlerine kimin bakacağı sorunundan doğuyordu. Bach
bu işle bir süredir ilgilenmişti. Ne var ki birgün bu görevin
Nikolaikirche’nin
ortakarar orgçusuna verildiğini öğrendi. Bu olay üzerine bach oranın yetkeleriyle
ciddi bir çekişmeye girdi. Uzlaşma ancak olaya Dresden sarayının karışmasıyla
sağlandı.
Yaklaşık 1730 yılı
sırasında Bach değişik nedenler yüzünden kantata üretmez oldu. Kilise müziğini
seslendirme için gereken ortam fazlasıyla yetersizdi ve bazı çatışmalar
Bach’ı artık bu işten bıkrmaya götürdü. 1730 yılında Bach’ın Leipzig kent
meclisine yazdığı ünlü memorandum
Bach’ın bu konudaki sıkıntılarını belirtiyordu. Bu metin Bach’ın seslendirme
çalışmaları ile koroların ya da çalgı topluluklarının gereken boyları üzerine
görüşlerini belirten ve günümüze gelen en önemli kaynaktır. Aynı yıldan
Bach’ın Dantzig’te Rusya’nın hizmetinde diplomat olarak çalışan eski çocukluk
arkadaşı Georg Erdmann’a yazdığı bir mektup bulunmaktadır. Bu mektupta
Bach onu düş kırıklığına uğratan kötü Leipzig koşullarını belirtmiş ve
ciddi bir şekilde Dantzig’te ona bulunabilecek bir görev için arayışından
söz etmişti. Ama böyle bir şey gerçekleşmedi.
Bach, Leipzig’deki
iş yaşamından duyduğu hoşnutsuzluk nedeniyle 1729 yılında
Collegium
Musicum’u (Müzik Topluluğu)
yönetme işini üstlendi. Collegium
Musicum 1702 yılında Telemann’ın öğrenciler ile bazı profesyonel
müzisyenler için kurduğu bir orkestraydı. 1737 ile 39 yılları arasındaki
kısa bir kesinti dışında, 1740’ların başına dek Bach bu topluluğun yöneticiliğini
yaptı. Her cuma akşamı Zimmerman
Kafede konserler veriyorlardı. Yazın güzel havalarda bu konserler
ara sıra Zimmerman bahçesinde de gerçekleşebiliyordu. 1734 (ya da 1735)
yılında Bach’ın ünlü Kahve Kantatası
(BWV 221) bu kafede seslendirilmek için yazılmıştı.
Collegium Musicum
düzenli olarak konuk sanatçılara da yer veriyordu. Bach’ın burada oğulları
Wilhelm Friedman ve Carl Philipp Emanuel ile birlikte arpiskord konçertolarını
seslendirmiş olması olasıdır. Bugün, Bach’ın o zamanlar oldukça çok sayıda
oda müziği parçası yazmış olduğu ama ölümünden sonra bu parçaların yitmiş
oldukları düşünülür. Ayrıca yeni bir başka görüş de Bach konçertolarının
büyük bir bölümünün (ünlü la minör ve re minör keman konçertoları ile re
minör uvertür de aralarında olmak üzere) eskiden düşünüldüğü gibi Köthen
dönemi yerine bu dönemde üretildiğini savunur.
1735 yılında Bach
az sayıda da olsa dinsel yapıt bestelemeyi sürdürdü. Ne var ki bu yıldan
sonra buna neredyse bütünüyle son verdi. Ama dinsel olmayan kantatalar
yazmayı 1742 yılına kadar bırakmadı. Bilinen en son kantatası olan Köylü kantatası
(BWV 212) bu yılda yazıldı. Bu dinsel olmayan kantataların çoğu özel kişilere
kutlama ya da özel günlerin anılması amacıyla birileri tarafından ısmarlanan
ve genellikle tecimsel amaçlar taşıyan kantatalardı.
 |
|
Leipzig’teki
Thomas okulunun o sıralar düzeysizleşmekte olmasına karşın yeni
gelen müdür Johann Matthias Gesner durumu değiştirmişti. Binaya
iki kat daha ekletip okulu bugünkü resimlerde gözüktüğü duruma
getiren müdür okulun sağ (kuzey) tarafında Bach ise kantor olarak
sol (güney) tarafında kalıyordu.
|
Bach’ın 1730’daki
yakınmalarına karşın, çalıştığı Thomas okulundaki durum 1730’ların başında
yeni atanan müdür Johann Matthias Gesner (1691-1761) ile iyileşmişti.
Bach’ı Weimar’dan bu yana tanıyan ve seven Gesner’in gelişiyle, okula
iki yeni kat daha eklendi ve okul bugünkü resimlerde görülen biçimini
kazandı. Ayrıca yeni müdürün yaptırdığı yenilikler müzik eşliğinde gerçekleştiği
için de Bach’a yeni işler çıkıyordu. Okulun kantoru olan Bach yapının
sol (Kuzey) tarafında, müdür Gesner ise sağ (Güney) tarafında kalıyordu.
1734 yılında Gesner
profesörlük görevine geçince yerine müdür olarak oldukça genç ve hırslı
olan Johann August Ernesti (1707-1781) getirildi. Bach’ın ilk yıllarda
Ernesti ile arası iyiydi. Bu onun Bach’ın iki çocuğuna vaftiz babalığı
yapmış olmasından da bellidir (1733’te August Abraham’a, 1735’te Johann
Christian’a).Ne var ki 1730’ların
ikinci yarısında bu durum tersine döndü. Ernesti bu dönemde Thomaskirche
okulundaki müzik etkinliğini azaltmak istedi ve bu nedenle Bach’la anlaşmızlığa
düştü. Aralarındaki çatışmalar sık sık başkalarının önünde yer alıyordu.
Ve sürtüşmek için de gerekçeleri çoğunlukla koro başkanlarının seçimini
kimin yapacağıydı. Geleneksel olarak başkanları seçme hakkı kantora,
yani Bach’a düşüyordu. Ernesti bu görevi ondan almaya çalışınca Bach
buna öfkelendi (Ernesti bir keresinde bir öğrenciyi dövmüş olan bir
koro başkanını işten çıkarmış ve bu iş için de Bach’a danışmamıştı).
1736’dan bu yana süregelen bu çekişmeler 1738’de büyük olasılıkla Dresden’deki
Saksonya sarayından gelen bir buyruk nedeniyle herkesin bir anda yatışmasıyla
sona erdi (Dresden’in o sıralarda Leipzig üzerindeki nüfuzu güçlüydü).
Bu çatışmalarda dikkati
çeken en önemli öğe Dresden sarayının Bach’a olan olumlu tutumu ile desteğidir.
Bunun nedeni de 1733 yılında Bach’ın alçakgönüllü bir mektup ve iki beste
ile Dresden’in Kapellmeisteri
olmak için başvurması ve bu işe alınmış olmasıdır. Bach 1736’yılında çatışmalar
sırasında da Dresden’in Kapellmeisteri
sanını taşıyordu. Ve buradaki desteği olmadan yalnızca Leipzig’in ona sağladığı
koşullarla üniversitedeki çatışmadan zararlı çıkmaması olanaksızdı.
Bach’ın
oğulları da bu arada babalarının yanından ayrıldılar. Wilhelm Friedmann
1733’te Sophienkirkche’de
orgçu olurken Carl Philipp Emanuel ise 1734’te okumak üzere Frankfurt an
der Oder’e gitti. 1738 yılında prens II. Frederick’in sarayında müzisyenlik
görevine giren Carl Philipp Emanuel daha sonra 1740’ta prens II. Frederick,
Kral Büyük Frederick olunca onunla birlikte Postdam’a gitti. Bach’ın öteki
oğullarından Johann Gottfried Bernhard 1735 yılında Mühlhausen’de orgçu
oldu ve bir yıl sonra borç harç içinde kentten ayrılmak zorunda kaldı.
Bunun arkasından Sangerhausen’de bir orgçuluk işini üstlenen Johann Gottfried
Bernhard orada da borca girdi ve yine ayrılmak zorunda kaldı. Daha sonra
Jena’da bir öğrenci olarak görünen Bernhard burada 1739 yılında 24 yaşında
öldü. Bach’ın bu oğlu için gösterdiği çaba ve kaygılar yaşamının bu yıllarının
en trajik bölümünü oluştururlar.
Bu yıllarda Bach’a bakıldığında, bestecinin
kendini ortaçağa ait geçmişinden hemen hemen bütünüyle kurtarmış olduğunu
ve artık onun bir prensin ya da dükün hizmetçisi olarak değil ama onun
yerine oğulları üniversitelerde okuyan ve büyük saygınlığı olan bir müzisyen
konumunda olduğunu görürüz. (Bach, kızlarının hiçbirine oğullarının eğitimine
denk olabilecek bir eğitim aldırmadı.) Bach ta bu durumdan tamamiyle habersiz
değildi. Bu onun bu dönemde giriştiği bazı çalışmalarından da anlaşılır.
Ailesinin müzisyen üretmedeki verimliliğinin verdiği esinle, Bach yaklaşık
1735 yıllarında soyağacı araştırmasına başladı ve “Ursprung des musicalisch-Bachischen
Familie :: Müzisyen Bach Ailesinin Kökeni” adıyla düzenlenen çalışmada
Bach ailesini geriye 16. yüzyılda Veit Bach’a dek izleyebildi. Veit Bach
bir değirmenci olarak çalışan ve ne zaman değirmene gitse yanına kitarasını
da alarak öğütme işlemi sırasında çalgısını çalan sanatçı ruhlu bir insandı.
Bach büyük-büyük-dedesi ile değirmeni için “ikisi birlikte güzel bir ses
çıkarıyor olmalıydılar” diyor ve ailelerinde müziğin bu yolda başladığını
ekliyordu. Bach’ın artık tarihteki yeri konusunda bir kaygı taşıdığı aynı
zamanda geçmiş bestelerini sürekli yeniden elden geçirip düzeltmesinde
ve yapıtlarının basılması için uğraşmasında da kendini gösterir.
 |
|
Pisendel,
Bach’ın Leipzig’te kaldığı yıllarda tanıdığı ve o kentin canlı
müzik yaşamının bir parçası olan Vivaldi destekleyicisi kemancı.
|
 |
|
Fransız
flüt virtüozü Buffardin. Bach’ın Leipzig’te kaldığı süre içerisinde
Leipzig’in canlı müzik yaşantısının önemli bir parçasıyıdı
|
1733’te Bach Dresden’in Kapellmeisteri olduktan sonra kent
onun için değişik konularda çok önemli oldu. Leipzig’in dingin havasına
karşın, Dresden’in aralarında çok ilginçlerinin de bulunduğu müzisyenlerin
oluşturdu çok diri bir müzik yaşantısı vardı. Vivaldi’yi tanıtmaya çabalayan
kemancı Pisendel ve Fransız flüt virtüozü Buffardin de Dresden’deydiler.
Ayrıca Dresden operasının başında Bach’ın bir arkadaşı olan ve 60 kadar
opera yazan Johann
Adolf Hasse bulunuyordu. Hasse zamanının ünlü sopranosu Faustina
Bordoni ile evliydi. Tüm bu insanlar Bach’ın dostlarıydılar ve Bach’ın
Dresden ile ilişkisini daha da kişiselleştiriyorlardı.
Bach’ın
Dresden’in dışında Berlin’le de bağlantısı vardı. Berlin’e ilk kez 1719
yılında Köthen prensi Leopold’un sarayı için büyük bir klavsen almak için
gitmişti. Şimdi ise oğlu Carl Philipp Emanuel’in Berlin’de çalışması onun
sık sık bu kente gitmesine neden oluyordu. 1741 yılında karısı Anna Magdalena’nın
hastalığı sırasında da oradaydı ve büyük bir olasılıkla 1745 yılında Leipzig
Prusya tarafından kuşatıldığında da gitmişti. Ama Berlin’e en ünlü yolculuğu
1747’de oğlu Wilhelm Friedmann ile yapmış olduğudur. Burada Postdam’daki
Stadtschloss’ta II. Frederick (Prusya Kralı Büyük Frederick) tarafından
karşılanmıştı. II. Frederick çok büyük bir müziksever ve aynı zamanda amatör
bir flüt çalgıcısıydı. Bach Postdam’daki bütün orglar ile saraydaki fortepianoları
birer birer deneyip onlar hakkındaki görüşlerini belirtti. Bu ziyareti
sırasında II. Frederick Bach’tan kendisinin verdiği bir konu üzerine altı
sesli bir fügü doğaçlama olarak çalmasını istedi. Ne var ki daha
önce hiç bilmediği bir konu üzerine altı sesli bir fügü anında yaratmak
çok zor olduğundan, Bach krala bunu ancak üç sesli çalabileceğini söyledi.
Ama aynı zamanda da krala verdiği konu üzerine daha fazla çalışacağına
da söz verdi. Ve bu çalışmanın sonucunda da Müzikal
Sunu (BVW 1079) ortaya çıktı. Krala adanan Müzikal
Sunu Leipzig’de basıldı.
Müzikal
Sunu aynı zamanda artık altmış yaşını geçmiş olan Bach’ın aslında hiç
de zamanının gerisinde olmadığını gösterir çünkü içinde yeni gelişmekte
olan biçemden özellikler bulunur. Robert L. Marshall’ın “İlerici Bach”
adlı makalesinde, bu etkilerin aynı zamanda Kont Keyserlingk’in kendi oğlu
Johann Gottlieb Goldberg için Bach’tan istemiş olduğu Golberg Çeşitlemelerinde
de göründüğünü yazıyordu. Bu yeni biçemin özelliklerinin arasında ünlü
dans dizemlerinden ve halk danslarından yararlanıyor olması vardı. Yeni
biçemin kapsadığı öğeler aynı zamanda Bach’ın Köylü
Kantatası ile Scübler
Korallerinde de belli olur. Sonuç olarak bu veriler Bach’ın
müzikteki gelişmelerden uzak olmadığını ve bunları müziğine katmada duraksamadığını
gösterir.
Ne
var ki Bach yalnızca geleceğin biçemi ile ilgilenmiyordu. Buna gösterdiği
ilgiden belki de daha fazlasını Palestrina gibi çok katı kontrpuancıların
bestelerinde görünen eski biçeme gösterdi. Bach’ın bu eski biçeme ilgisi
onun en çok Re minör Massında
(BWV 232) görünse de, son döneminin büyük yapıtlarının hepsinde katı bir
kontrpuan ile kanon biçeminin kullanıldığı görülür ki bu ikisi eski biçeme
özgü şeylerdi.
Bach
büyük Re minör Massını
1749 yılında bitirdi. Bu sıralar büyük olasılıkla kantor olarak pek iş
yapmıyordu çünkü Leipzig yetkeleri daha şimdiden yeni bir kantoru (Gottlob
Harrer) kendilerine çekme girişiminde bulunmuşlardı.
Bach
yaşamının sonlarına doğru kataraktlar nedeniyle hemen hemen görmez olmuştu.
1750’nin başında orada bulunan İngiliz göz doktoru Taylor tarafından başarısız
bir şekilde tedavi edilmiş ve daha sonra o yıl bir inme geçirmişti. Bach
27 Temmuz 1750 yılında öldüğünde kalıtı eşi ve çocukları arasında güçlükle
paylaştırıldı, çünkü bir vasiyetname yazmamıştı. Bach’ın ilk evliliğinden
olan oğulları daha sonraları üvey anneleri Anna Magdalena ile fazla ilgilenmediler
(Anna Magdalena’nın kendi oğulları henüz çok küçüktü). Bu ilgisizliğin
nedeni bilinmemektedir. Anna Magdalena, Bach’tan on yıl sonra 27 Şubat
1760’ta öldü ve bir yoksul cenazesiyle gömüldü.
 |
|
Wilhelm
Friedmann Bach (1710-1784). Johann Sebastian Bach’ın oğlu Wilhelm
Friedmann da babası gibi orgçu ve besteciydi. Yaşamını gezgin
bir org virtüozü olarak geçirmeye çalıştıysa da başarılı olamamış
ve bir öğrencisinin parasal desteğiyle ancak ayakta kalmayı başarmıştı.
|
Bach’ın oğullarına
gelince 1710’da doğan Wilhelm
Friedmann 1746 yılına kadar Dresden’de orgçuluk yapmış ve daha sonra
Halle’de orgçu ve kantor olunca bu işi bırakmıştı. Halle’de babası gibi
kantatlar yazıyordu. Ne var ki burada bazı çatışmalara girmiş ve 1764
yılında buradan ayrılmıştı. Bu onun çalıştığı son işti. 1770’de Brunswick’e,
bundan dört yıl sonra da Berlin’e gitmişti. Yaşamını bir çeşit gezginci
org virtüozü olarak sürdürmeye çalışıyor ama başarılı olamıyordu. Berlin’de
öğrencisi Sara Itzig Levi’nin parasal desteği sayesinde yaşamını sürdürmeyi
başarıyordu. Sara Itzig Levi II. Frederick’in Maliye Bakanının kızı
ve aynı zamanda ünlü besteci Felix Mendelssohn’un büyükhalasıydı. Wilhelm
Friedmann oldukça ünlü bir orgçuydu ve çoğunlukla uydurduğu güzel parçaları
notaya döküp basmayı başaramasa da besteciliği tam olarak başarısız
değildi. Sefil koşullar altında 1784 yılında öldü.
1714’te doğan Carl
Philipp Emanuel’in oldukça değişmez bir yaşamı vardı.1766 yılına
kadar Potsdam sarayında kaldı. Bundan sonra da Telemann’ın ardılı olarak
Hamburg’un müzik yöneticiliğine getirildi. Ağabeyi gibi o da kantata
yazması gereken bir org virtüozüydü şimdi ve çoğunlukla da kantatalar
için babasıyla Telemann’ın yapıtlarından yardım alıyordu. Oldukça başarılı
bir besteciydi ve babasınınkilerden daha uygar ve anlayışlı yetkeler
altında çalışmıştı. Carl Philipp Emanuel Hamburg’ta 1788 yılında öldü.
Anna Magdalena’nın
oğullarından ikisi de başarılı müzisyenler olmuştu:
1732’te doğan Johann
Christoph Friedrich kont von Schaumburg-Lippe’nin sarayında oda müzisyeni
olarak 1795’teki ölümüne dek çalıştı.
 |
|
Johann
Christian Bach (1735-1782). Bach’ın en küçük oğlu. Yaşamının başlarında
oldukça başarılı ve ünlü bir müzisyendi ve giderek Mozart’ın üzerinde
doğrudan etkisi bile olmuş olmasına karşın yaşamının sonlarına
doğru müziğinin çağdışı kalması nedeniyle ünü sönmüştü. Alkole
yönelen Johann Christian Bach 1782 yılında, diğer ağabeylerinden
önce öldü.
|
1735’te doğan ve
Bach’ın en küçük oğlu olan Johann Christian oldukça ünlü oldu. Bir İtalyan
şarkıcıyla olan aşk macerası nedeniyle İtalya’ya gitti ve burada Milano
kentinde orgçu oldu. Daha sonra Napoli'de kısa bir süre başarılı bir
opera bestecisi olarak kaldıktan sonra Milano'ya geri döndü. Bundan
sonra ise Londra’ya gitmiş ve burada oldukça başarılı bir oda müziği
ile opera bestecisi olmuştu. 1764 yılında orayı ziyaret eden Wolfgang
Amadeus Mozart’la görüşmüş ve küçük bestecinin üzerinde kalıcı bir etki
bırakmıştı. Bu başarılarına karşın Johann Christian’ın müziğinin modası
zamanla geçti ve besteci alkole yönelip borca girdi. 1782 Johann Christian,
ondan büyük olan diğer iki ağabisinden daha önce 46 yaşında öldü.
Bach’ın geriye kalan
dört kızından Elisabeth Juliane Friederica, Bach’ın bir öğrencisi olan
Johann Christoph Altnickol ile 1749 yılında evlendi. Diğer üç kızı ne evlendi
ne de kendilerine yeterli parasal desteği sağlayacak eğitimi aldılar.
|