Görelilik Kuramı: 'Felsefesiz Bilim' - © Aziz Yardımlı 1997-1999

Giriş: A Prioriden KurtuluşBatı Uygarlığı ve UssallıkDoğu Uygarlıkları ve UssallıkBilimsellik ve Ussallıkİrrasyonalizm ile İletişim Olanaksızdırİdealizm ve DoğabilimiMatematik ve EytişimGeometride ‘non-Euclidean’ ParodiAnalitik ve DiyalektikVargı


 
Vargı

Fizikçilerin Görelilik Kuramına genel yaklaşımları yaygın olarak kabul görmesini doğruluğunun bir kanıtı olarak almaktır. Haklı olarak. Kuramın anlaşılır olmaması, eş deyişle usdışı olması olgusu karşısında, ciddi bir inandırıcılık ölçütü olanaksızdır. Bilimi gerçeklik ile ilgilenmeyen bir sorun olarak gören, bilimciyi doğası gereği usdışı gören pozitiviste göre, bir kuram vb. ancak ‘bilimsel topluluk’ tarafından onaylanırsa bilimseldir. Pozitif bilim ve pozitivist eleştirisi bir madalyonun yalnızca iki yanıdır.

Doğal bilinç Einstein’ın görelilik yorumuna başından bir inak olarak, doğrulanması bütünüyle doğal ve sorgusuzca bellenecek bir konu olarak yaklaşır. Örneğin ‘‘ışık bükülen uzayda eğri bir çizgi izleyerek yayılır,’’ ‘‘sonsuz sayıda uzay birbirine karşı devinir,’’ ya da ‘‘uzay-zaman süreklisi genleşir ya da sıkışır’’ gibi düşlemsel, giderek aptalcasına düşlemsel anlatımları sorgulamaksızın onaylar. Tümünü kabul eder, ve yalnızca doğrulamaya, eş deyişle ‘‘anlamaya’’ çabalar. Sanki küçük bir çocuğa seslenir gibi babacan, yetkeci bir dil kullanan göreci söylemin büyüleyici, gizemli düşünce labirentlerinde kendini yitirir, ve bilinç kendini ona sunulan irrasyonalizme uyarlayabilmek için inanılmaz çabalara girişir. Başka türlü olabileceği, doğanın, evrenin böylesine anlaşılmaz, böylesine usdışı olmasının tuhaf olabileceği gibi bir düşünce kafasından bile geçmez. Ve eleştirel olmasına izin verilmez.

Genel görüşe karşı çıkabilmek normal olarak güçtür. Ve insanların çoğunluğu görüşlerini ve yaşamlarını normal ölçünlere uyarlarlar. Zamanla bilinçleri yerleşik herşeyin temsilcisi, savunucusu ve sürdürücüsü olur, dünyanın değişmesi, şeylerin başka türlü olması gerektiği gibi bir düşünce kafalardan silinip gider. Anlaşılmaz olanı, usdışı olan anlama çabası düşkırıklığında sonlanır ve doğal bilinci bir yenilgi ve vazgeçme duygusuna götürür. Anlaşılmaz olanı anlama ‘başarısı’ ise ancak ve ancak kendini irrasyonalizme uyarlamış olmayı gösterir. Bu eleştirinin kapanışıdır.

Avusturyalı-Amerikalı ‘kuramsal fizikçi’ Dr. Fritjof Capra (ve hiç kuşkusuz sayısız başkaları) bu başarının ne anlama geldiğine tanıklık ederler. Görelilik kuramını, nice kuramını gizemcilikle karşılaştırmak kesinlikle saçmadır. Ama gizemciliğin mi yoksa bu kuramların mı daha usdışı olduğunu saptamak olanaksız olduğu için değil, tersine bu ortamda bundan böyle ussal bir irdeleme yönteminin, uslamlamanın kendisinin olanaksız ve gereksiz olması nedeniyle.

Capra ‘‘modern fiziğin kavramları ve Uzak Doğunun felsefi ve dinsel gelenekleri arasındaki ilişkiyi araştırma’’ yolunda şöyle yazar: ‘‘Yirminci yüzyıl fiziğinin iki temelinin—nice kuramı ve görelilik kuramı—her ikisinin de bizi dünyayı çok büyük ölçüde bir Hindunun, Budhistin ya da Taocunun gördüğü yolda görmeye nasıl zorladığını, ve mikroskop-altı dünyanın fenomenlerini, tüm özdeği oluşturan atom-altı parçacıkların özellik ve etkileşimlerini betimleyebilmek için bu iki kuramı birleştirmeye yönelik son girişimlere baktığımız zaman, bu benzerliğin nasıl güçlendiğini göreceğiz. Burada modern fizik ve Doğu gizemciliği arasındaki koşutluklar çok çarpıcıdır, ve sık sık fizikçi tarafından mı yoksa Doğulu gizemci tarafından mı yapıldıklarını söylemenin hemen hemen olanaksız olduğu bildirimlerle karşılaşacağız.’’ Bu anlatımlar ‘yazısız’ karikatürlere benzerler. Yoruma gerek göstermezler. Ve sık sık bir parodileri bile olanaksız ve bütünüyle gereksizdir.

Modern bilim öyle bir toplum tarafından algılanır ki, burada kararı gerçeklik değerlerinden çok dışsal değerler belirler. Eğer kamuoyu yargıç olarak kabul edilirse (Einstein, Hubble, Hawking durumunda olduğu gibi), bilim kolayca her tür şarlatanlığa kapıyı sonuna dek açar. Ve bugün tüm dünyaya düzen ve ekin ve değerler dayatma savındaki ABD’de durum böyledir.
Ama bir de kuşkular olmasa.

Einstein’ın kendisi 1949’da onu yetmişinci yaşı dolayısıyla kutlayan bir dostuna, Maurice Solovine’e şunları yazdı: ‘‘Şimdi geriye çalışmama dingin bir doyumla baktığımı düşünüyorsun. Ama daha yakından bakarsak, durum bütünüyle başka türlü. Ayakta kalacağına inandığım tek bir kavram bile yok, ve herşey bir yana, doğru izin peşinde olduğumdan emin değilim’’ :: ‘‘Now you think I am looking back at my work with calm satisfaction, but on a closer look, it is quite different. There is not a single concept of which I am convinced that it will stand firm, and I am not sure that I was on the right track after all.’’
 

Fizik bugün ona istediği ussallık ile yaklaşamayan Batı ekinin elinde yozlaşmayı sürdürmektedir. Bütününde usdışının anlatımı olmuş bir tarihsel bütünde bu bilim için de kaçınılmaz mantıksal vargıdır. Söyleyebileceğimiz tek şey şudur: Dünya zamanı geldiğinde irrasyonalizme karşı döner. Bu usdışı dönemin ne kadar süreceği, ne düzeye dek kötüleşeceği, ve nasıl tükeneceği Zamanın, dünya tarihinin sorunudur. Ama salt bir eğitimsizlik olan, salt bir bilgisizlik olan irrasyonalizmin yazgısı her zaman aynı olmuştur. Usun gücü Zamanın üzerindedir:

 
Verachte nur Vernunft und Wissenschaft,
Des Menschen allerhöchste Kraft, ...
Und hätt er sich auch nicht dem Teufel übergeben,
Er müßte doch zugrunde gehn!
 
Küçümser Us ve Bilimi
En soylu güçlerini insanın ...
Ve kendini şeytana vermese bile
Yok olup gitmelidir.

Goethe, Faust (1851-52, 1866-67).

 

Eylül 1997
Fenerbahçe
(Haziran 1998)

 
Alışveriş e-posta Anasayfaya Geri Dön Yayınlar Noeta Okumalar Sanat Metinler Yaşamöyküleri Günlem Bağlantılar İş Yazışma İndirme Idea in English
Yükleme tarihi: 19/04/1999
© Aziz Yardımlı 1999
© İdea Yayınevi