‘‘[Ö]zdeksel cisimler (ki, herşeye karşın, 
ancak düşünüldükleri sürece varolurlar)’’
:: ‘‘[M]aterial bodies (which exist, after all,
only in so far as they are thought).
Einstein, Uzay ve Zaman, 1926.*

‘‘En ünlü olanların en büyük aptallar olduklarını buldum, 
ve daha az saygı gören başkaları ise gerçekte 
daha bilge ve daha iyi idiler.’’
Sokrates, Savunma, 22.

Görelilik Kuramı: 'Felsefesiz Bilim' - © Aziz Yardımlı 1997-1999

Giriş: A Prioriden KurtuluşBatı Uygarlığı ve UssallıkDoğu Uygarlıkları ve UssallıkBilimsellik ve Ussallıkİrrasyonalizm ile İletişim Olanaksızdırİdealizm ve DoğabilimiMatematik ve EytişimGeometride ‘non-Euclidean’ ParodiAnalitik ve DiyalektikVargı
 
 
 
2 Batı Uygarlığı ve Ussallık

Bütününde usdışı olan bir yapının bilimsel/akademik bileşeni de kendine uyarlamasından daha ussal birşey olamaz. Başka bir deyişle, insan bilimlerinde ve doğa bilimlerinde gerçekliği, ussal olanı sorun edinen bir bakış açısı pragmatik toplumun genel usdışı doğası için dayanılmaz bir çelişkiyi anlatır. Bu çelişki herşeyden önce o toplumun bireyleri tarafından düzleştirilir. Toplumun mantığı bireylerinin mantığından başka birşey değildir.

Bilindiği gibi, Avrupa’da özgür bilimsel düşünce Katolik Kilisenin yetkesine, daha doğrusu, bu kurumun yaygın toplumsal boşinanç ve gelenek tarafından beslenen zeminine karşı verilen uzun süreli bir savaşımın sonucunda doğdu. Bilimsel, özgür düşüncenin doğuşu da genel bir ussallaşma sürecinin bir bileşenidir, ve politik, sanatsal, dinsel, felsefi özgürleşme ve ussallaşma ile birlikte gider. Tıpkı bilimsel düşüncenin antik Yunanistan’da felsefe ile birlikte doğması gibi, Batıda da doğa bilimleri ve matematik Galileo ve Kepler ve Descartes gibi, Leibniz ve Maxwell gibi ussalcılar ve eytişimciler tarafından diriltilip geliştirildi. Ama tıpkı doğal bilimler ve matematik gibi, bu uygarlığın başlangıcına eşlik eden politik kurtuluş idealleri, özgür sanatsal yaratıcılık, ve Hegel’de doruğuna ve böylece bir kez daha kökenlerine ulaşan eytişimsel düşünce de Hıristiyan Batı ekini ile bütününde geçimsiz bir ussal ekinsel iklime aittiler. Özsel kimliğini dinsel bir bakış açısında bulan bir ekinsel ortamda, kısa bir süre içinde bilim ve felsefe, ve bu iki değerden türetilen kurtuluş idealleri, bundan böyle usdışı yapısında sağlamlaşan ve katılaşan bir düzene ve ekinsel tutuculuğa yenik düştüler. Ussal herşey göreli/tarihsel bir varoluş biçiminin usdışı istemlerine uyarlandı. Newton pozitif bilimi Hıristiyanlığın istemlerine göre yozlaştırmanın modelini sunarken, felsefe Hegel’in ölümünden kısa bir süre sonra bir us tutulması, bir us düşmanlığı döneminde pozitivizme ve nihilizme yenik düştü. En azından son yüzyılı aşkın bir süre boyunca, Batıda irrasyonalizm yalnızca evrensel insanlık ideallerini çürütmekle kalmadı, ussallığın en arı anlatımı olan felsefenin kendisini de püskürtmeyi başardı ve insan ve doğa bilimlerinin alanını herhangi bir eleştiriye ya da öz-eleştiriye bağışık bir parodiye indirgedi. Batı modernizmine başından bu yana eşlik eden ırkçılık, kölecilik, sömürgecilik, emperyalizm, ve bu sadistik ve militaristik olgulara entellektüel zemin sağlayan kuşkucu ve göreci kafa yapıları bu usdışı uygarlığın varoluşundaki patolojinin yalnızca birkaç semptomudur.

Tek-boyutlu Batı uygarlığında bundan böyle Bilimsel Düşünceyi insanlık adına ve özgürlük adına geliştirecek ussal bir yönelim yoktur. Bu uygarlığın varoluşu çoktandır açıkça sağduyuyu, usu püskürten bir bilinç yapısının anlatımıdır, özünde türesizliği, baskıyı ve sömürüyü varoluşun bedeli sayan bir dünya görüşü üzerine dayanır. Bilimsel etkinliğin kendisi modern yokediciliğin, sadizmin, terörizmin gücünü arttırmak için seferber edilir. Bu usdışı toplumsal bütün gibi, bu bütünü oluşturan bileşenler de usdışıdır: Ona gerekli baskıcı insan karakterini üreten eğitim kurumlarının kendileri düzenin temel direklerini oluştururlar; sanatsal etkinlik popüler eğlencenin, kaba içgüdüsel doyumun bir aracına indirgenirken, bilim askeri yokedicilik ve tecimsel çıkar dürtülerinin güdümüne girer. Bu usdışı evrensel yapı insan imgesini iyileştirerek değil, tersine evrensel ölçekte bozarak, insan usunun ve ruhunun özgür açınımına izin vererek değil, tersine onu aptal ve değersiz ve saldırgan modellere uyarlayarak ayakta kalabilir.

Böyle bir toplumsal yapı içersinde, felsefenin yeri değersiz ve ruhsuz bir kuşkuculuk tarafından alınır, bilinçler Hume, Kant, Nietzsche, Heidegger vb. gibi patolojik yazarların us-düşmanı ve insan-düşmanı öğretilerine teslim edilir, ve bu ‘felsefecilik’ bilinci usun kendisine karşı, insanın gerçek değerlerine ve eleştirel özüne karşı çevirerek baskıcı yapıyı sağlamlaştırma işlevine katılır. Pozitif bilimin kendisi tüm heyecanını meta düzeninin ve askeri yokedicilik düzeneğinin dümen suyuna girmede bulur. Genel irrasyonalizme uyarlanmış olarak, Batı akademizminin işlevi yerleşik düzenin sürdürülmesi için gereken bilinç biçimlerinin üretimine indirgenir. Böyle uyarlanmış bir bilinç iç çelişkisinden, eleştirel boyutundan, değersizliğe başkaldırıdan bağışık tutulur. Böyle indirgenmiş bir kişilik gerçeklerin ve değerlerin doğrulanması ve savunulması üzerine değil, tersine yadsınması ve karalanması üzerine dayanabilir. Böyle bir kimlik duyuncun ve duyarlığın özgürce gelişimi üzerine değil, ama iyinin ve kötünün ötesine dek baskılanmış insanlık posaları üzerine dayanabilir.

Böyle bir ekinsel yapıda görelilik ve nice kuramları insan dehasının iki başyapıtını değil, ama bilimsel düşüncenin kendisini usdışına uyarlamasının yollarını sunarlar.
 
 

[ 3 Doğu Uygarlıkları ve Ussallık ]

.

 

 
Alışveriş e-posta Anasayfaya Geri Dön Yayınlar Noeta Okumalar Sanat Metinler Yaşamöyküleri Günlem Bağlantılar İş Yazışma İndirme Idea in English
Yükleme tarihi: 19/04/1999
© Aziz Yardımlı 1999
© İdea Yayınevi