MEVLANA |
__İnsan Doğası |
|
|---|---|
"Tanrı insanı kendi imgesinde yaratmıştır." Bu görüş Tanrının biçimsiz olduğu görüşünden daha ussaldır, çünkü kurguldur, İnsanı tanrısallaştırır. Sonsuzun kendini sonlu duyusal Biçim yoluyla anlatmasını imler. Sonsuzun kendini onunla anlatabileceği duyusal Biçim ancak Güzellik olabilir. Güzellik de Bilgi ve Sevgi gibi tanrısaldır. Bunun dışında, bu "görüş" insanın bütün bir varoluşun Ereği olarak gerçek Değerine anlatım verir . Felsefenin insanın bilgi yetisinin sonsuzluğunda diretmesi ve onu sınırlayan kuşkucu Sofizme karşı daha Platon ve Aristoteles'in zamanından bu yana savaş vermesinin anlam ve önemi burada yatar. Gerçekliği bilmeye yetenekli olan, bilgisine gerçekte hiçbir sınır getirilmiş olmayan bir varlık neye yetenekliyse insan kendinde o büyüklüğe ve sonsuzluğa yeteneklidir. "Tanrı" doğal bilincin tasarımsal düşüncesinin Gerçeğidir — ancak sonlu imgelerin alanında düşünen ve gerçek sonsuzu hiçbir zaman Kavramında anlayamayan doğal bilincin üretebileceği en iyi çözümdür. Kavramsal düşüncenin Gerçeği İnsandır — evrenin ereği olarak, ve düşünce, duygu ve duyusunda sonsuza yetenekli olarak. İnsan Tin olarak Doğanın ötesidir. Doğayı özdeksel koşulu olarak kapsar ve tinseldir. Ereksellik kavramı insanı bir raslantı ürünü olarak gören irrasyonalizmden olduğu gibi onu imgesel bir Tanrının yaratısı olarak gören ve bilgiyi önemsemeyen dinsel görüşten de daha iyidir, çünkü insanın türeyişinin Doğa Yasasının, Logosun zorunluğu ile açıklanabileceğini kabul eder. |
![]() |
Bilgisiz insan gerçekten de değersizdir, varoluşu anlamsız ve saçmadır, ve eğer gene de varolacaksa bilmediği ve kendisinden büyük güçler karşısında boyun eğmeyi, boşinanç içinde onlara tapınmayı hak eden bir zavallı olarak görünecektir. Ama Gerçek olanın, var olanın bilgisine yetenek insanı tanrısalın kendisi ile bir yapar, çünkü bilinmeyen bir Tanrıya tapınmak saçma iken, Bilgi insanın ilksiz-sonsuz olana yetenekli olduğunu imler. Ve bilmek olmaktır: Düşünce ve Varlık Birdir: Ancak Gerçeğin bilgisi insanı Gerçek yapar. Kant felsefesi bu bakımdan insanı değersizleştirmede modern dönemde yalnızca görgücülüğün arkasında ikincidir ve Kant'ın kendisi nihilizmi ileri sürmemiş olsa da, felsefesi — kendisinin de pekala görmüş olabileceği gibi — daha iyisine izin vermez. Nihilizmin yaratıcıları nihilist düşünürler değildirler. Onlar yalnızca modern Avrupa'da insanlığın ruhsal durumu konusunda başka kültürleri önceleyen bir algıya anlatım vermişlerdir. Nihilizm Usa, Tarnıya duyulan öfkedir. Modern Alman nihilizminin kendinin bilincine varma sürecini geriye doğru izlersek Nietzsche ve Schopenhauer'ın Us nefretleri üzerinden kuşkucu Kant'a ulaşırız. |
|
İnsan Doğanın ve Tinin birliğidir. Bilgisinde, duygusunda ve duyarlığında sonsuzdur. Bu çıkarsama Klasik felsefenin insanın kendinde değeri, onuru ve büyüklüğü için paha biçilmez kalıtıdır. |
| __İnsan Doğasının Değişmezliği | |
İnsan ‘doğası’ anlatımı İnsan ona Doğanın vermiş olduğundan daha çoğu olduğu, Tin olduğu için bir ölçüde uygunsuzdur. Denmek istenen şey İnsanın Özü, onda değişmez ya da türsel olan, saltık olandır, homo sapiensi bir hayvan değil ama tinsel bir varlık yapan özselliktir. Homo sapiens varoluşa bir tinsel yetiler gizilliği ile donatılı olarak gelir. Kendinde, insanın yazgısı bu gizilliği edimselleştirmek, ondaki entellektüel, etik ve estetik gizilliğe eksiksiz olarak belirli anlatım vermek, sözcüğün gerçek anlamında İnsan olmaktır. Değişkenlik eksiklik, sonluluk, geçicilik imler. Ve böyle olarak bir oluş ve akış dünyası olan görüngü dünyasına aittir. Değişmezlik eksiksizlik, sonsuzluk, süreklilik imler. İnsan bu iki dünyaya da katılır. İnsan doğasının değişkenliğini ve varoluşun ya da görüngünün birincilliğini ileri sürmek bütünüyle mantıksal olarak insan doğasının göreliliğine, böylece varoluşun kendisinin saçmalığı, anlamsızlığı, değersizliği gibi usdışı vargılara götürecektir. Özsüz varoluş bir görüngüden, kendisi-olmayandan başka birşey değildir ve böyle bir varoluş kültürel olarak bir gelişimi değil ama ancak türlülüğü ve göreliliği kabul edebilir. İnsan varoluşunda saltık olanı, ussal olanı kavrayamayan bu Anlak bakış açısından evrensel bir nihilizmin çıkarsanması biricik tutarlı mantıksal vargıdır. Nihilizm hiç kuşkusuz modern Yurttaş Toplumunda insandan yalnızca yararlı bir iş aracı, yalnızca şu ya da bu düzeyde üretken bir emekçi yapılmasını bekleyen eğiliminin de moral durumudur. |
![]() |
| __Doğa ve Tin | |
|
SOFOKLES |
| __İnsan Doğası: Düşünce, Duygu, Estetik Duyarlık Olarak Sonsuzluk | |
Klasik Felsefe insanı sonsuzluğa yetenekli görür (Sonsuzluk bir Nicelik değil, bir Niteliktir):
Bu üç ayrı alan aynı zamanda bir ve aynıdır, Güzel olan, İyi olan ve Gerçek olan bir ve aynıdır. Düşünce, Duygu ve Duyu homo sapiensin gizillikleridir. Ama, bir kez daha, gizillik edimselleşme olanağını kapsadığı için gizilliktir. Bu özsel doğa verildiğinde, insan çirkini beğeniyorsa, kötüyü onaylıyorsa, bilgisizliği doğruluyorsa, bunlar yalnızca ve yalnızca henüz gelişmemiş olduğunu anlatır. Estetik olarak gelişmemiş bir duyarlık güzel sanat yapıtının güzelliğini algılayamaz, alt duyusal biçimlerde takılır ve gerçekten güzel olanı yabancılar (kübizm). Moral olarak gelişmemiş bir duyunç iyiyi ve kötüyü ayırdedemez, doğal-dürtüsel davranışı, ussal hakka karşı gücü, usdışı güç istencini yeğler (nihilizm). Düşünsel olarak gelişmemiş bir bilinç tasarımları, sanıları, duyusal-algıları, tahminleri vb. bilgi ve bilim olarak doğrular (pozitivizm). |
| __İnsan Doğal Olarak İyidir | |
İnsan salt İstenci ile davranması zemininde İyidir, çünkü İstenç saltık olarak İyi olana bağlıdır. Bu İyinin evrensel, belirlenimsiz İyi olduğu, belirli İyilerin göreli oldukları ve böylece İyi olmayabilecekleri olgusu genel olarak İstenç ve genel olarak İyi arasındaki mantıksal bağıntıyı, Logosu değiştirmez. İnsan bu bağlantı içinde İstencinden ötürü doğal olarak ya da doğuştan İyidir. Rousseau böyle bir çıkarsama ya da tanıtlama getirmeden doğrudan doğruya insanın doğal olarak İyi olduğunu ileri sürdü. Bu görüş İncil'deki "ilk günah" öğretisi ile, insanın doğal olarak ya da doğuştan Kötü olduğu, sonsuza dek kötü olacağı görüşü ile çatışır. Bu İncil görüşü ussal değildir, çünkü bir yandan İnsan onu kötü yapabilen dürtüsel yanını denetleme yeteneğinde iken, öte yandan Doğa ya da 'doğal insan' İyinin ve Kötünün gerisindedir. Dahası, insan Kötü olacaksa bu ancak ve ancak sonsuza dek doğal bir varlık olarak kalması koşulu ile böyle olabilir — ki o durumda bile salt doğal olduğu için moral belirlenimlere ilgisiz kalır. İnsan salt doğal değil, o denli de tinsel bir varlıktır, ve doğal olarak Kötü olması Doğanın ya da insan doğasının Kötü olması demek değil, ama insanın doğru ve iyi olana karşı doğal yanı ile, içgüdüsel, dürtüsel yanı ile davranması demektir. İnsan tinsel varlık olmasına karşın salt doğal dürtüsü ile davrandığı için kötü olabilir. Klasik Yunan tininde böyle bir doğal suçluluk duygusu yoktu. Ve gerçek Erdemi orada buluruz. İlk Günah öğretisi içgüdülerini uygarlaştırmayı başaramayan ve Erotizmini özgürce yaşayamayan bir alt kültürden gelir. |
![]() |
| __Bir Ussalcı, Bir Kuşkucu, Bir Romantik | |
|
RENE DESCARTES insan doğasının ussal olduğunu ve insan olmanın bu doğaya bağlı olduğunu ileri sürer: — |
| IMMANUEL KANT insan doğasının kötü olduğu ve ondan iyi birşey yapılamayacağı görüşündedir: —. “Ama insanın öylesine yamuk tahtasından bütünüyle düzgün birşeyin yapılması nasıl beklenebilir?” :: “Wie kann man aber erwarten, daß aus so krummem Holze etwas völlig Gerades gezimmert werde?” ("Die Religion innerhalb der Grenzen der bloßen Vernunft," 1793). Kant sık sık çağlar boyu süren Hıristiyan önyargının hazırladığı zemini değerlendirir. |
![]() |
![]() |
"Tek bir kötü insan yoktur ki birşeyde iyi olması sağlanamasın" :: "Il n’y a point de méchant qu’on ne pût rendre bon à quelque chose." (Jean-Jacques Rousseau / Toplumsal Sözleşme, I, V). |
| __Evrim ve Ereksellik | |
İnsan Evrimini ilgilendiren sürecin 5 milyon yıl kadar sürdüğü kabul edilir. Süreçte dönüm noktası iki ayaklılık vb. gibi başka hayvanlara da ortak olan doğal belirlenimlerin değil, ama insan tinselliğinin ortaya çıkış kıpısıdır ve bunu saptamanın ölçütü Doğada bulunmayanı, hayvana ait olmayanı, kültürel kalıntıyı bulmaktır. Kafatası sığası ortalama 1000 cm3 olan homo erectus evresinin kültür ile bağlantısı bulgular açısından tartışmalıdır ve yontma taş kalıntılarını onların yakınlarında bulunan homo erectus kalıntıları ile bağıntılamada belirsizlikler olduğu düşünülür. Eğer insanın düşünme yetisinin bütünsel olduğunu kabul edersek, homo erectus kültür üretici değildir, çünkü bir taşı bilinçli ve istençli olarak yontabilmek kendinde bütün bir kültürü üretebilmeyi imler. Ve taş yontma ediminin kendisi içgüdüsel olamaz. Homo sapiens (1300 cm3) doğanın, doğa yasalarının her bakımdan daha eksiksizi üretilemeyecek en son Ereği olarak görünür, çünkü sonsuz Bilgiye yetenekli bir sinir dizgesi ile donatılıdır ve bedensel Biçimi açısından daha öte dokunulamayacak bir altın oranlar bileşimi, sonsuz tinsel güzelliği anlatmaya uygun eşit ölçüde ideal bir biçimsel-fiziksel yapıdır. |
![]() Homo sapiens |
İnsanın Maymundan geldiği görüşü kulağa gülünç gelir. Bunun nedeni Maymunun bir hayvan olması değil, ama Maymunun kendisinin de bir türeyişinin olması ve böylece kökensel olamayacak olmasıdır. Bu düzeye dek Maymunu insanın kökeni olarak görmek insan için tanrısal bir yaratılış ileri sürmekten daha saçmadır, çünkü Tanrı kavramı bir dolaysızlık imlerken, Maymun dolaylıdır. İnsan doğasının değişmezliği bir Tür olarak homo sapiensin türsel bir değişim imleyen bir DNA mutasyonuna uğramayacağı anlamına gelir. Aslında Kültürün kendisi genetik olarak zayıf bireylerin de sağ kalmasını sağladığı ölçüde doğal seçme sürecinin bir sona ulaştığını imler. Bu öncülleri doğrularsak, o zaman Homo sapiens bütün bir doğal gelişim sürecinin en son fiziksel Ereğidir. Doğanın ötesi Tindir. |
![]() Homo erectus |
Homo erectus (Smithsonian National Museum of Natural History) Taş aletler yaptığı ve ateşi kullandığı ileri sürülüyor. Bireysel kafatası görünüşleri (Australian Museum Online) |
Darwin Darwin'in bu sözleri "dirimli şeyler" için, Doğa için söylenmiştir, Tin için değil. İnsanı salt "dirimli şey" olarak gören dar bakış açısı Darwin'i ırkçılıkla suçlamada haklıdır; ama Darwin'i doğru anlamadığı için haksızdır. Bu anlayışsızlık zemininde Darwin'e saldırı Darwin'in sözlerini aynı anlayışsızlık zemininde insan için geçerli sayan saçmalıktan daha saçmadır, çünkü doğada gerçekten de "güçlüler" sağ kalır. Orada, ama yalnızca orada, deyim yerindeyse, kaba, fiziksel "Güç" Haktır. Doğada zayıfın ve güçlünün eşit olmasını istemek anlamsızdır. İnsan ırkları arasında bir güç ayrımı yoktur çünkü tümü de aynı türe aittir, tümü de homo sapienstir. Homo sapiensi kendi içinde doğa ayrımlarına göre sınıflandırmak geçersizdir, çünkü homo sapiens özsel olarak Tindir ve tüm ırkları doğal olarak değil, ama tinsel olarak birdir. Darwin'in, Malthus'un vb. evrim kuramı ile ilgisiz çıkarsamaları ve vargıları sorunun gerçeğini, insanın Gelişiminin Doğada ve Doğa Yasalarına göre yer almış olduğu olgusunu hiçbir biçimde ilgilendirmez, çünkü tümü de Doğa için geçerlidir, Tin için değil. |
İNSAN DOĞASI - GELİŞTİRİLİYOR |