__Soyutlama; Kavram ve Realite |
|
|---|---|
Kavram gerçek bağıntılarını ancak arılığı içinde kurar. Tasarım arı Kavram değildir ve bağıntıları dışsaldır. |
![]() |
| Felsefi çözümlemede Kavramları ilkin saltık soyutlukları içinde alırız, onları sıradan Tasarımda onlara yüklenen eklentilerden ayırırız. Böyle soyut, arı Kavramların Realite ile ilgileri yokmuş görünür. Ama reel nesnelerin Kavramlarından ayrı olarak ne olduklarını sorarsak geriye neyin kaldığını söyleyemeyiz. Felsefede soyutlamayı Kavramı Kavram olmayan birşey olarak değil ama arılığı içinde irdeleyebilmek için yaparız. Kavram Tasarım olarak değil, ama arı Kavram olarak mantıksal sürece girer. | |
Örneğin 'Kişi' tasarımda 'Kişi'den başka pekçok belirlenim ile yüklüdür. Ama Kişi olarak Kişi bir soyutlamadır, yalnızca 'Kişi'dir ve böyle olarak onu ilkin Hak ve İstenç kavramları ile, Mülkiyet kavramı ile ilişkilendiririz ve bunu geri kalan belirlenimler izler. Kişi başka herhangi bir belirlenim değil ama Kişidir, ve bu belirlenim ilkin Hak, İstenç ve Mülkiyet kavramlarını içerir ve daha yüksek kavramsal alanlarda bu soyutluğu içinde bulunmaz. Törellik alanında, örneğin Devlet alanında bireyler birbirlerinin karşısına Yurttaşlar olarak, Ailede ise Aile üyeleri olarak çıkarlar, Kişiler olarak değil, ve buna göre örneğin Aile dağılmadığı sürece birbirleri ile Mülkiyet ilişkisi içinde durmazlar. |
|
| Felsefi soyutlamada Kavramlar yalın ilişkileri içinde dururlar. Realite ise yalın görünmez. Gene de bu durum Kavramın Realitede geçersiz olması demek değildir. Yalnızca yalınlığını yitirip daha karmaşık ilişkiler içinde duruyor olması demektir. Ve reel durumun çözümlenmesi, yalın Kavramlarına ayrıştırılması mantıksal bağıntıların izlenmesi için zorunludur. Analitik düşüncenin önemi ve değeri burada yatar. Ama analizi hiç kuşkusuz sentez izler. Ama sentez Anlak tarafından yerine getirildiği ölçüde kavramın gerçek bağıntıları ile örtüşmez. İdeolojiler ve inançlar, kişisel öznel yorumlar bir senzezler türlülüğü yaratır ki, yanlışlıklarını yalnızca çoklukları göstermekle kalmaz, ama birer dizge olarak Anlak tarafından, soyut Kavramları dışsal olarak biraraya tutturan analitik düşünce tarafından kurulmuşlardır. Benzer olarak Anlak düzleminde varolurlar, ve kendi iç çelişkileri nedeniyle yitip giderler. | |
Kavramın soyutluğu onun Realite (Olgusallık) ile ilişkisini koparıyor görünür, ve bu bağlamda Kavram ve Realite alanlarının ilgisiz oldukları, mantıksal çözümlemenin yalnızca öznellik olarak görülen Kavramı ilgilendirdiği ve Realitenin kavramsız olarak aynı zamanda mantıksız da olduğu düşünülür. Bu diyalektik değil, analitik düşüncenin bakışıdır. Kavram gerçekten de soyuttur. Ama dikkat edilirse Realite de eşit ölçüde soyuttur, çünkü eğer Kavram olmak soyutluğu imlerse, Realite de Kavramdır. Gerçekte 'Realite' Kavramı belirli-Varlık alanına aittir, ve bir Kavram olarak çıkarsanan birşeydir, ve çıkarsaması Mantık Biliminin içerisine düşer. Realite, ya da reel Dünya var mıdır? sorusu soyutlamada takılıp kalan Anlağın sorusudur, çünkü Varlık olarak saltık soyutlamadır, saltık belirlenimsizliktir, çünkü belirlenim dolaysızca Realite imler. Bu düzeye dek Realiteye, dış dünyaya Varlık yüklemek onun için yapılabilecek olanın en azıdır, ve Realitenin var olduğunu söylemek onun bu soyutluğu içinde özdeksel ya da tinsel bir varoluş olduğunu söylemek değildir. |
|
| Felsefi çözümlemede soyutlama realitenin olumsallık görünüşünün ardında yatan zorunluğu saptamak için zorunludur. Hiç kuşkusuz olgusal ilişkiler, örneğin soyut Hak alanında ele alanın bir Mülkiyet ilişkisi Realitede yalnızca İsten, Hak, Kişi ve Şey arasındaki bir ilişkinin soyutluğunu taşımaz. Bu ilişkiye daha öte moral belirlenimler, tüzel belirlenimler, politik belirlenimler, aslında bir belirlenimler çoklğu da eşlik eder. Ama Mülkiyetin özünü kavram onu bir Kavram olarak çıkarsamayı, böylece bütün dışsal bağıntılarından soyutlamayı ve diyalektik bağıntıya uygun bir analitik soyutluk içine getirmeyi gerektirir. | |
Hegel / Tüze Felsefesi |
Hegel / Philosophie des Rechts (1821) |
||
|---|---|---|---|
§ 1 |
§ 1 |
||
| Ek. Kavram ve varoluşu tıpkı ruh ve beden gibi ayrı ve birleşik iki yandır. Beden ruh ile aynı yaşamdır, ve gene de ikisinden birbirleri dışında bulunuyor olarak söz edilebilir. Bedensiz bir ruh dirimli birşey olmayacaktır, ve bunun tersi de eşit ölçüde doğrudur. Böylece Kavramın belirli-varlığı onun bedenidir, tıpkı bedenin onu üreten ruha boyun eğmesi gibi. Tohumlar ağacı kendi içlerinde taşır ve onun bütün gücünü kapsarlar, üstelik henüz ağacın kendisi olmasalar da. Ağaç tohumların yalın imgesine bütünüyle karşılık düşer. Eğer beden ruha karşılık düşmezse, kötü bir durumdadır. Belirli-varlık ve Kavramın, beden ve ruhun birliği İdeadır. Birlik salt bir uyum değil ama tam bir içiçe geçiştir. Herhangi bir yolda İdea olmayan hiçbir şey dirimli değildir. Hak İdeası Özgürlüktür, ve gerçekten anlaşılması için Kavramında ve bunun belirli-varlığında bilinmelidir. |
|
Dil görünürde analitiktir, çünkü tekil sözcükler anlattıkları kavramların diyalektiklerini dolaysızca göstermezler. Onu açığa çıkarmak düşüncenin işidir. |
GELİŞTİRİLİYOR |