Usun İlkeleri —1
AZİZ YARDIMLI

Kavram belirlidir, karşıtı ile birlik içindedir. Bu birlik, karşıtların bu özdeşliği usun ilişki biçimidir. Usun ilişkisi fiziksel ilişki değil, söz gelimi özdeksel bir değme ilişkisi değil, ama kavramsal ilişkidir. İlişki iki terimi gerektirir, ve usun kavramsal uzayında iki ve ayrı terimin ilişkisi ancak ve ancak bir ve aynı olmaları, böylece yeni bir kavram belirlenimi üretmeleridir. Özdeksel ve tinsel tüm varlığın özü olan Nous ya da Us bu kurgul ilişki yoluyla kendini her bir bileşeni zorunlu olan bir dizgeye genişletir, kendi içinde BİRdir.

Dizgenin bu iletişimi ya da birliği her bileşenin çıkarsanışını onu önceleyen bütün bir sürecin vargısı yapar, böylece her kıpıda tüm mantıksal önsellik saklanır, gerçek Birlik bütün bir us dizgesinin sonsuz açınımında kendini tamamlar.

Aşağıdaki çözümlemeler usun özsel olarak uyguladığı mantıksal işlemleri toparlamak için amaçlanmışlardır. Kavramlar olarak görüldükleri düzeye dek, kendileri henüz dizgesel bütün içinde çıkarsanmış değillerdir ve düşünceye henüz tanıtlanmamış dışsal yardımcılar olarak işlev görürler. Mantık Bilimi doğrudan doğruya doğal bilincin tasarımsal düzleminde anlaşılamaz. Bir ön kurgul birikimi, arı kavramsal düşüncenin kendisi ile belli bir tanışıklığı öngerektirir. Bu tanışıklığı edinmenin bir yolu da doğal bilincimizin yeteneklerini kurgul bilgi ile karşılaştırmak, böylece doğal bilinçten istenen dönüşümün doğası konusunda kimi ön bilgiler kazanmaktır.


Düşünce kendi belirlenimini kendi içinden üretir. Düşüncenin nasıl işlemesi gerektiği konusunda ona dışardan yönergeler vermeyi istemenin bir anlamı yoktur. Düşünce süreçleri zorunlu olarak izlemeleri gereken yoldan başkasını izleyemezler.


Kavramın Belirliliği ancak ve ancak bir karşıtlık ile, bir olumsuzlama ile olanaklıdır. Bu karşıtlık bu düzeye dek kavramın doğası için saltık olarak zorunludur.

Belirlilik salt kendi başına ya da tam yalıtılma içinde alındığında ya da bir karşı belirliliğin yokluğunda kendisi de yiter. Arı aydınlığın ilkin arı karanlık olarak göründüğü sanılır, tıpkı arı karanlığın da arı aydınlık olarak göründüğünün sanılması gibi. Ama gerçekte arı aydınlık arı karanlık ile bir olmaksızın ne karşıtı ne de kendisi olabilir. Arı aydınlık arı karanlık değildir. Çünkü hiçbirşeydir. Deyim yerindeyse, düşünülmesi bile olanaksızdır, Yokluk bile değildir çünkü Yokluk düşünülebilirdir, en sonunda düşüncede vardır.

Belirliliği salt kendi başına aldığı sanısı Anlağın bilme yetisini tanımlar. Bir belirliliğin salt kendisi olarak alınması onu dolaysız olarak almak demektir. Yine, bir belirliliğin salt kendi başına alınması onun başkası ile ilişki içinde olmaksızın alınması demektir. Başkası ile ilişkinin olumsuzlanması A = A olarak, kendi ile ilişki olarak doğrulanmak demektir. Bu kendi ile ilişki, bu özdeşlik ya da eşitlik başka tüm belirlenimin dışlanmasıdır — olmak ya da varlık dışında. Kendi ile yalın ilişki ya da dolaysızlık Varlıktır.

Yalın Dolaysızlık yansımalı bir anlatımdır ve kendisi dolaylı olandan ayrımına bir gönderme kapsar. Başka bir deyişle dolaysızın kendisi dolaysız değildir. Bir olumsuzlama kapsar ve onun dolayısıyla, dolaysızlığı olumsuzlama yoluyla dolaysızdır. Anlağın yanılgısı analitik olmak, dolaysızı dolaylıdan ayrı olarak, onunla ilişkisiz olarak almaktır. Ama ilişkisizliğin kendisi bir olumsuzlama ve böylece bir ilişkidir.

Arı Bilme bir Başkası ile tüm ilişkiyi ve dolaylılığı ortadan kaldırır. Ayrımsızdır. Böylece kendisi bilme olmaya son verir. Varolan yalnızca yalın dolaysızlıktır.

Mantık Biliminin öğesi arı bilmedir. Arı bilme başkası ile ve dolaylılık ile tüm ilişkinin ortadan kaldırılmış olmasını varsayar.

Mantık Bilimi nesnenin bilgisinin Usun kendi bilgisi olduğunu, saltık bilmeyi varsayımı olarak alır.

Başlangıcın Mantıksal olması arı bilmede yeralmasını anlatır. Arı Bilme dolaylıdır çünkü bilincin saltık gerçekliğidir (TGb’nin sonucu). Mantık Bilimi öngereği olarak bilincin tam bir çözümlemesini alır. TGb görgül-duyusal bilinç ile, dolaysız bilme ile başlar, ve bilince özünlü karşıtlığın ortadan kaldırılması ile, Varlık ve Kavramın birliği ile sonlanır.

Başlangıç başlangıç olabilmek için açıktır ki dolaysız olmalıdır. Ama Ben = Ben ile, ya da Töz ya da Monad ile, ya da başka herhangi birşey ile yapılan başlangıçlar daha şimdiden dolaylılık kapsar. Yine, belirli herhangi birşey ile yapılan başlangıçlar da olumsuzlama ve böylece dolaylılık kapsar. Oysa Başlangıç dolaysız olmalıdır.

Ortadan Kaldırma ortadan kaldırılanı yokluğa indirgemez. Yokluk dolaysızdır. Ortadan kaldılrılan ise dolaylılığın sonucudur. Bir yokluktur, olmayan birşeydir ki, gene de kökenini olan birşeyden almıştır. Bir yokluktur ki, ona köken olan belirli şeyi kendi içinde taşır. Birşeyin karşıtı ile birlik içinde olması onun ortadan kalkması ile denmek istenen şeydir.

Ortadan Kaldırma sözcüğü Türkçe’de de Almanca’da olduğu gibi bir yandan yoketme, ve öte yandan saklama gibi iki karşıt anlamı kendi içinde taşır.

Kıpı sözcüğü ortadan kaldılımış olanı, düşünsel-ideel olanı anlatır.

Eytişim düşüncenin sonsuz işlemi değildir. Eytişim sonludur, çünkü yalnızca birşeyin kendinde o denli de karşıtı olduğunu bildirir, ama karşıtların birliğine, kurgul kıpıya geçmeden durup kalır. Eytişim bu yüzden sonluluk, ayrım, ikilik kıpısıdır. Felsefe tarihinde pek çok düşünür karşıtları saptamanın ötesine geçememiştir. Oysa bu işi doğal bilinç ya da anlak da kendi sonlu pozunu bozmadan eşit başarıyla yerine getirebilir.

Karşıtlar mantıksal olarak birbirlerini ortadan kaldırdıkları için karşıtlardırlar. Eytişim salt karşıtlığı ileri sürdüğü ve karşıtların birliğini kavramadığı düzeye dek belirli sonucunda doğal olarak yalnızca olumsuzdur, sonludur.

Kurgul ve Bireşimsel (‘Spekülatif’ ve ‘Sentetik’)
Eytişimseli karşıtlığa geçişi, Kurgulu ise karşıtların birliğini anlatmak için kullanırız. Karşıtların birliğinin kavramın özsel doğası olması ölçüsünde, 'sentetik' anlatımı bu birliği anlatmak için uygunsuzdur, çünkü sentetik ya da bireşimli olanın bileşenleri analizden ya da çözümlemeden sonra da varlıklarını sürdürürken, kurgul olanın çözümlemesi yalnızca anlak kıpısını anlatır (yalnızca bir soyutlamadır, birliğin geçersiz bir bozuluşudur). Sentez dışsal birlik iken, kurgul birlik ise içsel, özsel, zorunlu, ussal, mantıksaldır.

Hegel’e Tez, Antitez ve Sentez üçlemesini yükleyen yorumlar kavramın kurgul doğasını kavramayan ve birliği ancak dışsal olarak tasarlayabilen anlak yorumlarıdır.

Olumsuzlamanın Olumsuzlaması karşıtların birliğinin ya da kurgul olanın yalnızca başka bir anlatmıdır. Olumsuzlama bir ilişkidir — ayrım, belirlenim, dolaylılık kapsar. Olumsuzlamanın olumsuzlaması tüm ayrımı ortadan kaldırır ve yalın belirsizliğe, dolaysızlığa, olumlu olana, kendi ile özdeşliğe geri döner.

Kendi-ile-ilişki. A = A. Bu anlamsız ilişki anlağa aittir. Çelişkiyi yadsır, Özdeşliği doğrular.

Arı, Yalın, Bir gibi henüz kavramsal olarak çıkarsanmamış anlatımlar mantıksal bağıntıları kavramasında doğal usa yardımcı olmayı amaçlayan semantik aygıtlardır. Yalın anlatımı karmaşığın, ayrımın, çoklunun karşıtı olarak dolaysızlıkla, birlikle anlamdaştır. Arılık yine benzer olarak ayrımın dışlandığını gösterir.

Anlak soyutlar, dolaysızı elde eder. Ama gerçekte soyutladığı ile dolaylıdır. Ya da ayrı olan ayrı olduğu ile zorunlu olarak ilişki içindedir ve bu ilişki ayrı olanların ayrılmaz olduklarını anlatır. Ayrı olanlar salt aynı oldukları için ayrılabilirler.

Eytişimsel kıpı kurgul kıpıdan ayrıdır ve bu anlatımı yalnızca anlağı çürütmek ve kavramın kendinde karşıtına açılımını belirtmek için kullanırız. Eytişimsel us sonludur, usun sonsuz devimi değildir.

Anlak için A = A dır. Birşey salt kendisidir, başkası değil. Anlak çelişkiyi yadsır, özdeşliği doğrular. Ama özdeşlik kendinde çelişkidir, çelişki ile ayrılmamacasına bağlıdır. Ya da özdeşliğin doğrulanması çelişkinin de doğrulanmasıdır. Anlağın bu karşıtların bu birliğini yadsıması, özdeşliği çelişkiden saltık olarak soyutladığını sanması onu anlak yapan yanının kendisidir.

Kurgul kıpı eytişimsel usun ayırdıklarını birleştirir ve sonsuzdur.

Analitik terimler ancak sentetik-dışsal olarak birleşebilirler. Anlak (A = A) karşıtları birleştirmez, ama yalnızca bir ‘ve’ ile yanyana getirir.


Dizge bir ilişkiler bütünüdür.

Felsefi bilgi dizgesel de olmalıdır. Eğer bilgimiz felsefi bilgi olacaksa, kullandığımız her kavram çıkarsanmış, dizgesel ilişkileri içine yerleştirilmiş, dizgesel ilişkileri tarafından belirlenmiş olmalıdır. Bu yapılmadığında tüm düşüncemiz, konuşmamız felsefi olarak hiçbir değer taşımaz. Yalnızca kişisel görüşlerimizi, yalnızca öznel kanı ve sanılarımızı anlatır dururuz. Böyle söylem bütünüyle dışsal kökenlidir, şuradan buradan toparlanmış, usun aklamasından geçmeden bilincimize takılmış dergi, gazete, kitap, söyleşi vb. aktarmalarından, gerçekte bize, Usa ait olmayan bir tasarımlar akışından daha iyi değildir.

Böyle söylem de ‘uslamlamalardan’ oluşur, ama bu uslamlama kavramsal değil, tasarımsaldır, aslında çağrışımlar yoluyla kurulan bir bağıntılama kütlesinden başka birşey değildir.

Dizgesel İlişki. Gerçek ilişki birşeyin başkası ile ilişkisi değil, tersine birşeyin kendi kendisi ile ilişkisidir. İlişki hiç kuşkusuz birliği gerektirir, ayrılığı değil. Kurgul birlik birşeyin karşıtında kendisiile birliği olarak bütün bir ussal dizgenin özsel olarak bir ve aynı tözün kendi ayrımlaşması olduğunu imler.

Kavramsal İlişki Birliktir. Kavramsal İlişki iki kavramın dışsal yanyanalığı değil ama içsel birliğidir. İlişki Birliktir. Kavram ancak karşıtı ile Birlik içine olabilir, ve bu Birlik tüm us dizgesine yayılır, onun iletişimi, bütünlüğü, yapısı, belirlenimi bu gerçek, kurgul Birlik üzerine dayanır.

Dizgesel Bilgi. Birşeyin bilgisi nedeninin bilgisini gerektirir (Aristoteles). Ama bu nedenin bilgisi de onun nedeninin bilgisini gerektirir. Bu sonsuza gerileme ancak belitlerde sonlanabilir. Aristoteles’in dolaysızlığı kavrayışı budur. Aristoteles’in beliti yalnızca dolaysız, tek-yanlı, böylece anlak bir tanımıdır.

Ama bu ilk gerçekliğin sonsuz olması gerekir, ve bu ise onun belit değil ama tanıtlama olmasını gerektirir. Belitin sonluluğu tasarımsal olmasında da görülür.

 
Başlangıç. Mantıksal dizgede başlangıç belitsel değil ama çıkarsamalı-tanıtlıdır. Başlangıç olarak Varlık dolaysızlığının yanısıra o denli de bütün bir dizge ile dolaylıdır. Varlığın — aslında her Kavramın — bilgisi bütün bir ilişkiler (dolaylılıklar) yapısının, bütün bir dizgenin bilgisidir.  

Belit ya da Axiom tanıtlanmamış gerçekliktir. Gerçekliğinin su götürmez, kuşkusuz, pekin olduğu kabul edilir, ama yalnızca kabul edilir. Belitin tanıtsız olmasını onun keyfiliği olarak görme tutumu gerçekliği olanaksız sayan görgücü bakış açılarına aittir.

Tanım kavramsal çıkarsamadan ayrı olarak tasarımsal bağıntıyı anlatır. Bu yüzden yerini kurgul felsefede değil ama genel düşüncelerle iş gören görgül bilimlerde bulur.

Ancak mantıksal olarak çıkarsanan zorunlu olarak varolandır.

Tanıt Kavramın çıkarsamasıdır.

Mantık özsel olarak kavramsal ilişkidir. Ama Kavramsal ilişkinin Birlik olduğu düzeye dek, mantıksal olan karşıtlık içinde Bir olandır.

 

TANITLAMA. Felsefe kapsamına tanıtlamasız 'bilgi' almamalıdır. Çünkü felsefe usun koşulsuz, saltık istemine yanıt verme çabamızdır, ve gerçek olanı, var olanı bilme istemi herhangi bir yolda kuşkulu olanla doyum bulamaz. Gerçeklik, Varlık ve Tanıtlama arasındaki ilişki Kavram yoluyla kurulur. Gerçek Varlık Kavramdır. Varolan belirli olandır, ve belirlenim ise Kavramın etkinliğidir.

Tanıtlama düşüncenin etkinliğidir, duyumun, duyusal algının, sezginin vb. değil. Eğer Kavramsal karşıtık ilişkisine, bu dolaysız birliğe gene de bir aracı arayacaksak ve buna sezgi değil ama usun sezgisi ya da mantığın kendisi demeliyiz. (Sezgi sözcüğü duyusal olanı anlattığı ölçüde kavramsal bilgi için ilgisizdir.)

Varsayım.Tüm görgül-pozitif bilimlerin tersine, felsefe kapsamında hiçbir varsayıma izin veremez.

 

Kavramı ilkin dolaysızlığı, ilişkisizliği, arılığı içinde düşünebiliriz. Bu soyut düşünme kipi kavramı anlamaktan daha ötesi değildir: A = A.

Anlak gereksiz değildir. Tam tersine, Kavramın zorunlu bir kıpısıdır, ve Eytişimsel Us Anlağın olumsuzlaması olduğu ölçüde Anlak kıpısı saltık olarak vazgeçilmezdir. Anlak Kavramı evrenselliği içinde, kendi ile yalın özdeşliği içinde alır. Bu kıpıyadır ki hiçbir dışsal ekleme yapmamalı, evrensel kavramı tüm duyusal-görgül belirlenimlerinden arılığı içinde almalıyız. Ancak bu arılık düşüncemizde Kavramı daha öte devimine yetenekli ya da uygun kılar.

Kavram bu soyut evrenselliği içinde bile hiç kuşkusuz belirlidir, ve tüm belirleme olumsuzlamadır. Kavram kendi olumsuzu ile, kendi karşıtı ile ayrımsız olarak birdir. Kavramın karşıtı ile bu ilişkisini çıkarsama pekala Eytişimsel Us ya da Olumsuz Us olarak adlandırılabilir. Eytişimsel Us salt kendinde düşünüldüğünde, henüz karşıtların birliği koyulmadıkça, sonludur.

Karşıtların ayrılığından bu ayrılıkta imlenen Karşıtların birliği düşüncesine geçiş, saltık çelişkiyi bu doğrulayış Kurgul Usun işlevidir.

Kavram tüm dışsal-duyusal gereçten özgürlüğü içinde bir ilişkiler bütününe, Usun Dizgesine açınır.