|
1. Nokta parçası olmayandır.
Shmeion estin, ou meroV ouqen.
Ein Punkt ist, was keine Teile hat.
A point is that which has no part.
|
Martianus
Capella — İS 5’inci yy — şöyle çevirir: ‘‘Punctum est cuius pars
nihil est :: Nokta parçası hiçbirşey olandır.’’ Bu çeviri de mantıksal
olarak eşit ölçüde geçerlidir. Eğer noktanın parçası hiçbirşeyse,
kendisi de hiçbirşeydir diyerek karşı çıkılırsa, bu çözümsüz ‘‘analitik’’
yoruma karşı noktanın gerçekten de hiçbirşey olduğunu belirtmek
gerekir: Hiçbirşeyken bir konumda olmak noktanın doğasıdır. Hegel
nokta için onun ‘‘Uzayın ‘olumsuzluğu,’ dahası onun onda koyulan
olumsuzluğu’’ olduğunu söyler.
Nokta, her kavram durumunda olduğu gibi, analitik düşüncenin saltık
yadsınmasıdır, çünkü çözümlenecek hiçbirşey içermez. Duyular ne
denli zorlanırsa zorlansın, sezgi ne denli derinleşirse derinleşsin,
tüm tasarımsal düşünme en yalın uzaysal kavram konusunda bütünüyle
geçersiz, güçsüz, ilgisiz olduğunu gösterir. Gerçekte burada analitik
çözümlemenin kendisinin yalnızca görgül çözümleme olduğu, gerçek
çözümleme ile ilgisinin olmadığı da görülür. Burada yatan ‘‘çatışkı’’
konusunda, bkz. Pascal’ın sonsuz küçüklük üzerine diyalektiği: Pascal:
(1658) ‘‘Geometrik Anlık Üzerine (De l’esprit de géométrique)’’
[Bu sitede yayımlanacak].
Aristoteles noktanın ‘‘bir çizginin başlangıcı’’ olarak ya da ‘‘bir
çizginin ucu’’ olarak tanımlarının bilimsel olmadığını, çünkü bu
tanımın önsel olanı sonsal olanla açıkladığını söylerler. Pisagorcular
noktayı ‘‘konumu olan monad’’ olarak tanımlarlar ve Aristoteles
bunu benimser (monad ve nokta bölünemez olmakla bir ama birincinin
konumsuz ve ikincinin konumlu olmasıyla ayrıdırlar). Bunun ilk mantıksal
sonucu çizginin noktalardan üretilemeyeceği, analitik düşüncenin
yaptığı gibi bir çizgideki ya da bir yüzeydeki noktaların sayılamayacağıdır
(bu usdışı, daha doğrusu bu us dengesizliği Cantor’un cennetine
götüren şeydir). Bir nokta, der, Aristoteles, zamandaki ‘şimdi’
gibidir: ‘Şimdi’ zamanın bir parçası değildir, yalnızca başlangıcı
ya da sonu ya da bölünmesidir — tıpkı bir çizgi durumunda olduğu
gibi. Nokta tasarımsal olarak ancak devim yoluyla bir çizgi yaratabilir.
Hiç kuşkusuz noktanın tanımında ‘‘çizgi’’nin kullanılması bu tanımların
sağın kuramsal tanımlar olarak amaçlanmadıklarını, yalnızca soyut
düşünme alıştırmaları olduklarını gösterir. Nokta konusunda kavramsal
olarak söylenebilecek tek şey ‘‘uzayın saltık olumsuzlanması’’ olduğudur.
‘‘Konum’’ bu kavramın kendisinde bütünüyle ‘‘belirsiz’’ olarak imlenir;
ama ‘belirli yer’ olarak anlaşılması ölçüsünde yine bir petitio
principiidir ki gerçekte daha ileriye, boyuta yapılan bir göndermeyi
varsayar ve kavram olması gerektiği gibi ya da bütünüyle olumsuz
olmaz.
Görgücü yorumlar kavramı doğadaki fiziksel ‘nokta’lardan türettiğimiz
konusunda birleşirler. Burada gerçekte eytişimsel olanın, kendinde
bir çelişki olanın ‘‘algı’’ ya da ‘‘duyum’’undan vb. söz ettikleri
ölçüde bu ‘‘uslamlamaları’’ izleme sıkıntısına girmeyebiliriz.
|
2. Çizgi genişliksiz
uzunluktur.
Grammh de mhkoV atlates.
Eine Linie ist breitenlose Länge.
A line is breadthless length.
|
Bu
tanım da Platon’a yüklenir. Proclus haklı olarak noktanın ‘olumsuz’
tanımına karşın, ilk kez çizgi ile irdelemeye olumlu bir kavramın,
‘boyut’ kavramının girdiğini belirtir. Gerçekte çizginin kendisi
boyuttan başka birşey değildir. Proclus’un tanımı ‘‘tek boyutta
büyülük’’ ya da ‘‘tek yolda / yönde uzamlı büyüklük’’tür; yine ‘‘bir
noktanın akışı’’ ya da devimdeki yoludur. Açıktır ki ‘‘genişliksiz’’
olmak ‘‘tek boyutta’’ olmayı anlatır. Aristoteles ayrıca çizginin
tanımını ‘‘bir yüzeyin ucu’’ olarak ta verir.
Çizginin noktanın devimi ile üretilmesi biçimindeki tasarımsal tanıma
karşı yalnızca çizginin noktanın karşıtı olduğu, nokta olmayan olduğu
anımsatılabilir. (Çizginin öyle üretilmesinin dışsal bir ‘‘devim’’
kavramını gerektirmesi yine böyle tanımların sağın olarak amaçlanmadıklarını
gösterir.) Genişlik ve uzunluk kavramları bu nicelik alanında hiç
kuşkusuz bütünüyle geçerlidir. Ama uzunluğun ‘‘genişliksiz’’ olmadığını
belirtmekle Öklides açıktır ki anlatımı tanıma katmaktan çok ‘‘sezgisel’’
ya da ‘‘tasarımsal’’ düşünmeye bir engelleme getirmeyi amaçlar (tıpkı
nokta tanımında parça ve dolayısıyla bütün kavramlarının aynı amaçla
dışsal olarak kullanılması gibi). Gene de Aristoteles bu tanıma
‘‘cinsi olumsuzlama’’ ile böldüğü için haklı olarak karşı çıkar
(cins iki karşıt yüklemi birden taşımaz).
Öklides çizgilerin sınıflandırmasını atlar ve eğri çizgi daha sonra
bir dairenin tanımında ele alınır.
|
3. Çizginin
uçları noktalardır.
Grammhs de perata shmeia.
Die Enden einer Linie sind Punkte.
The extremities of a line are points.
4. Doğru çizgi
üzerinde noktalara düz olarak uzanan çizgidir.
Euqeia grammh estin, htiV ex itou toiV ef eathV shmeioiV
keitai.
Eine gerade Linie (Strecke) ist eine solche, die zu den
Punkten auf ihr gleichmäßig liegt.
A straight line is a line which lies evenly with the points on
itself.
|
htiV
ex
‘‘evenly / düz olarak’’ ya da ‘‘gleichmäßig / bakışık olarak’’
Proclus: Yalnızca doğru çizgi (eğriler değil) üzerindeki noktalar
arasındakine eşit bir uzaklığı kaplar.
‘‘Bir doğru çizgi üzerindeki noktalarla ‘‘düz’’ olarak uzanan bir
çizgidir’’ olarak çevrildiğinde tanımdan anlam çıkarmanın güç olduğu
düşünülür, ve Savile’nin anlayamadıklarını kabul etmesi böyle bir
yoruma bağlı olabilir.
‘‘Üzerindeki noktalarla düz olarak uzanmak’’
Aslında tanımlanacak olan şeyin kendisi budur ve Öklides’in bunu
gözden kaçırması söz konusu değildir. Ama bu bölümün çevirisi konusunda
çözülemeyen sorunlar vardır.
Öklides’ten önce bilinen biricik doğru çizgi tanımı Platon’a ait
‘‘duyusal’’ tanımdır: Bir ucundan doğru olarak bakıldığında ‘‘ortası
uçlarını örten’’ çizgi. Aristoteles Platon’dan söz etmeksizin tanımı
benzer terimlerde alıntılar. Öklides duyusal bir gönderme kullanmaz,
ama ‘‘bakışık’’ olarak yorumlanacak anlatım Platon’un ‘‘orta’’ kavramına
dayanır.
Tanıma dönersek:
‘‘bir eşitlik temelinde’’ ya da ‘‘doğada bir eşitlik üzerinde olma’’
deyimleri Platon ve Aristoteles’te Öklides’in kullandığı sözcüklere
benzer sözcüklerle bulunur. Buradan ‘‘bakışık’’ anlatımına geçmek
güç değildir.
ex ison
sözcükleri
—‘‘düz olarak yerleştirilmiş (dengelenmiş)’’
—‘‘eşit ölçüde’’
—‘‘ayrımsızca’’
—‘‘eğimsizce’’
olarak alınabilir.
Bu durumda: ‘‘üzerindeki noktalar ile (ya da noktalar açısından)
düz olarak uzanan’’ olarak alınabilir — ki pek yararlı değildir.
Şöyle bir çeviri de olanaklıdır: Üzerindeki noktalarda (ya
da noktalar yoluyla) düz olarak (ya da biçimdeş/eşbiçimli
olarak) uzanan (ya da yerleştirilen)’’ demektir.
Bir Almanca çeviride ilk biçim şöyle önerilir (Max Simon): ‘‘die
Gerade liegt in gleicher Weise wie ihre Punkte :: Doğru çizgi noktaları
ile aynı yolda uzanır.’’
İkinci biçim: ‘‘die Gerade liegt für (durch) ihre Punkte gelichmäßig
:: Doğru çizgi noktaları için (yoluyla) bakışık olarak uzanır.’’
Platon’un görsel tanımındaki ipuçları metni yorumlama konusunda
daha yararlı ölçütler verir, ve Öklides’in çıkış noktasının da
bu tanım olduğu düşünülebilir. Burada sorunu kapatmamaya özen göstererek
yalnızca kendi mantığı içinde irdeleyebiliriz.
Analitik olarak, bir çizgi kavramında uçların varlığı uçların uçları
olduğu bir üçüncü öğeyi, bir ara noktayı, ya da daha tam olarak
bir ‘‘uzunluk’’ olan noktayı imler. Doğru çizgi ve eğri çizgi arasındaki
ayrım bu ara terimin iki uç ile ilişkisine bağlıdır, ve bu noktalar
bir doğru üzerinde ya da bir eğri üzerinde olabilir. Platon’un görsel
tanımında orta nokta uç noktalar tarafından örtülür (görülmesi engellenir).
Bu duyusal öğeyi bir yana bırakırsak, ve tanımda ‘‘doğruluk/düzlük’’
kavramının kullanıldığını varsayarsak, o zaman yine bir sonsalın
önsel olarak kullanılması durumu olacaktır. ‘‘Bakışık’’ kavramı
ise tasarım yetisine sorunun çözümünü hiç kuşkusuz hemen sunar.
Ama bakışıklık yalnızca doğruluğu değil ama eğriliği de kabul eder.
Kant ‘‘en kısalık’’ kavramının çizgi açısından bireşimli olduğunu
söyler ve bunda doğruluk ve eğrilik kavramlarının da çizgi açısından
bireşimli olduğunu imlenir. Bu öğeler çizgi kavramının çözümlemesinden
çıkartılamazlar, ve çözümleme bize yalnızca uçları ve ortayı vermişti.
Eğer bu uzunluk sonsuz küçük niceliğe indirgenirse — ki bu durumda
kendisi bir birim ya da nokta olmanın kıyısında durur ama nokta
değildir — doğruluk bu orta noktanın uç noktalarla uzaklığının yalnızca
eşit değil ama ‘‘en kısa’’ olmasını gerektirir. Böylece doğru çizgi
iki uç noktanın orta noktaya uzaklıklarının ‘‘en kısa’’ olma durumunu
anlatır. Platon’un tanımında çizginin her iki yarısının uzunluğu
ilgisizdir, yeter ki bir uzunluk olsun.
‘‘Eşit uzunluk / nicelik’’ kavramı Hume’un ‘görsel’ nicelik yorumlarına
uygun olarak ‘‘usdışı geometri’’nin yadsıdığı bir kavramdır. Yukarıdaki
uslamlamada ‘‘uzunluk’’ kavramı olanaklı ‘‘en kısa’’ olana, bir
çatışkı noktasına indirgendiği için, bu kuşkulu eşitlik sorununu
da ilgilendirmez. (Yine Newton da yiten niceliklerin oranında aynı
çatışkı noktasında durulduğunu gösterir ve buradaki eytişimi açık
olarak belirtir, bkz. ‘‘Principia,’’ Lemma 11 (Ek Çıkarsama).
Doğru çizgi kavramını düşünen usun mantıksal sürecini çözümlemek
nokta durumundaki güçlükle karşılaştırılamayacak denli büyüktür.
Ve sorunun çözümü yalnızca bu sürecin olanaklı kılınması için gereken
kavramları saptamaktır. ‘‘Doğru çizgi’’ kavramı gerçekte çizgi kavramının
kendisinin bir tipidir, ve kavram kabul edildiğinde tanım için gereken
şey bir özelliktir. Ama özelliğin kendisi elde edilen kavramlar
arasındaki bir ilişkidir, ve yalnızca bu ön kavramlar aracılığıyla
verilmelidir, bir petitio principii olarak geçiştirilmemelidir.
Düzlük, düzgünlük, eşbiçimlilik ya da biçimdeşlik, eş yönlülük vb.
gibi terimlerden yararlanamayız çünkü tanımlanacak olan kavramın
kendisi bu terimlerin kendilerinin kökenleridir.
Geometrinin ‘‘belitli yöntemi’’ sürekli olarak aynı sorunu yaratır,
ve sağın bir mantıksal çıkarsamadan, eytişimin eksiksiz uygulanışından
yoksun kaldığı sürece yeni belitlerin getirilmesi ya da kimilerinin
atılması, eskilerin yeniden düzenlenmesi gibi reformlarla bu bilim
Öklides’te usun doğal işleyişinin ona vermiş olduğu bu en iyi biçimden
daha öteye gidemez.
Einstein’ın aynı konudaki uslamlamaları için bkz. Özel ve Genel
Görelilik Kuramı Üzerine, § 1.
|
5.
Yüzey yalnızca uzunluk ve genişliği olandır.
6. Yüzeyin uçları
çizgilerdir.
7. Düzlem yüzey üzerinde doğru çizgilerle düz olarak uzanan yüzeydir.
|
Tanım
çizginin tanımı ile sözel olarak da aynı yapıdadır. Proclus’un
başka tanımları (yalnızca kırmızıda): 1. En
sonuna dek gerilmiş yüzey. Fiziksel
bir kavram ve bir de eylem içeren bu tanımı Proclus Öklides’in tanımına
eşdeğer bulur. 2. Aynı uçları olanların tümünden
en küçük yüzey. Bu Arşimedes’den alıntıdır. 3.
Tüm parçalarına doğru bir çizginin uyduğu yüzey. Vb.
Gauss’un
Bessel’e bir mektubuna göre düzlem bir yüzey
öyle bir yüzeydir ki, üzerinde iki nokta alınırsa, onları birleştiren
doğru çizgi bütünüyle yüzeyde yatar tanımı gerekenden daha
çoğunu kapsar.
Hiç
kuşkusuz en iyi tanım en yalın olan tanımdır. Ama gerçek tanım kavramın
kendi kendisini tanımlamasıdır. Düzlem için gereken biricik varsayım
doğru çizgidir. Ya da, eğer bu biraz kapalı görünüyorsa, doğru çizginin
eytişimi noktayı da kapsadığını gösterir. Ve doğru çizgi ve nokta
yüzeyin belirlenimi için yeterli kıpılardır.
|
8. Düzlem açı bir
noktada buluşan ve düz bir çizgi üzerinde uzanmayan iki çizginin bir düzlem
üzerinde birbirine eğimidir.
9. Ve açıyı sınırlayan çizgiler düz olduklarında açıya doğrusal
açı denir.
10. Düz bir çizgi üzerine çizilen doğru bir çizgi bitişik açıları birbirine
eşit kıldığında, eşit açılardan her biri diktir ve ötekinin üzerinde
duran doğru çizgiye üzerinde durduğu çizgiye dik denir.
11. Bir geniş açı bir dik açıdan büyük bir açıdır.
12. Bir dar açı bir dik açıdan küçük bir açıdır.
13. Bir sınır herhangi birşeyin bir ucu olandır.
14. Bir şekil herhangi bir sınır ya da sınırlar tarafından sınırlanandır.
15. Bir daire tek bir çizgi tarafından öyle bir yolda sınırlanan
bir düzlem şekildir ki, şeklin içersinde yatan noktalar arasındaki tek
bir noktadan çizginin üzerine düşen tüm doğru çizgiler birbirine eşittir.
16. Ve noktaya dairenin özeği denir.
17. Dairenin bir çapı özekten geçerek çizilen ve her iki yönde
dairenin çevresi tarafından sonlandırılan herhangi bir doğru çizgidir,
ve böyle bir doğru çizgi ayrıca daireyi ikiye böler.
18. Bir yarım-daire çap ve onun tarafından kesilen çember ile kapatılan
şekildir. Ve yarım-dairenin özeği daireninki ile aynıdır.
19. Doğruçizgili şekiller doğru çizgiler tarafından sınırlanan
şekillerdir, ve üç-kenarlı şekiller üç çizgi tarafından sınırlanan,
dört-kenarlı şekiller dört çizgi tarafından sınırlanan, ve çok-kenarlı
şekiller dört doğru çizgiden daha çoğu tarafından sınırlanan şekillerdir.
20. Üç kenarlı şekillerden, bir eşkenar üçgen üç kenarı eşit olan,
bir ikizkenar üçgen yalnızca iki kenarı eşit olan, ve bir eşitsiz
kenarlı üçgen üç kenarı eşitsiz olan üçgendir.
21. Bundan başka, üç kenarlı şekillerden, bir dik-açılı üçgen bir
dik açısı olan, bir geniş-açılı üçgen bir geniş açısı olan, ve
bir dar-açılı üçgen üç dar açısı olan üçgendir.
22. Dörtgen şekillerden,
bir kare hem eş-kenarlı hem de dik-açılı olandır;
bir dikdörtgen dik-açılı olan ama eş-kenarlı olmayandır;
bir eşkenar dörtgen (Rombus) eş-kenarlı olan ama dik-açılı olmayandır;
ve
bir koşutkenar (Romboid) karşı kenar ve açıları birbirine eşit
olan ama ne eş-kenar ne de dik-açılı olan dörtgendir.
Bunların dışında kalan dörtgenlere yamuklar diyelim.
23. Koşut doğru çizgiler aynı düzlemde olduklarında ve her iki
yönde de sonsuza dek uzatıldıklarında her iki yönde de birbirleri ile
buluşmazlar.
Şunları konutluyoruz:
1. Her noktadan her noktaya bir doğru çizgi çizmek.
2. Bir doğru çizgide bir sonlu doğru çizgiyi sürekli olarak uzatmak.
3. Herhangi bir özek ve uzaklık ile bir çember çizmek.
4. Tüm dik açıların birbirine eşit olması.
5. Eğer iki doğru çizgi üzerine düşen bir doğru çizgi aynı yanda oluşan
iç açıları iki dik açıdan daha küçük yapıyorsa, iki doğru çizginin, eğer
sonsuza dek uzatılırlarsa, açıların iki dik açıdan daha küçük olduğu yanda
kesişmeleri.
|
Tanıtlanamayan
bir teorem olarak görülen ünlü postulat budur. Başka biçimlerde
de anlatılır:
— Verili bir noktadan verili bir doğru çizgiye yalnızca tek bir
koşut çizgi çizilebilir, ve
— Kesişen iki doğru çizgi bir ve aynı doğru çizgiye koşut olamazlar.
|
|
ORTAK
KAVRAMLAR (BELİTLER)
|
1. Aynı şeye eşit olan şeyler birbirlerine de eşittir.
2. Eğer eşitlere eşitler eklenirse, bütünler eşittir.
3. Eğer eşitlerden eşitler çıkarılırsa, kalanlar eşittir.
4. Birbiri ile düşümdeşen şeyler birbirine eşittir.
5. Bütün parçadan büyüktür.

|