Tümevarım


tümevarım induction


Newton şöyle yazar: (Doğal Felsefenin Matematiksel İlkeleri: Kitap III, Evrenin Dizgesi):

Isaac Newton KURAL IV

Deneysel felsefede genel tümevarım yoluyla fenomenlerden çıkarsanan önermelere, tasarlanabilecek karşıt önsavlara karşın, doğru olarak ya da gerçeğe çok yakın olarak bakacağız — ta ki onları ya daha doğru, ya da kuraldışına açık kılabilecek başka fenomenler ortaya çıkıncaya dek.

Newton ‘‘doğal felsefe’’ dediği şeyde düşüncenin bu doğal işlemini uygular.

Tümevarım doğal bilimin yöntemidir, çünkü gözlem ve deneyime dayandırıldığı ölçüde doğal bilim kuramını tekillikleri içindeki gözlem ve deney verilerinden türetmeyi amaçlar.

Ama bireysel algı hiçbir zaman evrensel kuram üretemez; tüm bireyleri kapsayan bir sınıf hiçbir zaman gözlemden türetilemez; tekil bir aykırı örnek bir gözlemler dizisinin genelleştirilmesini geçersiz kılar. Ve nedensellik saptamayı amaçlayan deneyler çokluğu, Hume’un gördüğü gibi, ancak bir alışkanlık / çağrışım düzeneğinde sonlanır, olguyu anlatıp anlatmadığı her zaman belirsiz kalacak olan tümevarımı üretir, ama hiçbir zaman sonsuz içerikli bir evrenseli değil.

Newton yukarıda aktarılan Kuralında doğal bilimin önermelerinin pekinliğinden kuşkusunu belirtir.

Usun doğal yasama işlevinde yaptığı şey tikel durumları evrensel bir kurala bağlamak, genel kavramı tikeller üzerine uygulamaktır. Usun doğal işlemleri yoluyla belirlenen yasanın aklanması tüm görgücü sezginin çok iyi bildiği gibi bir dışsal gözlem / algı sorunu değildir (tikellerin belirsiz bir çokluğu bile istenen pekinliği vermez). Ve kuramın geçerliğinin sorgulanması, nesnel anlamının olup olmadığının sorgulanması, aynı doğal işlemler tarafından yerine getirilebilecek bir iş değildir, ve olguculuğun kuramı koşulsuzca yokedici vargısında sonlanır. Tümevarımın konumunu Aristoteles de çok önceden belirtmişti:

‘‘Çünkü bilmeyi kendi uğruna seçen biri {982b} herşeyden önce en yüksek anlamda bilgi olanı seçecektir, ve bu en yüksek düzeyde bilinebilir olanın bilgisidir; ve en yüksek düzeyde bilinebilir olan şeyler ilk ilkeler ve nedenlerdir, çünkü onlardan ve onlar yoluyladır ki başka şeyler bilinirler, onlara atgüdümlü şeylerden çıkarak onlar değil.’’ (Metafizik, 1. Kitap).

Sözde ‘‘bilim felsefesi’’ görgül bilimlerin kuramsal yapıları üzerine onların da kullandıkları aynı içgüdüsel ussal işlemlerle gittiği sürece onlarla aynı güçlükleri paylaşır, ve görgül / olgucu zeminlerde uslamlama ürettiği zaman, kendi iç mantığı gereği görgül bilimsel düşüncenin doğal amacını, evrensele ulaşmayı hafife alır, genel olarak kuramı yadsır, belirsizlik, olasılık düzeyinde ama gene de kendisi aklanmışlık / geçerlik savında bir yorum üretir.


GELİŞTİRİLİYOR