|
Pekinlik |
|
pekinlik certainty |
|
Nietzsche başka şeylerin arasında ‘pekinlik’ fobisi ile de yüklüdür. Ama (Kaufmann, İnsanı Aanla[ma]mak 2, § 35’in en son alıntısında da görüleceği gibi) ‘‘en yetenekli erkekleri ve en soylu kadınları’’ — belki de böyle olmayanları değil — ‘‘pekin nedenler’’ üzerine düşünmeksizin kolayca bir inanca kendilerini bırakmakla kınar. Nietzsche saldırdığı her noktayı her zaman eşit ölçüde bir savunma noktası da yapabilir, dilediğini seçme özgürlüğünden sınırsızca yararlanır. Pekinlik hiç kuşkusuz öznel dikbaşlılık ile bir değildir. Doğal bilincin doğal uslamlamalar yoluyla ‘tanıtlama’ elde ettiği sanısı ile de ilgisizdir. Pekinlik doğal bilinçteki ‘gerçeklik duygusudur,’ ve belirsizliğe, bilgisizliğe bağlı ‘kuşku duygusunun’ yenilmesini anlatır. Ve doğal bilincin gerçeklik ileri sürmesi ile aynı anlamda ileri sürülür. Sorun pekinliğin anlatması gereken gerçekliği kavrayabilmektir. Ve bu ise görgücülüğün değil ama felsefenin sorunu, kendi eytişimini kavrayan düşüncenin başarımıdır. |
|
Bunu başaramayan, ve başaramadığını hiç kuşkusuz bilen doğal bilincin haklı olarak gerçeklik ya da pekinlik ileri sürmekten kaçınması gerekir. Ama doğal bilinç kendi pekinlik yoksunluğunu bir pekinliğe çevirir. Örneğin Kaufmann yineleyerek ‘pekinlik’ anlatımının kendisine çatar, esnekliği, hiçbirşey üzerinde diretmemeyi, almaşık ve karşıçıkışları dikkate almayı önerir. Bunlar hiç kuşkusuz kendilerinde geçerli olan ve küçük bir öğrencinin bile anlayabileceği doğal tutumlardır. Ama pekinliği yok saymak için kullanılmaya kendileri izin vermezler, çünkü tümü de pekinliğe erişmeye hizmet etmek uğruna varolurlar. Yanlışın gerçek olduğunda diretebilmek, yanılmak insana özgüdür. Ama pekinliğe saldırının kendisi dikbaşlıdır, çünkü salt öznel, kişisel kanılar üzerinde kalmada diretir. Buna karşı, söz gelimi doğal bilimlerdeki saltıklar öylesine pekindir, öylesine sağlam ve sarsılmazdır ki, eğer doğal us onlara güvenmeseydi, onları pekin saymasaydı, bir bilimden ve uygulayımbilimden söz edilemez, matematik ve geometrinin bile tıpkı görgücülerin, olgucuların yaptıkları gibi zayıf ‘inançlar’ alanına sürülmesi gerekirdi. Felsefede pekinliğin önemi üzerine konuşabilmek için hangi konuda konuştuğunu bilmek gerekir. Ama, olgunun doğası gereği, pekinliğe saldırı pekinliği tanımayan bilinçten gelir. Ve bu bilinç gene de felsefe üzerine ileri geri konuşmada hiçbir duraksama göstermez. Hiç kuşkusuz pekinliği önemli görmediği için. |
|
Geliştiriliyor. |