|
Olgusallık |
|
olgusallık reality |
|
‘Olgusallık’ sözcüğü de başka her soyut sözcük durumunad olduğu gibi genel olarak abartılır. Çok derin, çok anlamlı, çok büyük birşeyi ya da birşeyleri anlattığı sanılır. Böyle her durumda dikkat etmemiz gereken şey sözcüğe bağlı kavram ve sözcüğe bağlı tasarımlar arasındaki ayrımdır. Kavram kökende ‘olgu’ ile ilgilidir, ve sözcüğü dilbilgisi düzleminde bütünüyle açındırırsak hiçbir biçimde ’olgu ile ilgililik,’ ’olgu ile ilgili olma’dan daha ötesini göstermez. Sözcüğe bu yalın anlamın ötesinde bağlanan herşey kavrama görgül bir içerik yüklemek, onu bir tasarıma dönüştürmektir. Olgusallık bu yolla duyusal olana, nesnel olana, özdeksel olana, dışsal olana, kavramsalın karşıtı olduğu düşünülen herşeye bağlanır. Burada sağın mantıksal süreçlerden çok insan anlığının imgesel, çağrışımsal, her tür dışsal bağlantı yeteneği iş başındadır. Kavram kendini tüm böyle tasarımsal içeriğe bağlamanın ve bu yolla bir görgül kullanımlar türlülüğü sağlamanın üstünde ve ötesinde bir başka davranışa daha yeteneklidir. Bu onun eytişimidir. Olgusallık ya da realite herşeydir. Ama anlatımın bu ‘herşey’ için sağladığı tek şey her bir şeyin salt bir olgu olduğunu bildirmektir, daha ötesi değil. İçeriğin tüm daha öte tikelleşmesi daha yüksek, daha somut, daha ayrımlaşmış başka kavramları gerektirir. Birşeyin salt bir olgu ya da olgusal olduğunu, bir durumun salt olgusallık olduğunu söylemek hiç de sanıldığı gibi o şey için en son sözü söylemek demek değildir. |
|
Sözcük pekçok dilde ‘gerçeklik’ ile anlamdaş olarak kullanılır, ve bu kullanım tikel anadiller ve evrensel mantık ilişkisi üzerine güçlü bir ışık düşürür. Olan, bir olgu olan, varolan birşey doğal mantık tarafından ‘gerçek’ olarak görülür, ve gerçekten de ‘olmak’ ve ‘gerçek olmak’ birbirine mantıksal olarak ayrılmamacasına bağlıdır, tıpkı yine doğal mantıkta ‘olmayanın’ ideal olarak ve dolayısıyla yanlış olarak görülmesi gibi. Yine aynı doğal mantıkta (ya da anadil mantığında) olgusal olan, var olan anlatımları ‘somut,’ ‘duyulur,’ ‘ele gelir’ olan vb. ile anlamdaş olarak alınır, ve bu gündelik bilgelik üzerine felsefe yapıldığı zaman gerçeklik = duyulurluk ilkesi üzerinde bütün bir görgücülük mantığı doğar (varolmak algılanmaktır vb.). |
|
GELİŞTİRİLİYOR |