Eğitim


eğitim


‘‘Eğitim insanları törel yapma sanatıdır: İnsanları doğal olarak alır ve onlara yeniden doğmanın, onlarda bu tinselliğin bir alışkanlık olacağı bir yolda ilk doğalarını ikinci bir tinsel doğaya dönüştürmenin yolunu gösterir.
::
Die Pädagogik ist die Kunst, die Menschen sittlich zu machen: sie betrachtet den Menschen als natürlich und zeigt den Weg, ihn wiederzugebären, seine erste Natur zu einer zweiten geistigen umzuwandeln, so daß dieses Geistige in ihm zur Gewohnheit wird.’’
(Hegel, ‘‘Tüze Felsefesi,’’ § 151, Not.)

İnsan kendinde Ustur. Kendi için de Us olmalıdır. Eğitim tam bu yalın anlamda ereği tam açınmış insan özü olarak özgürlüktür. Bu erekle göreli olarak, insan süreçte geliştirdiği her bilinç biçiminde kendisi olmayan birşeydir. Bu her bir biçim tinin bir görüngüsüdür, ve burada bu kavram açısından dikkate almamız gereken başlıca nokta tinin görüngülerinin bir görüngü olmanın eksikliği ile yüklü olmalarıdır. Bu onların geçiciliklerinin, kendilerini ortadan kaldırmalarının ve ileriye doğru devinmelerinin mantıksal güdüsüdür. Bu düzeye dek tinin eğitimi, insanın tüm yetilerinin tam erimi içinde büyüme süreci eğitimin gerçek kavramıdır. Erek özgürlüğü öğrenmek, onu anlamak, ve böylelikle onu yaşama geçirmektir. Ama süreç mantıksaldır, ve tinin her hangi bir görüngüsünden dolaysızca ereğe sıçrayabileceğini, mantıksal sürekliliğin üzerinden atlayabileceğini düşünmek doğru değildir. Tinin görüngüsü bir paradigma değil ama bir süreklideki bir kıpıdır.

Us gelişmelidir. Tüm ekin, tüm uygarlık insanın doğal varoluşunun ötesine geçmesini anlatır, ve bundan sorumlu olan insanın kendisidir. Eş deyişle, süreç otomatik değildir.

İnsan bir veridir. Doğa ve ekindir. Duygu ve Düşüncedir. İçgüdü / istek ve Sağduyu / istençtir. Usun duygu ile çatışması usun olduğu gibi duygunun da henüz saltık gelişimine ulaşmamış olduğunu anlatır. Birlik şu ya da bu tikel kişilik düzleminin sorunu değildir. Bu olumsallıklar zemininde ancak ilkel, yabanıl türlülük için, ancak çatışma için yer vardır.


19 yy İngilteresinde madenden kömür çıkaran küçük bir kız. (The Victorian Web) 19. yüzyıl Victorian İngilteresinde böyle işler 5 yaş ve üstündeki çocuklara yaptırılırdı. Bir insan olarak gelişmelerine izin verilmeyen böyle sayısız çocuğun yaşamı İşleyim Devriminin tözüne katıldı. Yaşam süreleri 25 yılı aşmıyordu. Hükümetin çocuk emeği konusunda bile düzenlemeler yapmasına karşı çıkan laisses faire savunucularının ahlak kuramları değerlerin göreliliğini ve ölçülebilirliğini ilke alan İngiliz Görgücüleri tarafından formüle edildi.

‘‘Çocuklardan istenebilecek hizmet buna göre ancak eğitimi amaçlayabilir ve ancak eğitimle ilgili olabilir; kendileri için birşey olmalarına izin verilmemelidir, çünkü bütününde törelliğe çocukların kölelik durumunda olmalarından daha aykırı hiçbir durum yoktur
::
Die Dienste, die von den Kindern gefordert werden dürfen, können nur den Zweck der Erziehung haben und sich auf dieselbe beziehen: sie müssen nicht für sich etwas sein wollen, denn das unsittlichste Verhältnis überhaupt ist das Sklavenverhältnis der Kinder.’’
(Hegel, ‘Tüze Felsefesi’ (1821), § 174, Zusatz.)

Çocuklar kendilerinde özgür varlıklardır, ve yaşam salt bu özgürlüğün dolaysız dışvarlığıdır; buna göre ne başkalarına ne de ebeveynlerine şeyler olarak aittirler
::
Die Kinder sind an sich Freie, und das Leben ist das unmittelbare Dasein nur dieser Freiheit, sie gehören daher weder anderen noch den Eltern als Sachen an. ’’
(Hegel, ‘Tüze Felsefesi’ (1821), § 175.)


Eğitim KAVRAMI insan bilincinin ideal bütününe doğru biçimlenmesi, özbilinçli usun saltık açınımı ve gerçekleşmesi, eş deyişle, insanlık için gerçek varoluş koşulunu kavramasını anlatır. Kuram ve kılgı birdir.


Eğitim TASARIMI her türlü saçmalığı anlatır: Üniversite eğitimini, anlamadan bellemeyi, bilmeden doğrulamayı. İdeolojiyi.

Eğitim insan bilincinin kuramsal eksiksizliğe ulaşmasının yanısıra, ve eşit ölçüde özsel olarak duyuncun, duyarlığın da tam şekillenmesidir.


O zaman tam olarak bununla evrensellik biçimi kendi için düşüncede varoluşa yükselir - biçim ki, İdeanın varoluşu için biricik değerli öğedir. Eğitim buna göre saltık belirlenimi içinde kurtuluş ve daha yüksek kurtuluşun emeğidir; başka bir deyişle, bundan böyle törelliğin dolaysız, doğal olmayan, tersine tinsel, benzer olarak evrensellik şekline yükselmiş olan sonsuz öznel tözselliğine saltık geçiş noktasıdır. Bu kurtuluş öznede davranışın katıksız öznelliğine karşı, isteğin dolaysızlığına karşı, keyfi özencin ve duygunun öznel hiçliğine karşı ağır emektir. Eğitimin bu ağır emek olması olgusu ona karşı gösterilen isteksizliğin bir bölümünü oluşturur. Ama bu eğitim emeği yoluyla öznel istencin kendisi kendi içinde nesnellik kazanır, ve kendi payına ancak onda İdeanın edimselliği olma değerinde ve yeteneğindedir.

(Hegel, ‘‘Tüze Felsefesi,’’ § 187, Not.)

Die Bildung ist daher in ihrer absoluten Bestimmung die Befreiung und die Arbeit der höheren Befreiung, nämlich der absolute Durchgangspunkt zu der nicht mehr unmittelbaren, natürlichen, sondern geistigen, ebenso zur Gestalt der Allgemeinheit erhobenen unendlich subjektiven Substantialität der Sittlichkeit. Diese Befreiung ist im Subjekt die harte Arbeit gegen die bloße Subjektivität des Benehmens, gegen die Unmittelbarkeit der Begierde sowie gegen die subjektive Eitelkeit der Empfindung und die Willkür des Beliebens. Daß sie diese harte Arbeit ist, macht einen Teil der Ungunst aus, der auf sie fällt. Durch diese Arbeit der Bildung ist es aber, daß der subjektive Wille selbst in sich die Objektivität gewinnt, in der er seinerseits allein würdig und fähig ist, die Wirklichkeit der Idee zu sein.

Edward Teller Eğitim TASARIMI doğal bilinç yapısının biçimlenmesini, tasarımsal bilincin oluşumunu anlatır.

Pozitif bilimlerin öğrenilmesinin, daha doğrusu bellenmesinin ‘eğitim’ ile ilgileri konusunda en çarpıcı örnek H-bombasının babası Teller’in (Reagan danışmanı) durumudur. Tüm ‘uygulayımbilimsel’ genişlik ve derinliğe bu insanda tam bir duyunç yoksunluğu eşlik etti. Tutkusu her zaman daha güçlü, daha etkili, daha yokedici silahlar üretmekti. İnsanlık için.

Bu bilinçte yaşamın kendisi bile bir değer olmayı başaramadı. Pozitif eğitimi ona yalnızca negatif bir duyunç kazandırmıştı.


Geliştiriliyor.