|
Je pense, donc je suis |
|
Descartes bu anlatımı diline dolamaz. ‘‘Cogito ergo sum’’ anlatımı Meditasyonlar’da ve Kurallar’da bulunmaz. Bunun yerine, yalnızca iki kez, M 2.3 ve 2.6'da, ‘‘Varım,’’ ya da, ‘‘Ego sum, ego existo’’ ile karşılaşılır. Bu son anlatım tasım biçiminin buradaki ilgisizliğini daha doğrudan gösterir. |
|
Dışsal gerçeklik uğruna Usun Gerçekliğini dışlayan inanç gerçeklik arayışına o arayışın kendisinden türetilmeyen ölçünler getirir. 17’nci yüzyıla dek Fransa’da da Katolik Kilisenin denetiminde yürütülen ‘felsefe’ eğitimi kurumun inaklarından özerk bir düşünme yoluna izin vermiyordu. Düşünür iki yüzlü olmak zorundaydı. Ve bu oyun Katolik Avrupa’da sonsuza dek sürecek gibi görünüyordu. Katolik Kilise aynı inakçı yapısını bugün de sürdürür. Yüzyıllardır Güney Avrupa usunu sımsıkı yakalamış olan bu gelişmeme tutkusunun ortasında, belki de başkaları arasında herkesten çok Descartes usun kavramsal özerkliğine, düşünme özgürlüğüne en inandırıcı anlatımını verdi. Usu salt kendi olanakları ile olguları gerçekte oldukları gibi bilmeye yetenekli gördü. Aslında ne olursa olsun, ister dinsel isterse bilimsel olsun, tüm gerçeklik savlarını aklama yetkisini yalnızca ve yalnızca usun doğal ışığında gördü. |
|
| Ama Descartes us ve inanç arasında zorunlu olarak bir çelişki olması gerektiğini düşünmüyordu. İnsan Gerçeklikten başka neye inanabilirdi? İnanç ve Bilgi birbirlerinden yalıtılmış analitik yetiler olarak görülemezdi, tıpkı Duygu ve Düşüncenin de kendilerinde çatışmak zorunda olmamaları gibi. |
|
“Cogito
ergo sum” Bir Tasım Değildir ‘‘ ... Üçüncü olarak, ilkin Tanrının varolduğunu ayrımsamadıkça hiçbirşeyi pekinlikle bilemeyiz dediğim zaman, kesin terimlerde yalnızca beni onları çıkarmaya götüren tanıtlamalara daha öte dikkat etmeksizin bellekte yineleyebilecek türde vargıları ayrımsayan bilime göndermede bulundum. Dahası, ilk ilkelerin bilgisi eytişimciler tarafından genellikle bilim olarak adlandırılmaz. Ama düşünen varlıklar olduğumuzu ayrımsadığımız zaman, bu hiçbir tasımsal uslamlamadan türetilmeyen ilkel bir bilgi edimidir. ‘Düşünüyorum, bu yüzden varım’ diyen biri varoluşu bir tasım yoluyla düşünceden çıkarsamaz, ama, yalın bir ansal görüş edimi yoluyla, onu sanki kendinde bilinen birşeymiş gibi kabul eder. Bu eğer tasımsal olarak çıkarsanmış olsaydı, düşünen herşey vardır büyük öncülünün daha önceden bilinmesinin gerekeceği olgusundan açıktır; ama bu gene de daha çok bireyin deneyiminden öğrenilmiştir—varolmadıkça düşünemeyeceği deneyiminden. Çünkü anlığımız doğa tarafından öyle oluşturulmuştur ki, genel önermeler tikellerin bilgisinden oluşur.’’ |
|
Descartes:
“Cogito ergo sum” Dolaysız Bir Çıkarsamadır
|
![]() |
|
Yöntem
Üzerine Söylem
|
|
|
Düşüncenin Varlık kavramını doğrulaması doğal bilinci şaşırtır çünkü bu bilinç biçimimiz için varlık herşeyden önce, aslında belki de başlıca duyusal olanın yüklemi olarak görülür. Görgücü bilgeler yalnızca ve yalnızca algıladıklarının, yalnızca ve yalnızca duyumsadıklarının varlığını pekinlikle ileri sürebileceklerine inanırlar. Buna karşı düşünce duyulardan en uzak olan birşeydir — güvenilmez, önemsiz, değersiz, aslında anlamsız birşey olarak görülür. Varolmak için duyulur olmak gerekir. Bu sıradan bilgelik varlığın kendisinin duyumsanan değil ama tam olarak düşünülen birşey olduğunu anlamada başarısızdır. Bu yüzden gündelik bilgeliktir. |
|
Geliştiriliyor. |