Bilgelik


bilgelik


Özellikle pozitivist / nihilist düşünme eğilimine karşı felsefenin yalnızca ‘bilme’ sevgisi olmadığını, ama bilgelik sevgisi olduğunu anımsamak gerekir, çünkü bu eğilimler bilgeliğe sevilecek birşey olarak değil ama nefret edilecek birşey olarak bakarlar. Pozitvizm ‘‘felsefenin yokedilmesi’’ gibi bir amacı olduğunu bildirir (Viyana Çevresi), ve nihilist Nietzsche idealist Sokrates’ten ‘‘moral manyak’ olarak söz eder. Bunlar yalnızca bir genelleme yapmayı aklayan tekil olgular değildir. Tersine, kendileri birer tümdengelimdir.

Bu ayrımın gözden kaçırılması, bilgelik nefretinin felsefe olarak görülmesi felsefenin fizikselci kuşkuculuktan akademik / skolastik inakçılığa dek tüm dışsal akımlarla bir görülmesine de göz yummaya götürür: Bu biçimlerinde ‘felsefe’ gerçekten de toplum için en değersiz uğraş, onun özdeksel / fiziksel ölçünlerine hiçbir karşılık vermeyen yararsız bir oyalanma olur — ölü olarak görülen geçmişe ruhsuz bir tapınma. Çünkü bir kuşkuculuk ya da bir inakçılık tininin egemen olduğu yerde ne gerçekliğin ne de özgürlüğün, ne bilmenin ne de erdemin hiçbir değeri, hiçbir anlamı yoktur.


Bilgelik bir idealdir, ve kendi eytişimi gereği, her zaman erişilmiş olandan çok ancak zamanda erişilecek olanı anlatır. Bu yüzden eski çağın bilgeleri kendilerini bilgeler olarak değil ama bilgeliği seven insanlar olarak görürlerdi. ‘‘Bilgeler bilgeliği aramazlar; ne de bilgisizler bilgeliğin ardına düşerler.’’ (Sokrates, Simpozyum’da).

Bilgeliği seven onu tanıdığı için, ama o denli de onu bilmediği için isterdi.

Böyle bir erek ile, böyle bir idealist kavram çevreni ile yabancılaşma için, kuşku için hiçbir yer yoktur; tersine, böyle bir eğilim doğal usun kendisine tam güveni anlatır, ve bu öz-güvenle ve evrensel güvenle insan kendi içinde ve dışında yalnızca anlamlı ve uyumlu olanı, yalnızca iyilik ve gerçeklik, doğruluk ve güzellik düzenini arar. Felsefe bu doğal eğilimi, salt merakla güdülenen bilme etkinliğini gerçekler, böylece insan değerini, varlığının anlamını tanıtlar. Bilgelik sevgisi salt sevme olmanın ötesine, bilme olmaya ulaşır.Ve bunu sezgi ya da algı yoluyla, gözlem ya deneyim yoluyla değil ama düşünce yoluyla yapar.


Modern özdekçilik bilgeliğin insana özdeksel kaynaklardan sunulacağına inanır: İnsanlık bilgelik yoluyla kurtulmayacak, ama bilgeliğin kendisini özdeksel etmenler tarafından sağlanan kurtuluş yoluyla kazanacaktır. Kurtuluş insandan başka güçlerin, insan yazgısını elinde tutan özdevimli dışsal güçlerin ürünü olacaktır. Buna göre, ekonomik determinizm, kör kazanç dürtüsünün belirlediği altyapı insanlığın kurtuluş mantığını temsil eder. Böyle altyapı mantığı insanın törel ilerlemesini, duyunçta olgunlaşmasını, karakterde büyümesini üretici güçlerin erekselliğinin bir yan ürünü olarak görür. Özdekçilik insanlık için ‘özdeksel’den başka bir güdü kabul edemez. Ussallık, bilgelik, bilgi yalnızca altyapının türevleridirler, ikincildirler. Gene de, serflik düzenini belirlediği ileri sürülen yel değirmenlerinin yerini modern toplumu belirleyen nükleer santrallerin almasına karşın, insan özgürlük ve değerleri, duyunç ve güzellik ölçünleri orantılı olarak gelişmez, tersine dışsal olana bağımlı olduğu ölçüde, bir altyapı işlevi olduğu ölçüde, insan özgürlüğüne daha da ilgisizleşir, insan kişiliği daha da yoksullaşır. Özdeksel değerlerin direnilmez etkileri daha şimdiden zayıf olan tinsel değerleri bir kez daha zayıflatır, insan daha da dürtüsel olur. Bu özdekçilikle tam olarak aynı zeminde uslamlama yapan kuşkuculuk yalnızca dışsal olarak belirlenmeye açık böylesine edilgin bir insanlığın özgürlüğe, türeye ve barışa değer olmadığı vargısını çıkardığı zaman, saf özdekçiliğinden çok daha tutarlı, çok daha sağduyulu görünür.


Bilgelik pozitif bilim ile aynı şey değildir. Arı matematik olsa olsa bir makinenin erdemidir. Bilgelik usta ve yürekte ideale ve idealizme gereksinir, evrensel ruh güzelliği, sevgi, duyunç ve yüreklilik yaratabilen bir ekinsel olgunluğa bağımlıdır. Ve bu değerler tam olarak pozitivizmin anlamsız bulduğu şeylerdir. Klasik dönemin düşünürleri yalnızca bilgeliğin Kötülüğü yokedebileceğine inanırlardı, ve Platonik eytişimin biricik ideali İyiyi kavramaktır. Bilgelik yalnızca dingin bir kuramcılık değil ama o denli de bir eylem sorunudur, çünkü usun bütünsel erdemi insanın düşünsel ve duyusal varlığının uyumudur.


GELİŞTİRİLİYOR