Anlık


anlık, an İng. mind; Alm. Geist


Arapça kökenli ‘‘zihin’’ sözcüğü Türkçe’de duyusal-duygusal yetilere hiçbir anlatım vermediği ölçüde İng. mind (Lat. mens / mentis) sözcüğününün daha genel anlamını karşılamak için uygun görülmeyebilir (dilde olumsallık etmeni geçerlidir, ve uygun görebilenlere karşı çıkmak için yeterli hiçbir zemin yoktur).

Almanca Gemüt sözcüğü de ‘Mind’a karşıt yönde bir anlam sınırlaması gösterdiği için, bu dilde Geist bu düzeye dek mind için bir eşdeğer olarak yeğlenir. ‘‘An,’’ ya da daha uygun olarak bir yeti / işlev takısı ile ‘‘anlık’’ sözcüğü mantıksal olarak bu görevi üstlenebilir.

‘‘Anlak’’ sözcüğü ise kökenine bağlı olarak dolaysızca duyumsama / duyma ile karşıtlık içinde anlama yetisini (zekâ) anlatır.


Leibniz: İnsan Anlağı Üzerine Yeni Denemeler

Nihil est in intellectu quod non fuerit in sensu, excipe: nisi ipse intellectus
::
Anlıkta duyularda olmayan hiçbirşey yoktur, ama anlığın kendisi dışında.

 

Leibniz Locke’u yanıtlıyor:

“Karşıma felsefeciler tarafından kabul edilen şu beliti çıkarıyorsunuz: Ruhta duyulardan gelmeyen hiçbirşey yoktur. Ama ruhun kendisini ve duygularını kabul etmelisiniz. Nihil est in intellectu quod non fuerit in sensu, excipe: nisi ipse intellectus, ya da, Anlıkta duyularda olmayan hiçbirşey yoktur, ama anlığın kendisi dışında. Şimdi ruh varlık, töz, birlik, özdeşlik, neden, algı, us ve duyuların veremeyeceği başka birçok kavramı kapsar.”


Mind: Anlık: Spirit: Geist: Tin: Nous: Mentis: Tümü de çeşitli dillerde Ussal Bütünü anlatırlar: Evrenin bütününün kuramsal yapısını olduğu gibi, insanın varoluşunun tüm kavramsal boyutlarını da kapsamak üzere.

Tüm varlık alanı kavramsallaştırılır; herşey düşünce-belirlenimlerinde anlatılır; ve ancak böylelikledir ki insanın bilme yetisine açılır; ve tüm sorun bu kavramsallaşmış varlığın ve kendinde varlığın tözsel olarak bir mi yoksa çok mu olduğunu saptamakmış gibi görünür. Bu bütünü anlatan bir kavram gerekir, ve doğal dil genellikle bununla ilgilenmez. —Tin kavramı olgusal analitik bölünmelerin, ulusal, ekinsel, sınıfsal vb. ayrımların ötesinde, deyim yerindeyse ‘aşkın’ bir birliği anlattığı ölçüde politik söyleme, ulusal söyleme, sınıfsal söyleme girmez. —Türkçe’de ‘kafa’ ve Almanca’da ‘Kopf’ sözcükleri benzer yananlamlarla us, düşünce, anlak, anlık, anlayış vb. gibi ansal işlevleri anlatmak için kullanır. ‘Mind’ın İngilizce’de kullanımını karşılaştırabilmek için şu örnekleri anımsamak yardımcı olabilir:

—be in / of a / one / the same mind: anlaşmak;
—mind’s eyes: imgelem;
—bring / call to mind: aklına gelmek / getirmek;
—bear / keep in mind: akılda tutmak;
—go out of mind: aklından çıkmak (mind / akıl ile her iki dilde de anlatılmak istenen kavram bellektir).


Duyusalcı bakış açısı anlığın ve yakın kavramların ‘varoluşu’ üzerine düşünürken ‘varoluş’u ‘fiziksel’ varoluş olarak anlayarak anlığın (ve ruh, us, tin, ben, duyarlık vb.) varolmadıklarını söyler (David Hume için anlık, kendi, ben gibi kavramlar da kendileri kendi kendilerinin izlenimleri olamayacakları için yokturlar). Ama varoluş ya da varlık kategorisini duyulur-olmayan şeylere uygulamadıkça, insanın hiçbir biçimde fiziksel bir nesne olmayan ‘‘düşünme’’sinden, ve dolayısıyla varolduğundan da söz edilemez.

Bu aynı duyusalcı bakış açısı tüm ansal ‘kendilikleri’ yok saydığı için, düşünce akışı ister istemez adcı bir mantığa sürüklenir ve ‘‘anlık bir töz ya da şey değil ama tüm bu fenomenler için bir ad’’ olur.


anlık mens, ingenium.

(Ingenium İng.’de ‘mind’ ve Alm.’da ‘Erkenntniskraft’ ile karşılanır).

Ingenium ya da vis cognoscens / bilme kuvveti üzerine Descartes şunları yazar (Kurallar 12.10):

‘‘Düşlemde yeni idealar oluşturduğu, ya da daha şimdiden oluşturulmuş olanlara yöneldiği zaman, ona sözcüğün tam anlamıyla anlık [ingenium] denir’’ :: ‘‘proprie autem ingenium appellatur, cum modo ideas in phantasia novas format, modo jam factis incumbit.’’

Ingenium duyumdan kavramaya dek tüm ansal yetileri özsel birlikleri içinde kapsayan genel düşünce yetisidir: Herşey düşüncenin terimlerinde anlatılabilir, ve yalın duyum yetisi—örneğin M 2.12’de açıklandığı gibi—anlama yetisi olmaksızın olanaksızdır.


Geliştiriliyor.