|
Açık ve Seçik |
|
açık ve seçik claire et distincte. Lat. clarus & distinctus.‘Gerçeklik’ ölçütü olarak, Descartes, Söylem, 4.3. |
Açık ve seçik idealar Descartes’ın ansal sezgi dediği işlemin sonuçlarıdır, ve Kurallar 3.5’te sezgi için şunları söyler: ‘‘Sezgi ile duyuların yalpalayan inancalarını değil, imgelemin saçma sapan bileşimlerinden doğan aldatıcı yargıyı da değil, ama arı ve dikkatli bir anlığın öyle bir kavramını [conceptus] anlıyorum ki, anladığımız şey üzerine geriye hiçbir kuşkunun kalmayacağı denli kolay ve seçik olarak belirlenmiştir; ya da, yine aynı şey, sezgi arı ve dikkatli bir anlığın kuşku duyulamaz kavramıdır ki yalnızca usun ışığından doğar.’’ Açıklık ve seçiklik kavramın doğasıdır. Açıklık ve seçiklik konusunda Hegel’in kavram konusunda belirttiklerini anımsamak gerekir: Bir kavramda kavramın kendisinden başka bilinecek hiçbirşey yoktur. Bu vurgu, hem Descartes hem de Hegel durumunda, içeriksiz ya da boş gördüğü kavramları çocuksu tasarımlarla dolduran, gizemselleştiren, bulanıklaştıran görgücü yaklaşıma karşıdır. Doğal usta kavram yalındır. Yalnızca kendisidir. Açık ve durudur — ve bu olgu litterattiden, yarı-felsefeciden kaçar, ve bu bilinç kavramı bulanık sezgiye ve imgeleme götürerek doğal bilincin de gerisine düşer. Onu ölçüp biçmek, uzamını ya da sınırlarını saptamaya çalışmak, ona karşılık düşen duyulur bir nesne aramaya çalışmak — bunlar görgül ‘epistemoloji’ye aittir (örneğin bir ideanın uzamının (extension) sağın sınırları varsa, o idea ‘açık’tır; eğer ‘intension’u nesne ideanın altına düşer yargısı için yeterli ölçütü verirse, ‘seçik’tir; eğer uzamın sınırları bulanıksa, idea ‘bulanık’tır; ve eğer ‘intension’ yeterli ölçütü veremiyorsa, idea ‘karışık’tır; her iki durumda da, hem bulanıklık hem de karışıklık durumunda, felsefi bir sorun yoktur ve yalnızca göz doktoruna gitmeniz yeterlidir). |
|
Felsefenin tüm sorunu kavramların tanınması, tanımlanması vb. ile değil, ama ilişkileri iledir—eytişimleri ile. Tüm anlamı veren, olgusallığı ve bilinci anlamlı bir bütüne, gerçekliğe, dizgeye yükselten şey ‘çıkarsama’ ile de anlatılan bu ilişkilerin kendisidir. Açıklık ve seçikliğin saltık bir ölçüt olarak görülmediği, Descartes’ın kurgul ilerlemesinde ‘ben’in varlığının pekinliğinden sonraki adım olmadığı Kurallar’da ve Söylem’de değil ama ilk kez Meditasyonlar’da belirtilir (Meditasyon 3.14). Ya da, ‘açıklık ve seçiklik’ mantıksal ilerleyişin kendisine değil ama onu dışsal olarak gözleyen bilince aittir, ve tanıtlamanın gerecinden ya da nesnesinden bütünüyle ayrıdır (açıklık ve seçikliği Descartes özellikle Geometrik tanıtlamaların sağlamlığının güvencesi olarak görür). Açıklık ve seçiklik bir ara terim olarak tanıtlama zincirine katılmaz, kendisi tanıtlanmış bir gerçeklik değildir, ve Descartes’ın deyimiyle, ansal sezgi ediminin kendisidir. Yalnızca ve yalnızca tanıtlamanın ilerleyişi ve bilince görünüşüdür. Doğal bilinç açık ve seçik tasarımlarla özellikle algısal özellikleri bağdaştırır. Buna karşı Descartes için ‘açık ve seçik’ olma ansal sezgi ya da ‘doğal ışık’ dediği yetinin gerçeklik kanıtı ya da göstergesidir, ve sık sık vurguladığı nokta açık ve seçik olmayan şeyler konusunda yargıda bulunmaktan kesinlikle kaçınılması gerektiğidir (geniş olan istencin denetlenmesi). |
Yine, açıklık ve seçiklik ölçütünde dikkat edilmesi gereken başlıca nokta imgelem ve duyuların aldatıcı etkilerine karşı dikkatli olmak, ve bunları tanıtlama sürecinden dışlamaktır (bkz. özellikle Meditasyon 6.10). Tüm kaygı gerçeklik uğrunadır. Şu tümce pek çok şeyi açıklamaya yetebilir: ‘‘... nos idées ou notions, étant des choses réelles, et qui viennent de Dieu, en tout ce en quoi elles sont claires et distinctes, ne peuvent en cela être que vraies’’ :: ‘‘... idealarımız ya da kavramlarımız, açık ve seçik oldukları düzeye dek olgusal şeyler oldukları ve Tanrıdan doğdukları için, ancak gerçek olabilirler’’ (Söylem 4.7). Gerçek olmak hiç kuşkusuz var olmaktır. Descartes için açık ve seçik olmak usun kendi işleyişinden doğmayı anlatır, ve böyle doğal bir etkinliğin ürünü olan düşünce ya da kavram bilinmesi en kolay olan şeydir ve hiçbirşeyin bilgisi ondan daha pekin değildir, çünkü onda bilinecek olan şey yalnızca ve yalnızca kendisidir. Doğal bilinç kavramların ona dışardan geldiği, deneyimden, ya da giderek duyularından öğrendiği sanısını taşır. Görgücülük bu saf konumun kuramını geliştirir. |
|
Geliştiriliyor. |