Platon
(İÖ 428-348)
Diyaloglar
![]() |
Yapıtlar Gene de bu yazılar dizgeseldir ve ancak ve ancak kurgul bakış açımız bize bu dizgenin içeriğini ve gerçek değerini anlama olanağa verecektir. Felsefenin onun zamanında erişemeyeceklerini ondan türetmek geçersiz ve bu yüzden onların gelişim düzeyinde kalmayı istemek anlamsızdır. Platon'un ilersinde durmalıyız. Ama kurgul düşüncenin ne olduğunu, değerini ve gücünü anlamak için hiç kuşkusuz Platon'a dönmeliyiz. Elimizde Platon'un yalnızca yazılı diyalogları vardır. Ama diyalog biçimi kurgul içeriği bütünüyle dışsal öğelerle birlikte ele almak zorundadır. Bu durum Platon'da neyin dizgesel olduğunu saptamayı kolaylaştırmaz. Buna ek olarak diyaloglarda konuşan Platon'un kendisi değidir. Sokrates ve daha başka pekçok konuşmacı diyaloglarda yazarın kendi düşüncelerini hangisinin ileri sürdüğü belirtilmeksizin yer alırlar.Bu yüzden Platon'a ve başkalarına ait olanları ayırdetmek, hangi düşüncelerin Platon'un düşünceleri ile uyum içinde olduğunu saptamak gerekir. Genel olarak, Platon kendisini önceleyen felsefecilerin düşüncelerinde kurgul olan herşeyi daha bütünsel ve daha yüksek bir biçim olan kendi dizesinde yeniden toparlar. Platonik felsefenin biçimi diyalogdur. Bu biçimin tüm güzelliğine karşın, felsefe orada kendine özgü açılım ortamını bulamaz. Bu biçim Platon'a özgüdür ve bir sanat yapıtı olarak değerini kabul etmeliyiz. Sahne ve kişiler dışsal yana aittir. Fedrus'ta Sokrates ve Fedrus İlissus ırmağının temiz sularının yanındaki çınar ağaçları altında konuşurlar. Başkalarında Akademi'ye ya da bir şölene götürülürüz. Ama bunların hiç birinde Platon kendini ortaya koymaz. Bunlarda en iyi eğitimli bireylerin uygar tavırları okuyucuyu sırada yaşamın griliğinin üzerine yükseltir: Diyalogların her biri birer incelik dersidir. Her konuşmacıya tam özgürlük verilir, karaktere olduğu gibi görüşlere de saygı duyulur ve bunların anlatımına hiçbir sınır getirilmez. Diyalog öznel-kişisel tartışma değil, ama karşıt görüşü dile getirenin de düşünen bir insan olduğunu önceden kabul eden bir uslamlamalar açılımıdır. İnakçılık, dikkafalılık, saldırganlık bütününde sürülürler. Diyaloglara tüm çekiciliğini veren etmen konuşmacılardaki ussal açıklık ve duruluktur. Diyalog söyleşi değildir. Aslında yer yer görülen söyleşiler bile diyaloğun başlangıç noktası olarak bütüne bağlanırlar, öznelliklerini yitirirler ve sorunun dizgesel açımına katılırlar. Sorgulama başladığında soruların çoğu yalnızca bir Evet ya da Hayır ile yanıtlanacak bir yolda kurulur. Diyalog karşılıklı görüş bildirimi olmaktan çıkar ve sorgulanan kişiye genellikle söyleyecek çok az şey kalır, söylem açıkça kurgul uslamlamaya yükselir. |