Pisagoras
![]() |
|
Pisagoras’ın onu görenlerde büyük saygı uyandıran güzel, görkemli bir görünüşü olduğu anlatılır. Soylu tavırları, doğal bir vakarı vardı. Beyaz bir keten giysi giyer, ve belli besinleri yemekten kaçınırdı. Büyük bir konuşma ustalığı ve derin bir kavrayış gücü vardı. Dostlarını yalnızca bilgilendirmekle kalmadı, ama onları kişiliklerinde, karakterlerinde ve yeteneklerinde yükselten özel bir yaşam düzeninde biraraya getirdi. Topluluk halk tarafından yokedildi. |
|
Pisagoras’ın yaşamına ilişkin bilgiler bize ilkin ancak İsa’dan sonraki ilk yüzyıllara ait düşüncelerin ortamından geçerek ulaşır: Tarihselliğin yeri popüler imgelemin ve boşinancın görmek istediği öğeler tarafından alınmıştır. Bir büyücü olduğu, yüksek varlıklarla ilişkilerinin olduğu söylenir ve yaşamı doğaüstü, gizemli, usdışı olaylardan örülü bir perdenin arkasında gizlenir. Bu yeni-Pisagorcu karışıklık ve belirsizlik arasında kendinde Pisagoras’ın ve felsefesinin ne olduğunu bulup çıkarmamızı sağlayan başlıca kaynak Aristoteles ve Sextus Empiricus’un yazılarıdır. Pisagoras’ın bize ulaşmış hiçbir yazısı yoktur. |
|
Pisagor felsefesinde herşey sayılar çevresinde döner. Sayılar sık sık düşüncelerin anlatımı olarak kullanılmıştır, ve bu bir derinlik yanılsaması yaratır çünkü birer simge oldukları için, dolayısıyla her türden dışsal bağıntıya izin verdikleri için, kavramsız düşünceyi şaşırtırlar ve dolaysızca anlattıklarından başka bir imlemlerinin de olduğu kuşkusunu yaratırlar. Doğal bilinçte tasarımlar kavramsal duruluktan ne denli yoksunsa, o denli derin görünürler. Anlak anlayamadığına anladığından daha fazla değer ve önem verir çünkü anladığı gerçekte yalnızca yalın evrensel iken, anlamadığı ise usdışı bağıntılara baştan sona açık olandır. Ona açık olan sonluluk iken, kapalı olan ise onun için usdışı bağıntılardan oluşan bir sonsuzluk yanılsaması yaratır, ve böyle olarak anlamayı — kendini — küçümsemede haklıdır. Doğası kavramsal-eytişimsel bağıntıya kapalı olduğu için, bunun yerine yalnızca dışslal-çağrışımsal bağıntıya açık olduğu için, Anlak genel olarak her tür aldanmacaya izin verir, en usdışı olanı doğrulamaya yatkındır. Büyüselin, gizemselin, genel olarak usdışının analitik anlağa nasıl egemen olduğunu modern belirlenimsizcilik kuramlarında da görürüz. Usun boşaltılan yeri ölçüsüz bir imgelem tarafından kolayca doldurulur. Anlak Us değildir, karşıtların birliğini yadsır, karşıtların ayrılığını doğrular: Ona göre tekil olan, yalıtılmış olan, soyutlanmış olan gerçektir (=vardır), ve analitik bağıntı karşıtların birliği yoluyla değil ama herşeye izin veren dışsal, ‘sentetik,’ ‘çağrışımsal’ düşünce süreçleri yoluyla kurulur. |
Pisagoras İyonyalı felsefeciler ve Eleatikler arasında durur. İyonyalı düşünürler (Thales, Anaxagoras, Anaximander) gibi arke olarak duyusal-fiziksel bir öğe (su, hava vb.) yerine, kavrama daha yakın bir arkeyi, ‘sayı’yı ilke alır. |
Yaşam. Pisagoras yaklaşık 580 yılında Samos adasında doğdu ve 497 yılında öldü. Çağdaşları olan Thales'ten 20 yaş, Anaximander'den birkaç yaş küçük ve Anaximenes'ten 25 yaş kadar büyüktü. Heredotus'a göre Mnesarkhus'un oğluydu. Gençliği Samos'u kalkındırmanın yanısıra kente ekin ve sanatı da getiren Polikrates'in sarayında geçti. 22 yaşında çıktığı ilk yolculuğu Küçük Asya'ya oldu ve orada Thales ile tanıştı. Ona bilgisini arttırmak için Mısır’a bir yolculuk yapmasını öneren Thales’i dinleyerek kısa bir yolculuğa çıktı (İamblikhus; III., 13,14). Yunanistan’a geri döndükten sonra görünürde babasının tecimsel bir bağıntısı nedeniyle Lübnan’da Tire’ye bir yolculuğa hazırlandı. İlk kez orada Fenikelilerin Eski Gizemleri ile tanıştı ve 3 yıl kadar Tire, Sidon ve Biblos tapınaklarında çalıştı. Oradan Eski Gizemlerin kaynağı olan Mısır’a geçti. Yolda bir süre İsrail’de Haifa körfezinde Carmel Dağındaki bir tapınakta kaldı (Kudüs’ün ilk İbrani Tapınağının yokedilmesinden sonra). Mısır’da gizemlerle tanıştı ve Mısır rahiplik düzenine kabul edilerek orada yaklaşık 22 yıl kaldı. Mısır’dan Yunanistan’a dönerken yakalanmış ve 13 yıl kadar da Babil’de çalışmış görünür. |
|||||
Bir Tansık. Krotona'da Tarentum körfezine çıktığında kasabalarına elleri boş dönen balıkçılarla karşılaşır. Onlardan ağlarını bir kez daha atmalarını ister ve yakalayacakları balıkların sayısını bildirir. Bu peygamberliğe hayran olan balıkçılar eğer dedikleri çıkarsa her istediğini yerine getirecekleri sözünü verirler. Önceden söylenen gerçekleşir, ama Pisagoras et yemediği için onlardan balıkları yine diri olarak denize geri atmalarını ister. Sayım boyunca suyun dışında kalan balıklardan hiç biri ölmeden Pisagoras'ın dileği yerine getirilir. |
|||||
56 yaşında yolculuklarından Samos’a geri dönen Pisagoras adayı karışıklık içinde buldu. Polikrates pekçok yurttaşı Samos’tan sürgün etmişti. Bunlar Spartalılardan koruma ve destek gördüler, ve bir iç savaş patlak verdi. Pisagoras politika ile ilgisini kesmişti ve kentin tasarlarını gerçekleştirmek için uygun olmadığını görmeye başladı. Samos’ta bir okul kurmayı başaramayınca Güney İtalya’da Magna-Grecia’ya (Büyük Yunanistan) giderek Krotona’ya yerleşti ve orada ünlü Pisagoras felsefe, matematik ve doğabilim okulunu kurdu. Ayrıca orada politik görüşleri de Kent yönetimi tarafından benimsendi.
Diogenes Laertius’a göre kendine sofos (SofoV) yerine filosofos (FilosofoV) adını veren ilkin Pisagoras oldu. Bu halk tarafından bir alçakgönüllülük olarak görülür: Sözcük bilgeliğin kazanılmış olduğunu değil ama yalnızca ona doğru bir çabayı anlatır. |
6’ncı yüzyılın başlarında İtalya’daki Yunan kolonileri büyümüş ve varsıllaşmıştı. Yaklaşık 100.000 kadar nüfusuyla Sibaris o günlerin en büyük Yunan kolonisiydi. Sık sık Krotona ile çatışmasına karşın, iki kent birlikte yaklaşık olarak 530’da Siris’i yokettiler. Pisagoras Krotona’ya 531’de geldi. O sıralar 40 yaşlarındaydı. Babası Mnesarkhüs bir Fenikeli olmuş olabilir, ya da hiç olmazsa tecim için Tire’ye gittiği bilinmektedir. Ama daha sonra Pisagorcular öğretmenlerinin Apollon ve Pithias’ın oğlu olduğuna inanmaya başladılar. |
|
Pisagoras Düzeni. Pisagoras'ın Mısır rahiplik kastına üyeliğinin etkileri büyük oldu. Orada insanın moral bilincinin eğitimi konusunda öğrendiklerini geri döndüğünde ülkesinde uyguladı. Ama bunu tıpkı Mısırlı rahipler durumunda olduğu gibi toplumun büyük çoğunluğunu dışlayan bir Düzen kurarak yerine getirdi. Çeşitli sınıflardan insanlar derslerini dinlemeye gelmeye başladılar. O günlerde kadınların kamu toplantılarına katılmalarının yasak olmasına karşın, Pisagoras’ın dinleyicileri arasında kadınlar da vardı. Daha yetenekli öğrencileri kendi çevresinde topladı ve yalın yaşam, alçakgönüllülük, gösterişsizlik, dayanç ve öz-denetim uygulayan bir kardeşlik çevresi oluşturdu. Kurutulmuş ve katı besinlerden oluşan bitkisel bir beslenme biçimini izler ve mayasız ekmek yerlerdi. Buna göre Pisagoras’ın ünlü hakatombunun (yüz öküzün kurban edilmesi) gerçekte simgesel bir sunu olduğu ve hayvan kesimi kapsamadığı kabul edilebilir. Kardeşliğin Pisagorcular denilen üyeleri tam ortaklık içinde yaşıyor, her yeni bilimsel buluşu Pisagoras’ın adına saptıyorlar ve her yeni düşünceyi gizli tutmak için yemin ediyorlardı. Pisagoras ve kardeşlik üyeleri arkalarında hiçbir elyazması bırakmadıkları için kuramlarına ilişkin bilgiler bir kural olarak başka kaynaklardan gelir.
|
|
Sofistler ve Pisagorculuk. Sofistler denilen özel öğretmenler Sicilya’dan getirildiler. İlk ve asıl Pisagorculara karşı olan ve gizlilik ve gizemciliği terkeden Sofistler para uğruna öğretiyorlardı. Hippokrates adındaki bir Pisagorcu gizliliğe karşı çıkanlar arasında önde geliyordu ve ilk kez o "İlkeler" başlığı altında bir kitap yayımladı. |
|
İskenderiye. Daha sonra İskenderiye’de Pisagorcu etki altında çok ünlü bir okul kuruldu. En ünlü bilginler Öklides, Ptolemi, Menelaus, ve Nikomakhus idi. İS 415 yılında İskenderiye okulu Hıristiyanlığın etkisi altına girdi ve tanrıbilim başlıca araştırma ve inceleme konusu yapıldı. "Putperest" bilim terkedildi. 529’da Atina’daki tüm okulların Bizans İmparatoru I. Justinian’ın bir buyruğu ile kapatılmasıyla kültürün gelişim sürecindeki en parlak dönemlerden biri sona erdi. |
|
İbrani Etkisi. Pisogoras’ın sözel olarak ilettiği felsefesi ve kuramları önemli ölçüde İbranilerin yaşam yolu ve İncil’in etkisi altında kaldı. Kral Solomon Pisagoras’tan 400 yıl kadar önce yaşamıştı. Kudüs’ün İlk İbrani Tapınağının yokedilmesinden sonra (İÖ 586, Pisagoras doğmadan önce) yabancı ve düşman yönetimi altında baskı altında tutulan İbraniler din okullarında toplandılar. İbraniler tarafından "Solomon’un Mühürü" ve Yunanlılar tarafından pentagram denilen 5 (6 değil) uçlu yıldız ve ayrıca bir üçgen Pisagorcuların simgeleriydi. Pentagramın arkeologlar tarafından bulunan en eski kaynağı İbranilere aittir ve bunun altı-uçlu yıldızdan önce İbranilerin simgesi — David’in Kalkanı — olduğu yolunda bir görüş bile vardır. |
|
Pisagor Felsefesi Pisagoras felsefesinin ilk ve yalın önermesi Aristoteles’e göre şudur (Metafizik, I. 5):
Bu anlatımı olduğu gibi almalıyız — değiştirmeden, düzeltmeden. Pisagoras için sayı şeylerin nicel belirlenimleri değil, ama özleridir. Pisagorculuğun gerçek varoluş için henüz daha iyi bir kavramları yoktur. Bu ilkede önemli olan şey Sayının görüngü sürecinin özü olarak, arke olarak görülmesidir. Tüm değişimin özünde yatan değişmez ilke, tüm oluş ve yokoluşun dışında olan ve kendisi ortaya çıkmayan ya da yitip gitmeyen öğe Sayıdır. |
Pisagoras’ta düşüncenin eytişimsel devimini, kavramsal bağıntıyı henüz bulamayız. Bu yüzden arkeden yapılan çıkarsamalar, Birlikten Çokluğa geçiş de dışsaldır, kavramsal çıkarsama yerine nicel arttırma uygulanır. Pisagorculuk usun kendini bilme sürecinde raslantısal değil ama zorunlu bir açılımdır, ve arı kavrama ulaşmadan önceki kaçınılmaz bir evreyi, duyusalın ve düşünselin birliği olarak bir geçiş evresini temsil eder. Felsefi dizgelerini birer Paradigma olarak, kendi içlerinde kapalı birer 'örnek' olarak alan bakış açısı felsefe tarihinde ve genel olarak tarihsellikte sürekliliği, birikimi, genel olarak gelişimi yadsır. Felsefi düşüncenin gelişmesi hiç kuşkusuz salt gelişmenin doğasından ötürü daha alt biçimlerden daha üst biçimlere doğrudur, ve alt biçimler gelişmenin doğasından ötürü üst biçimlerde ideal olarak (moment-kıpı olarak) kapsanırlar. |
|
Şeylerin Özleri Sayılardır
Hiç kuşkusuz herşey sayı kategorisi altına getirilebilir. Sayılar şeylerde nicelik yanını, daha tam olarak onların ölçülerini ilgilendirir. Buna karşı, Pisagorculukta Sayı şeyin yalnızca biçimsel bir yanı değil ama onun Özselliği, onun gerçek Varlığıdır. |
|
Felsefi Düşüncede
Süreklilik Ama ilk olarak (a) pisagorcu ilke arı düşünce biçiminde değildi, ve buna göre çıkarsama (b) kavramın devimi yerine sayının dışsal, tasarımsal yolunu izledi — nicel artış ilişkisi, ya da, bir, iki, üç, dört vs. Bu niceliğin kavramsız ilişkisidir. |
|
Aristoteles (Metafizik, I, 6)
(Met., I, 8)
Matematiksel öğeler duyusal değil ama kavramsaldır: Ve gene de Platon’a göre İdealar ile bir değil, duyular ile de bir değildirler. Ortada dururlar. Her iki yanın da doğasına katılırlar. |
|
Malchus’a (Porfiri) göre (Hegel’den):
Malchus daha erken bir yazar olan Moderatus’tan bir alıntı yapar:
Örneğin benzerlik bir olarak, benzemezlik iki olarak anlatılabilirdi.
|
|
Sayı ve Çıkarsama. Sayı Bir ve Miktar kavramlarını momentleri olarak alır. Bir düşüncede kendi-için-Varlık kıpısıdır, ve böyle analitik olarak, kendi-ile-özdeşlik olarak, herşeyi dışlayan yalınlık olarak alındığında, belirlenimsiz, sınırsız, karşıtlıksız, ilişkisiz, ayrımsız, devimsiz vb. bir soyutlamadır. Başka bir deyişle, analitik olmakla, hiçbir çıkarsamaya, hiçbir ilişkiye izin vermez. Ve eğer ilke yapılacaksa, eğer herşey, tüm evren, tüm varlık Sayıdan çıkarsanacaksa, tüm çıkarsama ancak dışsal sayma ilişkisi olacaktır, kavramın zorunlu, özsel, ussal bağıntısı değil. Ve böyle çıkarsama hiç kuşkusuz her tür dışsal bağlantılaya açık olan çağrışım yetisine doyum verecektir. Herhangi bir belirli nicelikte (Nice = Quantum) belli bir miktarda birim vardır, ve bunların arasındaki ilişki karşıtların birlik ilişkisi değil, ayrıların ayrılık ilişkisi, bir dışsallık ilişkisidir — ki şu ya da bu kadar birim biraya getirilebilir. Buna karşı Kavramın gerçek doğası dolaysızca karşıtı ile ilişkili olmak, (1) kendisi ve o denli de (2) karşıtı olmak, belirlenimini bu (3) birlik yoluyla kazanmaktır. Gerçekte Sayının da bir Kavram olmasına karşın, Pisagorcular sayıyı belirli sayılar olarak anladılar, Kavram olarak değil. Onlar için örneğin 3 sayısı kavramsal bir bağıntı anlatmak yerine, her biri bağıntısız olan üç ayrı birimden oluşuyordu. |
|
Aristoteles (Metafizik XII. 4)
Platon’a göre
|
|
Sayı ve Kavram. 1. Birim (monaV). Pisagorculara göre ilk yalın kavram bir ya da birimdir, ve bunun ilke olması, tüm varlığın nedeni olması onu süreklilik, özdeşlik, kendine-benzeşlik, ayrımsızlık yapar. Simplikios'a göre (Matematikçilere Karşı, X. 260, 261) Pisagorcular için:
Pisagorcular şeylerin yalnızca ‘bir’ olmaktan daha öte belirlendiklerini göremediler. Bu daha öte belirlenimleri Sayı kavramından türetmeleri yapaydır ve bunu ‘‘öykünme-mimesis (mimesiV)’’ düzeneği yoluyla yaparlar. Daha sonra Platon mimesis anlatımı yerine metexis anlatımını geçirdi, ama bu ilişki düzeneği de özsel olarak aynı dışsallığı ve yüzeyselliği korudu. Aristoteles’e göre (Metafizik, I, 9):
2. İkilik ya da Karşıtlık (duaV). Birliği izleyen ikinci kıpı bu ayrım, belirlenim, tikellik kıpısıdır. Birin kavramsal karşıtı Çok olsa da, Pisagorcu ilerleme bir çıkarsama değil ama yalnızca bir ilerlemedir, ve niceliğin dışsal, niteliksiz mantığında birden sonra iki gelir. Ve bu ikisi şimdi yeni belirlenimler için birlikte gereç sağlarlar. Aristoteles’e göre (Met., I 5)
Bu yorumda Sayının öğelerinin kendileri (Bir ve İkilik/Karşıtlık) sayılar değildirler, çünkü sayı Birim ve Miktardan oluşur. Bir soyut kendi ile ilişkidir (Tek) ve bu ise henüz belirli bir nicelik değildir (Bir kendi-için-Varlık olarak Niteliktir, tıpkı Sonsuz gibi). İzmirli Theon:
3. İkisinin birliği. Birim (monaV) => aritmetiksel Bir değil ama Özdeşlik, Süreklilik, Olumluluktur. Birin belirli-varlığa geçişi mimesis (mimesiV) ya da öykünme yoluyla kurulur. (Platon’da katılma, metexiV, meyejiw.)
|
Kozmoloji. |
| A | |
|
|
|
|
Geometri. |
|
Platon Pisagor felsefesini yoketmekle suçlanır — onda gerçekten Pisagorcu olanı kendi felsefesine özümsemekle. |
|
GELİŞTİRİLİYOR |