Melissos

‘‘Eğer sonsuz ise bir olacaktır. Çünkü eğer iki ise, sonsuz olamazlar, ama birbirlerine karşı sınırlar olacaklardır.’’

‘‘Eğer var olan bölünürse devinir; ama devinirse var olamaz.’’

‘‘Eğer var olacaksa, bir olmalıdır; ama bir ise, cismi olamaz çünkü eğer olsaydı parçaları olur ve bundan böyle bir olmazdı.’’


Lawrence Alma Tadema  

Diogenes Laertios'a göre Melissos Parmenides'in bir öğrencisidir.

Ayrıca Herakleitos ile birlikte olduğu da söylenir.

Samos'ta doğdu ve halkı arasında saygın bir devlet adamıydı. Plutark'a göre Samosluların amiraliydi ve 441'de Atinalılara karşı bir savaş kazandı.

Plutark (Perikles, 166 CD):

İthagenes'in oğlu Melissos o sıralar Samos'ta komutan olan bir felsefeciydi. Denize açılınca Atinalıların gemilerinin sayısını ya da komutanlarının deneyimsizliğini küçümseyerek yurtaşlarını Atinalılara saldırmaları için ikna etti. Savaşta Samoslular utku kazandılar. Çok sayıda adam ele geçirdiler ve çok sayıda gemi yokettiler, böylece denizin denetimini ele geçirdiler ve savaşın sürdürülmesi için daha önce ellerinde olmayan yeterince gereç kazandılar. Aristoteles'e göre Perikles'in kendisi daha önce Melissos tarafından bir deniz savaşında yenilmişti.


Düşüncesi Parmenides'i andırır. Simplicius onun Doğa üzerine düzyazılarından fragmanlar saklamıştır. Bunlar Parmenides'in düşünce ve uslamlamalarına benzerler, ama daha da geliştirilmişlerdir.

Beşinci yüzyıl sofisti Gorgias ‘Var-olmayan Üzerine ya da Doğa Üzerine’ başlıklı bir kitap yazdı. Bunu çağdaşı Melissos’u göz önünde tutarak yapmış olmalıdır çünkü Melissos’un ‘Doğa ya da Var-olan üzerine’ başlıklı bir kitabı vardı (Guthrie, s. 73).


Simplicius (Fizikçiler Üzerine Yorum, 103.13—104.15):

"Su Bebeği," (ayrıntı)  Herbert James Draper  

Melissos doğa felsefecilerinin belitlerini kullanır ve doğuş ve yokoluş üzerine incelemesine şöyle başlar:

Eğer yoksa, hakkında sanki varmış gibi ne söylenebilir? Eğer birşeyse, ya varlığa gelmiş ya da her zaman varolmuştur. Ama eğer varlığa gelmişse, ya olandan ya da olmayandan gelmiştir. Ama birşeyin ya olmayandan (edimsel olarak varolan birşey bir yana, yokluk olan başka birşey bile değil) ya da olandan (çünkü bu durumda her zaman varolmuş olacak ve varlğıa gelmeyecekti) varlığa gelmesi olanaklı değildir. Öyleyse varolan varlığa gelmemiştir. Öyleyse her zaman varolmuştur. Ne de varolan yokolacaktır. Çünkü varolan ne varolmayana (doğa bilimciler bunu kabul ederler) ne de varolana (çünkü bu durumda olmayı sürdürecek ve yokolmayacaktır) değişebilir. Öyleyse her zaman varolmuştur ve varolacaktır.

Varoluşa gelenin bir başlangıcı olduğu için, varoluşa gelmeyenin bir başlangıcı yoktur. Ama varolan varlığa gelmemiştir. Öyleyse bir başlangıcı yoktur. Yine, yokolanın bir sonu vardır, ve eğer birşey yokedilemez ise, bir sonu yoktur. Öyleyse varolanın, yokedilemez olmakla, bir sonu yoktur. Ama ne başlangıcı ne de sonu olan gerçekte sonsuzdur. Öyleyse varolan sonsuzdur.

Eğer birşey sonsuz ise, tektir. Çünkü eğer iki şey olsaydı sonsuz olamazlar ama birbirlerine karşı sınırları olurdu. Ama varolan sonsuzdur. Öyleyse bir varlıklar çokluğu yoktur. Öyleyse varolan tektir.

Eğer tek ise, değişmezdir. Çünkü tek olan her zaman kendi ile türdeştir, ve türdeş olan ne yokolabilir, ne büyüyebilir, ne düzenini değiştirebilir, ne de acı çekmesi ya da üzüntüye kapılması olanaklıdır. Çünkü eğer bu şeylerden biri ile karşılaşsaydı, türdeş olmazdı. Çünkü ne türden olursa olsun değişime uğrayan birşey bir durumdan ayrı bir duruma devinir. Ama yokluk varolandan ayrı değildir. Öyleyse değişmeyecektir. Yine, varolan yokluk boştur; çünkü boş olan yokluktur, ve yokluk olan varolamaz. Böylece varolan devinmez — çünkü yokluk boş ise devineceği hiçbir yer yoktur. Ne de kendi içine sıkışabilir. Çünkü o zaman hem kendisinden daha seyrek hem de daha yoğun olurdu, ve bu olanaksızdır. Tersine, seyrek olan böylelikle yoğun olandan daha boştur — ama boş olan varolmaz. Varolanın dolu olup olmadığı başka birşeye yer verip vermediği görülerek yargılanmalıdır: Eğer vermiyorsa, doludur; eğer veriyorsa, dolu değildir. Şimdi, eğer boş değilse zorunlu olarak doludur; ve böyle ise devinemez — dolu olan içinden devinmenin olanaklı olmamasından değil, ki cisimler durumunda böyle deriz, ama varolanın bütünü ne varolana (çünkü ondan ayrı hiçbirşey varolmaz) ne de varolmayana (çünkü varolmayan yoktur) devinemeyeceği için.


Simplicius (Fizikçiler Üzerine Yorum, 162.23-26):

Melissos bu ortak beliti [e.d. yokluktan yokluk gelir] kullanarak varolanın yaratılamazlığını gösterdi. Şöyle yazar:

Varolan herşey her zaman vardı ve her zaman varolacaktır. Çünkü eğer varlığa gelmişse, o zaman zorunlu olarak varlığa gelmeden önce yokluk olmuş olması gerekirdi. Şimdi eğer yokluk olsaydı hiçbir yolda yokluk olmaktan herhangi birşey olmazdı. [30 B 1]

Melissos bunu şöyle anlatır:

Şimdi varlığa gelmediği ama varolduğu için, vardır, her zaman vardı ve her zaman varolacaktır, ve hiçbir başlangıcı ve hiçbir sonu yoktur ama sonsuzdur. Çünkü eğer varlığa gelmiş olsaydı bir başlangıcı (çünkü belli bir zamanda varlığa gelmeye başlayacaktı) ve bir sonu olacaktı (çünkü belli bir zamanda varlığa gelmeye son verecekti). Ve eğer ne başlamış ne de sonlanmış ve her zaman varolmuşsa ve her zaman varolacaksa, hiçbir başlangıcı ve hiçbir sonu yoktur. Çünkü bütün olarak varolmayan her zaman varolamaz. [B 2]

... Tıpkı varlığa gelmiş olanın varlığında sonlu olduğunu ileri sürmesi gibi, her zaman varolanın varlığında sonsuz olduğunu ileri sürer. Şunları yazarken bunu açığa koyar:

Tıpkı her zaman varolması gibi, büyüklükte de her zaman sonsuz olmalıdır. [B 3]

Büyüklük ile uzam demek istemez; çünkü kendisi varolanın bölünemez olduğunu gösterir:

Eğer varolan bölünmüş olsaydı, devimde olurdu; ama eğer deviniyorsa, varolmaz. [B 10]

Tersine, büyüklük ile onun olgusallığının üstünlüğünü demek ister. Çünkü şu sözlerinde varolanın cisimsel olduğunu demek istediğini belirtmişir:

Şimdi, eğer varsa, bir olmalıdır; ama bir olduğu için, bir bedenin olması söz konusu olamaz. [Bkz. B 9]

Ve şunları söylerken varlıktaki sonsuzluğu bengilik ile karşılaştırır:

Bir başlangıcı ve sonu olan hiçbirşey ne bengi ne de sonsuzdur, [B. 4]

öyle ki onları taşımayan sonsuzdur.

Sonsuzluktan tekliği çıkarsadı, ve bunu eğer bir olmasaydı başka birşeye karşı sınırlı olacağı düşüncesi yoluyla yaptı. [B 5]

(Simplicius, Fizik Üzerine Yorum, 109.19-110.6)


Başka bir yerde, Simplicius tekliğe çıkarsamayı Melissos'un kendi sözlerinde bildirir:

Ve eğer Melissos çalışmasına "Doğa Üzerine" ya da "Varolan Üzerine" adını vermişse, açıktır ki doğayı varolanlar ve doğal nesneler olarak, e.d. algılanabilir nesneler, varolan şeyler olarak düşünmüştür. Belki de Aristoteles'in onun varolanı bir olarak bildirirken algılanabilir tözlerden ayrı olarak başka hiçbirşeyin olmadığını kabul ettiğini söylemesinin nedeni budur. Çünkü algılanabilir olanın açıkça var göründüğü verildiğinde, o zaman eğer varolan tek ise, algılanabilir olandan ayrı olarak başka hiçbirşey varolmayacaktır. Melissus der ki,

Çünkü eğer sonsuz ise bir olacaktır. Çünkü eğer iki ise, sonsuz olamazlar ama birbirlerine karşı sınırları olacaktır. [B 3]

Ama Melissos arkaik bir biçemde ve kapalı olarak yazdığı için, o arkaik tümcelerini kendilerini açıklayalım ki onları okuyanlar daha uygun yorumlar arasında daha doğru olarak yargıda bulunabilsinler. Şimdi, daha önceki sözlerini bir vargıya getirerek ve değişimin irdelenişini sunarak, Melissos şunları söyler:

O zaman bu yolda bengidir ve sonsuzdur ve birdir ve bütünüyle türdeştir. Ve ne yokolacak ne büyüyecek ne düzenini değiştirecek ne de acı çekecek ya da üzüntüye kapılacaktır. Çünkü eğer bu şeylerden herhangi biri ile karşılaşsaydı bundan böyle bir olmayacaktı.

Çünkü eğer değişirse, zorunlu olarak varolan türdeş olmayacak ama daha önce varolan yokolacak ve varolmamış olan varlığa gelecektir. Şimdi eğer on bin yılda bir saç teli kadar değişecek olsaydı, zamanın bütününde bütünüyle yokolurdu.

Ne de düzeninde değişebilir. Çünkü daha önceden varolan düzen yokolmaz ne de varolmamış olan varlığa gelir. Ve hiçbirşey eklenmediği ya da yokolmadığı ya da değişmediği için, varolan birşey nasıl olur da düzenini değiştirebilir? Çünkü herhangi bir yolda değişecek olsaydı böylelikle düzeninde de değişmiş olurdu.

Ne de acı çeker. Çünkü acı çekseydi, bütün olarak varolmazdı; çünkü acı çeken birşey her zaman varolamaz, ne de sağlıklı olanla eşit gücü vardır. Ne de acı çekseydi türdeş olurdu; çünkü birşeyin yitmesi ya da eklenmesi yoluyla acı çeker, ve bundan böyle türdeş olmazdı. N de sağlıklı olan acı çekebilir; çünkü varolan sağlık yiter ve varolmayan varlığa gelirdi.

Üzüntüye kapılmaya gelince, acı çekme durumunda olanla aynı uslamlama geçerlidir.

Ne de herhangi bir bakımdan boştur. Çünkü boş olan hiçbirşeydir; ve böylece hiçlik olmakla varolmazdı.

Ne de devinir. Çünkü geri çekilecek hiçbir yolu yoktur ama doludur. Çünkü eğer boş olsaydı boş parçasına geri çekilirdi; ama boş olmadığı için geri çekilecek hiçbir yeri yoktur. Ve yoğun ve seyrek olmayacaktır. Çünkü seyrek olan yoğun olan kadar dolu olamaz, ama seyrek olan böylelikle yoğun olandan daha boş olur. Dolu olan ve dolu olmayanı şu yolda birbirinden ayırdetmelisin: Eğer boyun eğer ya da alırsa, dolu değildir. Eğer ne boyun eğer ne de alırsa, doludur. Şimdi zorunlu olarak eğer boş değilse doludur. Böylece eğer dolu ise devinmez.

Melissos'un söyledikleri bunlardır.

(Simplicius, Fizik Üzerine Yorum, 111.15-112.15)

Tek varlıkları, bölünemez olmakla, cisimlerin olduğu yolda sonlu ya da sonsuz olmayacaktır. Çünkü Parmenides cisimleri sanı nesneleri arasına koyar, ve Melissos şöyle der:

Bir olmakla, bir bedeni olamaz. Ama bir kütlesi olsaydı, parçaları olur ve bundan böyle sonsuz olmazdı.

(Simplicius, Fizik Üzerine Yorum, 87.4-7)


 


GELİŞTİRİLİYOR