Leukippos


 

Yaşam. (İÖ 5'inci yüzyıl)
Leukippos'un yaşamı, giderek nerede ve ne zaman doğduğu konusunda bile doğru olarak kabul edilebilecek hiçbirşey bilinmemektedir. Epikürüs böyle bir felsefecinin olmadığını ve Leukippus'un Demokritos'un takma adı olduğunu söylediği anlatılır. Ama inandırıcılıkları daha yüksek olan Aristoteles ve Theofrastus onun Atom kuramının kurucusu olduğunu bildirirler. Kimileri — örneğin Diogenes Laertius — onu bir Eleatik olarak gösterir. Daha başkaları Demokritos ile birlikte olduğu için onu Abdera’ya ya da Melos'a (Peloponez kıyılarına yakın bir ada) ait gösterir. Simplikios'a göre Miletus'ludur. Zenon'un bir dostu ve öğrencisi olduğu söylenir. Herakleitos ve Anaxagoras ile de çağdaştır. Abdera'daki okulu 420 sıralarında kurduğu düşünülür. Theofrastus açıkça onun Parmenides'in okulunun bir üyesi olduğunu söyler ve sözleri Parmenides'in o sıralar okulun başında olduğunu imler.


Yapıtlar. Leukippos'un kitabı Demokritos'un toplu yapıtlarına katılmış gibidir. Atomlar ve Boşluk üzerine kuramını yitik Büyük Dünya Dizgesi başlıklı yapıtında konutluyordu.


Leukippos'tan tek bir fragman kalmıştır:

"Hiçbirşey rasgele olmaz, ama herşey Ustan ve Zorunluk yoluyla olur."

Diels-Kranz 67 B1


Milo Venüsü
 

Aristoteles, Metafizik, I.4:

‘‘Leukippos ve arkadaşı Demokritos öğelerin Doluluk ve Boşluk olduğunu ileri sürerek birine Varlık ve ('olan') ötekine Yokluk ('olmayan') demişlerdir; Dolu ya da katı olan Varlık, buna karşı boş ve seyrek olan ise Yokluktur; (buna göre var olmayan da olan gibi vardır, çünkü boşluk da cisim gibi vardır); ve bunların şeylerin özdeksel nedenleri olduklarını bildirirler.’’

Leækippow d¢ kaÜ õ ¥taİrow [5] aétoè Dhmñkritow stoixeİa m¢n tò pl°rew kaÜ tò kenòn eänaÛ fasi, l¡gontew tò m¢n øn tò d¢ m¯ ön, toætvn d¢ tò m¢n pl°rew kaÜ stereòn tò ön, tò d¢ kenòn tò m¯ ön (diò kaÜ oéy¢n mllon tò øn toè m¯ öntow eänaÛ fasin, ÷ti oéd¢ toè kenoè tò sÇma), aàtia d¢ tÇn öntvn taèta Éw [10] ìlhn.

'Leucippus, however, and his disciple Democritus hold that the elements are the Full and the Void--calling the one "what is" and the other "what is not." Of these they identify the full or solid with "what is," and the void or rare with "what is not" (hence they hold that what is not is no less real than what is, because Void is as real as Body);

"Ve derler ki, bunlar şeylerin özdeksel nedenleridir. Ve tıpkı temelde yatan tözü bir birlik yapanlar, tüm başka şeyleri onun değişkileri aracılığıyla yaratanlar, seyreklik ve yoğunluğu bu değişkilerin ilk ilkeleri olarak alanlar gibi, bu düşünürler de "ayrımlar"ın başka herşeyin nedenleri olduklarını savunurlar. Bu ayrımlar, derler, üçtür: Şekil, Düzenleme ve Konum, çünkü var olanın yalnızca kontor, iç-değme ve eğilimde ayrı olduğunu savunurlar. Bunlardan kontor şekil, iç-değme düzenleme, ve eğilim konum demektir). Böylece A N'den şekilde, AN NA'dan düzenlemede ve Z N'den konumda ayrılır. Devime, şeylerde nereden ve nasıl doğduğuna gelince bu noktayı gözardı etmişlerdir, tıpkı başka düşünürlerin yaptığı gibi."

"and they say that these are the material causes of things. And just as those who make the underlying substance a unity generate all other things by means of its modifications, assuming rarity and density as first principles of these modifications, so these thinkers hold that the "differences" are the causes of everything else. These differences, they say, are three: shape, arrangement, and position; because they hold that what is differs only in contour, inter-contact, and inclination. (Of these contour means shape, inter-contact arrangement, and inclination position.) Thus, e.g., A differs from N in shape, AN from NA in arrangement, and Z from N in position. As for motion, whence and how it arises in things, they casually ignored this point, very much as the other thinkers did."

Yunanca karakterleri okuyabilmek için Lütfen C:\windows\fonts klasörüne Athenian fontunu kurun.

Vakum ve Plenum. Leukippos'un Atom Kuramı Eleatik Parmenides'in boşluğu yadısmasından doğdu. O da boşluk olmadıkça devimin olamayacağını kabul etti, ama Boşluğu Varlık ile özdeşleştirmenin gereksiz olduğunu düşündü. Pisagorcu boşluk az çok 'hava' ile özdeşleştirilmişken, Leukippos'un boşluğu saltık anlamda boşluktu.

1) Atomlar matematiksel olarak bölümezdirler (Pisagoras'ın Monadları gibi), çünkü içlerinde hiçbir boşluk yoktur.

2) Aynı büyüklükte olmaları zorunlu değildir;

3) Ağırlık atomların büyüklüğüne bağlıdır (ama ağırlık cisimlerin birincil bir özelliği değildir). İlk kez Epikirüs atomlara ağırlık yükledi..

Atomun Eytişimi. Atomlar özdeksel oldukları için ilkede duyusal olarak algılanabilirler. Ama Kavramı üzerine biraz düşünce duyusallığın bütünüyle arkada bırakıldığını, Atomun tasarlanmasının, imgelenmesinin ya da başka herhangi bir yolda duyusal olarak belirlenmesinin olanaksız olduğunu gösterir. Atom tıpkı nokta gibi, tıpkı zamansal kıpı gibi tam olarak karşıtların birliğidir: Bölünemez olmalıdır, ama o denli de özdeksel olarak var olmalıdır. Atom bir duyum ya da tasarım değil ama özsel olarak kavramsal olandır. Atomu Kavramsallaştırmak onu hayalet yapmak değildir. Ama fiziksel varoluşun bu en son temelinde çelişkili olması, sonsuz küçüklük üzerine dayanması doğal bilincin, resimsel-tasarımsal düşüncenin doğrulayabileceği birşey değildir. Bunun için yalın olarak kurgul düşünce, iki karşıt yanın bir ve aynı zamanda doğrulanması olarak diyalektiğin kavranması gerekir.

Atom hiç kuşkusuz özdeksel atomdur. Ama bölünemez olması onu belirli bir varlık olarak ortadan kaldırır. Ancak bu kurgul gerçek Atomun olanağı ve gerçekliğidir. Atom karşıtların birliği olarak vardır.


ATOM KURAMI

Theofrastus Sanılar'ının Birinci Kitabında Leukippos konusunda şunları yazar:

Esquiline Venüs, Pasiteles Okulu, İÖ 1 yy, Roma
 

"Elealı ya da Miletuslu (çünkü onunla ilgili olarak her iki kentin de adı verilir) Leukippos felsefede Parmenides ile birlikteydi. Ama şeyleri açıklamasında Parmenides ve Xenofanes ile aynı yolu tutmayıp tüm görünüşe karşın tam tersini izledi. Onlar Herşeyi bir, devimsiz, yaratılmamış ve sonlu yaptılar ve giderek var olmayanı araştırmamıza bile izin vermediler. O ise sürekli devim içinde olan sayısız öğenin, yani atomların varlığını kabul etti. Bunların biçimlerini sayıca sonsuz olarak aldı çünkü şu değil de bu türde olmaları için hiçbir neden yoktu, ve çünkü şeylerde sonu gelmeyen bir oluş sürecinin ve değişimin yer aldığını gördü. Dahası, var olanın var olmayandan daha gerçek olmadığını, ve her ikisinin de benzer olarak varlığa gelen şeylerin nedeni olduklarını savundu çünkü atomların tözünün sıkı ve dolu olduğunu kabul ederek onları varlık olarak adlandırdı ve bu arada yokluk dediği ama varlık denli gerçek olduğunu doğruladığı boşluğun içinde devindiklerini düşündü."

Modernist fizikçilik "atomun bölünebildiğinin" anlaşıldığını ileri sürüp Klasik Atomculuğuı çürüttüğünü düşündüğü zaman, ona Atomun onun tasarladığı modelden bütünüyle başka birşey olduğunu, doğasının özsel olarak kurgul olduğunu anımsatmalıyız.


Eleatikler ve Leukippos. Leukippos atom kuramının öncüsüdür. Kuramı Parmenides'in boşluğun varlığını yadsıyan ve çokluğun ve devimin olanaksızlığı sonucuna götüren çıkarsamalarına bir karşısav olarak doğar. Boşluk (vakum) olmaksızın devimin olamayacağını doğrular, ama boşluğu yokluk ile özdeşleştirmeyi yadsır. (Pisagorcu boşluğun az çok "hava" ile bir görülmesi ölçüsünde, boşluğun varoluşunu konutlayan ilk düşünür Leukippos'tur. Dizgesi gelişmiş olmasa da, düşünce bundan böyle yüzeyselliği terketmiş ve kurgul gücünü kazanmıştır. Theofrastus'un aktardığı gibi, Leukippos "var olanın var olmayandan daha gerçek olmadığını, ve her ikisinin de benzer olarak varlığa gelen şeylerin nedeni olduklarını savundu." Bu bakış açısı karşıtları ayıran soyutlamacı Eleatik bakış açısının tam tersidir. Herakleitos'un bakış açısıdır. Ve gene de gerçekliğin düşünce yoluyla kavranacağını ve duyusal görüngünün değil ama kavramsalın özsel olduğunu bildirmede baştan sona Eleatiktir: Varlık evrensel kavramlar yoluyla belirlenir.

Eleatiklerin yalnızca Varlık vardır, ve Yokluk yoktur diyen bakış açıları değişim, devim, oluş vb. süreçlerine izin vermiyordu ve bunları duyusal, dolaysız algının alanına düşüyor olarak, böylece sanı olarak alıyordu. Herakleitos Eleatiklerin ortadan kaldırdıkları Yokluğun da var olduğu, Varlık ve Yokluğun aynı oldukları düşüncesini ileri sürdü. Leukippos bu iki karşıt kategoriyi görgül alana aktardı.

Fragmanlar


GELİŞTİRİLİYOR