Athena

Eleatikler

Athena  
 

Felsefi düşünce doğal bilincin sonlu tasarımları ile çalışamaz çünkü bu sonlu görgül düzlemde sonsuz gerçeklik erişilmesi olanaksız bir düştür, ve bu çözümlemeci düzleminde düşüncenin sağın-kurgul devimi olanaksızdır. Felsefi düşüncenin ilkin bu tasarımsal düzlemin üzerine, Kavramın kendisinin arı düzlemine ulaşması gerekir. İyonyalı fizikçilerin ve Pisagorascıların çabaları bu yükselişin bedelidir. Pisagoras felsefesi Kavramı ikircimli biçiminde, duyusalın ve düşünselin karışımı olarak görmenin ötesine geçemez. Bu arılık yoksunluğunun yadsınması felsefi usun sonraki adımıdır.

"Clytie," Frederic Lord Leighton (1830-1896) . Bu tablo bitmemiştir. Leighton ölmeden önce üzerinde çalışıyordu.
‘‘Clytie,’’ Fredrick Lord Leighton (1830-1896)
 
 

Eleatiklerde düşünce kendi gerçek doğasını, kendi özünü ilk kez arılığı içinde kavramış, düşünce kendini nesne alarak, karşıtında kendini bularak sonsuzluğunu duyumsamış, insan ilk kez bağımsız bir varlık olmanın tam bilincini ve onurunu ve değerini kazanmıştır. Eleatiklerde özgürlük tinini, insana duyulan sonsuz güveni buluruz — ve tinsele, tanrısala doğru büyürüz. Onlarla birlikte varoluşun da anlamlı olduğunu, dünyanın daha da büyüdüğünü duyumsarız.

Eleatiklerde başka hiçbir ön-Sokratik düşünürde duyumsanmayan bir tılsım vardır — düşünmenin tılsımı. Onlarda insan ilk kez sınırsızca düşünme ile tanışır, asıl tözünde sonsuza erişmenin yoluna girer, tüm varoluş ile, tüm evren ile BİR olmanın bilincine ulaşır. Yalnızca BİRin gerçekliği, tüm varoluşun özsel olarak BİR olduğu — tinin bu en gerçek kavramı — insanı tüm varoluşun özeğine, ereğine, ve değerine yükseltir. Düşüncenin asıl işi başlamıştır.


Athena  

İyonyalı fizikçiler için arke yalnızca nesnelliği içinde, yalnızca tekillerin doğuş ve yitişlerinin nedeni olarak geçerliydi. Pisagorcular da Kavramlar üzerine düşünmemiş, nesnel Sayıyı şeylerin özü olarak, ve onu ise geçici, yitici olarak görmüşlerdi. Eleatikler bu değişimi şimdi en yüksek soyutluğu içinde Yokluk olarak, ve buna göre o ‘nesnel’ devimi gerçekliği içinde, öznel olarak, bir sanı olarak kavradılar. Böylece yitişi bir yanılsama olarak, ve varoluşu devimsiz olarak gördüler. Eleatiklerin Anlak soyutlamasını, karşıtlıksız olarak varolduğu sanılanı gerçeklik olarak görmeleri usun haklı yanılgısıdır. Modernlerin aynı yanılgıya düşmeleri yalnızca Felsefe Tarihine fazla önem vermediklerini gösterir.

GELİŞTİRİLİYOR