İngilizce Anasayfa
İngilizce Anasayfa
SCHILLER
50 Years of EU in the World

BEETHOVEN



HEGEL
Mantık Bilimi

BİLİMİN BAŞLANGICI NE İLE YAPILMALI?
Modern Tin
_
Modernleşme insanın milyon yıldır üzerinde varolduğu bu yeryüzündeki son çabasıdır — en son bireyine dek gelişmiş bir insanlığın şekillenmesi için. Bu Özgürlük sürecinde insan gizilliğinin gelişiminin önünde hiçbir kısıtlama, onu engelleyecek hiçbir yetke ve güç yoktur, çünkü Özün açınmasını ve gelişmesini sağlayacak Güç Özün kendisi, İstenci gerçek Özgürlük ile çakıştıracak olan şey İstencin kendisidir. Orada kültür bütününde direnilmez bir akışkanlık tini, kesintisiz bir Yenileşmedir, var olanı granit katılığı içinde tutmaya çabalayan Geleneğin sürekli olumsuzlanmasıdır. Bu önüne geçilemez bir ilerleyiştir çünkü insan çoktandır Us olduğunu ve Us olmanın sonsuz anlamını kavramış, varoluşun tüm anlam ve değerinin kendisi olduğunun bilincine varmıştır: Us Kavramın ve Realitenin birliğidir, İstencin kendini eksiksiz olarak Olgusallığa çevirmesidir. Yalnızca gelişiminin bu Ereği onun Tarihine anlamını veren değerdir, ve tüm değişimde kalıcı olan, tüm insan eyleminde ussal olan biricik öğedir. Onsuz bütün bir varoluş hiç kuşkusuz anlamsız ve saçma olurdu — o Ereği doğrulayamayan nihilizmin bütünüyle doğru olarak anladığı gibi. Tarihte insan bilmediği bir yerde, anlamadığı bir evrendedir; tanımadığı, giderek düşman saydığı ve onu düşman sayan yabancılar arasındadır. Tarih bir Doğa Durumu ve bir Uygarlık Durumudur, sürekli bir Savaş ve Barış Durumudur. Tarihte insan başkası tarafından insan olarak tanınacak ve başkasını insan olarak tanıyacak denli büyümüş değildir: Gelişmemişlik evrenseldir. Tarihte, bu bilinçsiz Oluş sürecinde insan hiçbir zaman gerçek Kendisi değildir. Ama ilk kez şimdi — ilk kez Özgürlük Kavramının kavrandığı bu tarihsel çağda — güneşin onun için doğduğunu ve parladığını, göklerin onun için döndüğünü, varoluşun biricik amaç ve anlam ve değerinin kendisi olduğunu kavramıştır. O sıradanlığa, erdemsizliğe, türesizliğe yazgılanmış özsüz bir varlık değil, ama herşeyin onun uğuruna varolduğu saltık son Erektir, çünkü Usu gibi Duygusu ve Duyarlığı da tanrısalın, sonsuzun kendisidir. Ancak ussal bir varlık olduğunu anladığı zaman kötülüğünü, suçlarını ve acılarını gerçek nitelikleri içinde anlayablilirdi. Ancak gerçek Kendisinin bilgisi karşısında bugüne dek olduğu herşeyin o olmadığını, girdiği her kılığın bir hiçlik olduğunu anlayabilirdi. Bu bilince ulaştığı düzeye dek, bundan böyle yazgısı, belirlenimi ona yabancı etmenlere bağlı değil ama kendi Usundadır.



ALIŞ-VERİŞ
Anasayfa Dizin
ANASAYFA DİZİN

GÜNCEL
 
 
 
Ekonomik Büyüme
 
Ekonomik büyüme törel büyümedir.  
Türbin Rotor, ABB. Bu uygulayımsal bilginin, yüksek nitelikli emeğin bir başyapıtıdır. Doğa + Anlaktır; özdekselin kültürel biçimi, doğa-üstü ya da doğa-ötesi dediğimiz şey, insan düşüncesinin Doğa üzerine yansımasıdır. Ama eşit ölçüde de bir TÖRELLİK başyapıtı, insan Erdeminin bir cisimselleşmesidir. Bunda da pekala doğa-üstü ve doğa-ötesidir, metafizikseldir. Sayısız sözleşme, yükümlülük ve kuralın uygulaması olmaksızın üretilemez. Ve gene de politik süreçte bir yoketme aygıtının parçası olabilir. Modern Törellik henüz oluş sürecinde olan törelliktir. Henüz olanaktan edimselliğe, gizillikten tam edimselleşmeye gelişen insan ilişkileri alanıdır. Henüz Kavramına bütünüyle karşılık düşmez. Henüz onda insan kendi gerçek kendisi olarak bulunmaz ve davranmaz.
 
 
 
 
Harper Lee
Diren Yardımlı
 
En sonunda sevmesi ya da kendini yoketmesi gerektiğini anladıktan sonra, insan her zaman yaptığı gibi bunun için bir bilim geliştirmeye geçer. Kendine özgü semantiği bir yana bırakıldığında, ruhçözümlemenin en son amacı insanı sinircelerinden kurtarmak ve böylece ona sevme yeteneğini kazandırmaktır. İnsanın sevme sığası içeriye kendi üzerine dönen itkilerden özgürlüğünün derecesi ile ölçülür. Tıpkı bir mantarın suyun derinlerine batırılabilmesi gibi, sevgi de Ben tarafından hapsedilebilir: Beni uzaklaştırın, sevgi insanın varlığının yüzeyine yükselir.

Sevgi ile herşey olanaklıdır.
HARPER LEE

 
 
 
 
Mantık Bilimi (B)
Hegel
 
Birinci Bölüm
Varlık
A. VARLIK

Varlık, arı Varlık, — daha öte belirlenim olmaksızın. Belirsiz dolaysızlığında yalnızca kendine eşittir ve ayrıca başkasına karşı eşitsiz değildir, ne içerisinde ne de dışarıya doğru türlülük taşır. Onda ayırdedilecek ya da onun bir başkasından ayırdedilmiş olarak koyulmasını sağlayabilecek olan herhangi bir belirlenim ya da içerik yoluyla arılığı içinde saptanamazdı. Arı belirsizlik ve boşluktur. — Eğer burada sezmeden söz edilebilirse, onda sezilecek hiçbirşey yoktur; ya da salt bu arı, boş sezmenin kendisidir. O denli de onda düşünülebilecek hiçbirşey yoktur, ya da eşit ölçüde yalnızca bu boş düşünmedir. Varlık — belirsiz dolaysız — gerçekte Yokluktur ve Yokluktan ne daha çoğu ne de daha azıdır.

B. YOKLUK

Yokluk, arı Yokluk; Yokluk kendi ile yalın eşitlik, tam boşluk, belirlenimsizlik ve içeriksizliktir; kendi içinde ayrımlaşmamışlıktır. Burada sezme ya da düşünme söz konusu edilebildiği ölçüde, birşeyin mi yoksa hiçbirşeyin mi sezildiği ya da düşünüldüğü arasında bir ayrım vardır. Öyleyse hiçbirşeyi sezmenin ya da düşünmenin bir anlamı vardır; ikisi ayırdedilir, böylece Yokluk bizim sezmemizde ya da düşünmemizde vardır [ist (existiert)]; ya da daha doğrusu boş sezmenin ve düşünmenin kendisidir ve arı Varlık ile aynı boş sezme ya da düşünmedir. Yokluk böylelikle arı Varlık olanla aynı belirlenim ya da daha doğrusu belirlenimsizlik ve dolayısıyla genel olarak aynı şeydir.

C. OLUŞ
a. Varlığin ve Yokluğun Birliği

Öyleyse arı Varlık ve arı Yokluk aynı şeydir. Gerçeklik olan ne Varlık ne de Yokluk, ama Varlığın Yokluğa ve Yokluğun Varlığa geçmiş olmasıdır — geçmesi değil. Ama o denli de gerçeklik ayırdedilmemişlikleri değil, tersine aynı şey olmamaları, saltık olarak ayrı olmaları ama o denli de ayrılmamış ve ayrılamaz olmaları ve dolaysızca her birinin kendi karşıtında yitmesidir. Gerçeklikleri öyleyse birinin ötekinde bu dolaysızca yitiş devimidir: Oluş; bir devim ki, onda ikisi ayırdedilirler, ama öyle bir ayrım yoluyla ki, eşit ölçüde dolaysızca kendini çözmüştür.

Dizge
 
DOĞA FELSEFESİ
AZİZ YARDIMLI
 

(Hazırlanıyor)
1. Modern Toplumda Felsefe ve Bilim
2. Pozitivizm
 
 
 
 
Olgular ve Kavramlar:
‘Us Çağı’
 
Aydınlanma görünüşte 'boşinancı' reddetse de, ironik olarak bilgi ile örtüşmeyen aynı öznel inançta sonlanır. Aydınlanma ussalcı değil ama görgücüdür, ve görgücülüğün öteki adı olan kuşkuculuğun da dolaysızca anlattığı gibi Bilgi ve Gerçeklikte değil ama tıpkı düşmanı olarak gördüğü Boşinanç gibi dogmada, bilgi olmayanda, öznel görüşlerde demir atar — Kant'ın gösterdiğine inandığı gibi. Sözde 'Us Çağı' gerçekte Usdışı çağıdır. Aydın tüm dışsal bilgisine karşın gerçekte bilgisiz olandır. Tıpkı karşı çıktığı boşinanç denli Gerçeklik yoksuludur. İnandığı bildiği değildir. Bilmediğidir.
FelsefeYazın Dergisi 2007
FelsefeYazın Dergisi


KOOP ISLANDS BLUES
KOOP ISLAND BLUES
 
 
 
Michel Foucault:
Boşinancın Devletini Kutlamak
İran Kraliçesi, Süreyya  
Foucault “Şah Zamanın Yüz Yıl Gerisindedir” başlıklı bir makale yazdı. Ve bunu yüz yıl çok uzun olduğu için değil, ama çok kısa olduğu için yazdı. İleride olmaktansa Geride olmanın İyi olduğunu ve dolayısıyla bin yıl geride olmanın daha İyi olduğunu düşünüyordu. İran'ın köklerinin Darius'a, aslında Kyros'a dayandığını ise bilmiyordu.  
Despotizmi, giderek Tiranlığı Özgürlük olarak görmek olanaklı mıdır? “Görmek,” “sanmak” olanaklıdır. Tarihsel Materyalizm çoktandır terörü erdem, cehennemi kurtuluş olarak görmeye alışmıştır. Ama bunun için düşüncenin sökülmüş, yapısızlaştırılmış olması, ve Anlamın kaçması gerekir. Sanılan Olmayandır. Ama Postmodernizmin plastik realitesinde olanaksız olanaksızdır, yani olanaklıdır, aslında tutarsızlık, giderek çelişki plastik olanın kendisidir. Böyle söylem kendisi üzerine, “Konuşma” üzerine dayanır, saltık olan üzerine, kendi kendisinden kaçmayan Anlam üzerine, “Us” üzerine değil. Heidegger sonunda Logos'un Us değil, ama Söylem olduğunu bulmamış mıydı? Böylece tüm gerçeklik plastik bir konuşmadır — ya da yazı, simge, eşlem, görünüş vb. —, çünkü bildiğimiz gibi sökülmüştür, bütün yitmiş, geriye iç bağdan yoksun bir salt parçalılık kalmıştır.

Modernleşme, gelişme, değişme karşıtı Michel Foucault sık sık insan Özgürlüğüne güçlü bir inancı olduğunu ve felsefesinin iyimser bir felsefe olduğunu belirtirdi. Çünkü Despotizmde Özgürlüğü, Kötüde İyi olanı bulabiliyordu. Aydınlanmayı, gerçi gizlice, ya da belki de bilmeden de olsa, Aydınlanmanın kendi kategorilerine dayanarak çürüttü. (Aslında Derrida da benzer olarak, ama açık sözlülükle, Usu ancak Usun kendisini doğrulayarak yadsıyabileceğini ileri sürmüştü.) Herşeye karşın, Foucault'nun plastisizmi nihilistlerin kendileri tarafından bile tehlikeli ölçüde nihilist bulundu. Söylediği sözlerin Kavramlarını bilmesi gereksiz, aslında olanaksızdı, çünkü Kavramlar gerçek varlıklar değil, ama yalnızca toplumsal kurgulardı. Böylece her durumda kolayca normal anlamları bozulabilir, yapısızlaştırılabilirlerdi.

Foucault İran'a yaptığı iki geziden sonra ülkeye egemen olan despotik boşinanç rejimini kültürel köklere dönüş olarak selamladı. (“Kök” sözcüğünü henüz sökmemiş olmalıydı.) Daha sonra eşcinsellik ve sadomazoşizm altkültürlerine katıldı. 1984'te Paris'te AIDS bağıntılı bir hastalıktan öldü. Özgürlüğü öz-belirlenim olarak değil, ama ancak özenç olarak, ancak belirlenimsizlik olarak anlayabiliyor, ve rasyonel ve irrasyonel arasında hiçbir ayrım olmadığını düşünüyordu. Plastik düşünceleri, anlam bozumları, us sökümleri ile, eşit ölçüde bozulmuş ve sökülmüş bir bilinç alanında sonsuza dek anlamdan anlama sıçramayı sürdürecektir. — Nihilizm umutsuzluktu. Pozitivizm umursamazlık. Nihilizmin ve Pozitivizmin sentezi olarak Postmodernizm ise bir parodidir.

 

 
 
 
Kapitalizm:
Artı-Değer ve Hırs Kıpılarının Sentezi
 

Yalnızca Kapital Kapitalizm değildir. Kapitalin Hırs ile birleşmesi Duyunç hamlığı zemininde olanaklıdır. Kapitalist bilinç moral olarak olgunlaşmamış, geri, yetersiz bir bilinçtir. Kapitalistin yamukluğu yalnızca Kapital alanına sınırlı değildir. Kapitalizm yalnızca insan Duyunçsuzluğun ekonomik ilişkiler alanındaki anlatımıdır.

ANAMAL
 
 
 
Boşinanç ve Kültürel Assimilasyon
 
Değişim, gelişim zorunlu olarak Assimilasyon, şu ya da bu tikel kültüre Benzeşme değildir. Assimilasyon ancak göreli bir gelişim, henüz saltık olmayan yetersiz, koşullu bir değişim, alt kültürün üst kültüre öykünmesidir, çünkü örnek ya da ölçün alınan kültürün kendisi değişme ve daha öte gelişme gereksinimi içinde duran göreli bir modeldir.
 
 
 
 
 
“Resmi yapılacak iki şey vardır,” diye yazıyordu Leonardo da Vinci, yüzyıllar önce modern Avrupa insanı düşünceye uyanırken: “insan ve onun bakış açısı. Birincisi kolaydır; ikincisi olanaksıza yaklaşır.” Frederick Artz'ın çalışması Leonardo'nun olanaksızının üzerine saldırır, büyük ustanın hiç de ustası olmadığı biricik sorunun gerçekte en vazgeçilmez kaygı olduğunu göstermeye çabalar: Yalnızca insanın değil, ama insanlığın bakış açısının bir tablosunu üretmek. Görev en güç olanıdır. Yalnızca yalıtılmış ve dinamiğini yitirmiş bilinç biçimlerini çözümlemek değil, ama dünya tarihine, onun zaman ve uzayına dökülen Tinin görüngülerinin anlamını yakalamak. Bir Oluş sürecini kavramak. Görev de eşit ölçüde Oluş sürecindedir. Yalnızca bakmayı değil, ama usun ve istencin ve duyuncun gözleriyle bakmayı gerektirir. Tablonun renkleri düşünceler ve tutkular, ve fırçası eytişimin tılsımı olmalıdır — eleştirel kavrayış ve duyuş yetisi. Ama Avrupa'nın Orta Çağlarını yorumlama görevi o denli de melankoliktir, çünkü gereç Yunan ve Roma uygarlıklarının paha biçilmez kalıtını çürüten, onlardaki incelik ve güzellik tinini, bilim ve felsefe değerlerini algılamayan bir barbarlık kütlesidir. Avrupa'nın Orta Çağları Musa'nın yetkeci, cezalandırıcı, yeryüzünü bir korku sisine bürüyen Tanrısının özgür ve çocuksu Helenik tin üzerindeki öç alanı olarak görünür. Kendini yaratma sürecini durduran, aslında geriye yürüyüşünü başlatan bir insanlığın yaşadığı karanlık bir korkunun zamanıdır, bir alev gibi göğe yükselen kısa süreli İslamik girişime karşın, tarihi hiç de gereksinmediği bir sapmaya sürükleyen bir boyun eğme dönemidir. Orta Çağlar tüm boşinancı ile ve tüm sağduyu yoksunluğu ile, Özgür Düşünceden, Usun kendisinden korkusu ile modern Avrupa uygarlığının, en sonunda Batı (Protestan/Germanik) nihilizminin asıl temellerinin aranacağı karanlık bölgedir. İnsanlığın dinsel ve ulusal kamplara parçalanışının mayalandığı, kozmopolitan kardeşlik tinini yeryüzünden silip yokeden evrensel düşmanlık duygusunun doğduğu tarih dilimidir. Yeryüzünün soğumaya başladığı, gökyüzünde bir sığınağın arandığı zamandır. O us tutulması, o yürek tutulması Çağlarında neyin unutulduğunu ve unutturulduğunu hiçbirşey Goethe'nin sözlerinden daha iyi anlatamaz: “Ulusların üstünde insanlık vardır.” — Aziz Yardımlı.
 


 
 
 
Johann Gottfried von Herder
(1744-1803)
Herder insanlığı örgensel olarak halklara bölünmüş bir bütün olarak düşünüyordu.

“Korku birçok halkın tanrılarını yaratmıştır demek hiçbirşey söylememektir. Çünkü korku, korku olarak görüldüğünde, hiçbirşey yaratmaz; yalnızca anlağı uyandırır.”

Herder'in “Tarihçi için gerekli gördüğü genel ilke kafasının önsavlardan özgür olması, herhangi bir tikel ulusu ya da halkı kayırarak başkalarını küçümsememesi gerektiğidir. İnsanlığın tarihçisi duygusallığa düşmeksizin ve yansız olarak yargılamalıdır, ‘soyumuzun Yaratıcısı gibi.' ”

“Herder insanın doğal iyilik ve eksiksizleşebilirliğine inanmayı yeğliyordu.”

“Herder doğallıkla insanın en yüksek gizilliklerinin süreçte karşılaşılan tüm tersliklere karşın en sonunda edimselleşecek oldukları vargısına eğilimliydi.”

 
 
 
 
 
      OKUMALAR
      STOEKL: Alacakaranlık Çevresinde: “Son”daki Kojève
      FRANK THILLY: Ussalcılık ve Karşıtları
      COPLESTON: Romantik Devim ve Alman İdealizmi
      RYN: Evrensellik ve Tarih
      YARDIMLI: Postmodernizm Üzerine
      BAUDRILLARD: Tarihin Geriye Dönüşü
      DERRIDA: Bir Japon Dosta Mektup
      CHARLES SHEPSERDSON: History and the Real: Foucault with Lacan (Yarım Kalmış Çeviri)
      FAULCONER: Yapısızlaştırma
      JACKSON: Postmodernizm ve Felsefi Geleneğin Yeniden Kazanılması
 
 

 
 
 
Modern Fragmanlar 1
Büyük İnsanlar
Hegel
 

 
 
 
Modern Fragmanlar 2
Orta Çağlar
Artz
 

 
 
 
Modern Fragmanlar 3
Düşlemler Ülkesi Hindistan
Hegel
Nazizmden ayrı olarak Hinduizmde Hayvanlar en üsttedir. Hayvanların altında “Bhagavad-Gita”nın yönergeleri gereği bir Kast dizgesine sınıflandırılmış İnsanlar (Aryanlar) gelir. İnsanların altında kast-dışı Dokunulmazlar (Dalitler) durur.

 
Hinduizm İle Post-Modernleşme. Hindistan Çin'den daha çok milyarderi olmakla övünürken, nüfusunun %81'i günde 2 dolar ya da daha azı ile yaşamaktadır (bu oran Çin için %47'dir). Tüm pırıltısına karşın, Bombay Kast kültürüne modern terimlerde tanıklık eder. 2003'te kentin her 1.300 insan başına bir otobüsü, her 1.000 otomobil için iki park yeri, her bir milyon insan için 17 kamu tuvaleti vardı ve 13 milyon nüfuslu kentin kuzey kenar mahallelerindeki 7,2 milyon insan için tek bir kamu hastanesi çalışıyordu. Nüfusun en az üçte biri temiz içme suyundan ve 2 milyon insan tuvalet kullanma olanağından yoksundur. Öte yandan Hindistan'da maymunlar ve inekler için bakım ve sığınma evleri, Anayasa Madde 51-A(g) gereği Hükümet tarafından yürütülen bir “total BAN on the SLAUGHTER OF COWS” programı, aslında bir “Animal Welfare Board of India” vardır. Bir “Human Welfare Board of India” yoktur. Ama Hayvanların altında olan insanlardan başka bir de insanların altında olan , DALITler (“Untouchables”) vardır. Bugün bu kast-dışı “Dokunulmazların” (çünkü kirlettikleri düşünülür ve dokunmaları, gölgeleri bile ciddi bir arınma işlemini gerektirir) sayıları 250.000.000 kadardır. Yine, sayılarının 60-115.000.000 arasında olduğu tahmin edilen çocuk-köleler ineklerin, maymunların ve insanların altında duran bu kümeye aittir. Vaişya (tecimciler) Kastına doğan ve Hindu inancını hiçbir zaman terketmemiş olan Gandhi “I worship it (cow) and I shall defend its worship against the whole world,” ve “The central fact of Hinduism is cow protection,” diyordu. Hinduizm insanı korumak bir yana, onu yakmayı sürdürmektedir — doğrudan doğruya ateşe atarak ya da Sati geleneği yoluyla. Öte yandan, Hindistan'daki yabancı yatırım 8,4 milyar dolar olarak hesaplanırken, Çin için bu rakam 72,4 milyar dolardır. Ve Hollywood 2001'de 739 film üretmişken rakam Bollywood için 1.013'tür.
  Gandhi kutsal inekleri tüm dünyaya karşı koruma etkinliği içindeyken, ondan yüzyıllar önce ilkin Babür İmparatorluğu (Humayun), daha sonra Avrupalılar "SATİ" (dul kadının kendini kocası ile birlikte yakması) geleneğini yasaklayarak insanın korunmasının önce geldiğini göstermeye çalıştılar. Hindu kültüründe insan sözcüğü olsa da insan Kavramı eksikti. Bu Kavramın bu kültürün bilincine girmesi — bir bölümünde, Pakistan ve Bengladeş durumunda daha şimdiden olduğu gibi — bu kültürün yalnızca tekil bir yanında değil ama bütününde başkalaşması, yani ortadan kalkması, postmodern çok-kültürlülüğün biraz daha küçülmesi, evrensel insan haklarının biraz daha büyümesi olacaktır.
 

Cows in India — It's good to be sacred

Mohandas Karamchand Gandhi
GANDHI
“I worship the cow and I shall defend its worship against the whole world. ... The central fact of Hinduism is cow protection.”

 
 
 
Despotizmden — Despotizm Yoluyla — Despotizme
 
Ocak 1992; yılbaşında Moskova'da bir ekmek kuyruğu.  
Ortaklaşacılık Mülkiyeti yadsımaz, tersine saltık olarak doğrular: Ortak olunacak Mülkiyet olmaksızın ortaklaşacılık kavramı analitik bir soyutlamadır. Dahası, mülkiyet ortaklaşacılıkta ortadan kaldırılmaktan bütünüyle uzak, alabileceği en büyük biçimi, Devlet Mülkiyeti biçimini alır. Bu evrensel Mülkiyet — ya da, yine aynı şey, tekil Mülkiyet — karşısındaki tüm İstenci silen bir Tekeldir ve sözcüğün gerçek anlamında istençsiz bir kitle yaratır, bütün bir insanlık tarihinin tanık olduğu en ezici kölelik yapısını kurar. Betimlemesi yazın sanatını bile sanat olmaktan çıkaracak bir suç düzenini, salt terör üzerine dayalı tiranlığı kurtuluş olarak, Toplumculuk olarak, Ütopya olarak görebilmenin gizi Özgürlük kavramının bilincinin yokluğunda yatar.
 
 
 
 
Kavramlar
Friedrich Schiller (1759-1805)  
İnsanlığın Ereği insanın yetilerinin Gelişiminden, İlerlemeden başka birşey değildir.
Zweck der Menschheit ist kein anderer als die Ausbildung der Kräfte des Menschen, Fortschreitung.
— Friedrich Schiller, Die Gesetzgebung des Lykurgus und Solon.
 
 
 
 
Beethoven (1770-1827)
Für Elise

 
 
 
Platon:
Devlet
PLATON
DEVLET, KİTAP V (472-80)
Temalar: FELSEFECİ-DEVLET; BİLGİ-SANI


DEVLET, KİTAP VI (a)
Temalar: FELSEFECİNİN KARAKTERİ, DEVLET YÖNETİMİ


DEVLET, KİTAP VI (b) (c)
Tema: FELSEFECİ

DEVLET, KİTAP VI (d)
Tema: İYİ İDEASI, BİLGİ DERECELERİ (ÇİZGİ BENZETMESİ)

DEVLET, KİTAP VII (514-518)
Tema: MAĞARA MİTİ
 
 
 
 
Copenhagenize / Kopenhaglılaştırmak
 
"With this blog we hope to bring Copenhagen Bicycle Culture to the world. In city councils around the world they speak of 'Copenhagenizing' their streets to accomodate bikes. Here in the Danish capital, it's just a way of life, as the photos and blog entries will highlight.

...
Copenhagen is already regarded as the best cycling city in the world and those of you out there who need inspiration for cycle advocacy in your towns and cities can find a wealth of info here."
 
 
 
 
Frederic Chopin (1810-1849)
Mazurka Do-diyez Minör Op. 63 No.3
 
 
 
John Locke:
İnsan Anlağı Üzerine Bir Deneme
An Essay Concerning Human Understanding

Çeviri: Aziz Yardımlı
 
Doğuştan düşünceler kuramından yana konuşan Leibniz şöyle diyordu: “Anlıkta duyularda olmayan hiçbirşey yoktur, ama anlığın kendisi dışında. Şimdi ruh varlık, töz, birlik, özdeşlik, neden, algı, us ve duyuların veremeyeceği başka birçok kavramı kapsar.” Görgücü John Locke bu görüşte değildi. İnsanın düşünme yetisinin gerçekte duyularda köken bulduğunu düşünüyordu. İnsan anlığının boş bir tablet, bir tür tabula rasa olduğunu ve Kavramların onun üzerine dışarıdan basıldıklarını ileri sürdü. Bu özgün buluşu için geliştirdiği tanıtlamanın kendisinin bir arı düşünce edimi olduğunu gözden kaçırdı. Görgücülüğün çıkış noktası için dikkatle okumaya değer bir deneme.(KİTAP I, KİTAP II)
 
 
 
 
Helvétius
Bir Özdekçi Deha
Helvétius
olanaksız olanı başarır, Düşünceyi Duyulardan çıkarsar.

Frederick Copleston
 
‘‘Helvétius insan anlağının tüm güçlerini duyum ve duyu-algısına indirger. Yaygın olarak insanın duyu düzeyini aşan yetileri olduğuna inanılmıştır. Ama bu yanlış bir kuramdır. Örneğin yargıyı alalım. Yargıda bulunmak bireysel düşünceler arasındaki benzerlikleri ve benzemezlikleri algılamaktır. Eğer kırmızının sarıdan ayrı olduğu yargısında bulunursam, yaptığım şey ‘kırmızı' denilen rengin gözlerimi ‘sarı' denilen rengin etkileyişinden ayrı bir yolda etkilediğini algılamaktır. Yargıda bulunmak, öyleyse, yalnızca algılamaktır.''
 
 
 
 
Nietzsche
Frank Thilly Felsefe Tarihi'nden
Çeviri: Nur Küçük • Yasemin Çevik
 
Nietzsche Schopenhauer'ın istencin varoluş ilkesi olduğu yolundaki temel anlayışını kabul eder, ancak bu istenci yalnızca yaşama istenci olarak değil ama Güç İstenci olarak tasarlar: Yaşam özsel olarak Gücün arttırılmasına yönelik bir çabadır, ve bu taşkın İçgüdü iyidir: Alles Gute ist Instinkt.
 





ANASAYFA
DİZİN

TEPE

Beethoven ·
Boşinanç ve Kültürel Assimilasyon ·
Copenhagenize / Kopenhaglılaştırmak ·
Despotizmden — Despotizm Yoluyla — Despotizme ·
Ekonomik Büyüme ·
Frederic CHOPIN — Mazurka ·
Helvétius: Bir Özdekçi Deha ·
Johann Gottfried von Herder ·
John LOCKE: İnsan Anlağı Üzerine Bir Deneme ·
Kapitalizm: Artı-Değer ve Hırs Kıpılarının Sentezi ·
Kavramlar ·
Mantık Bilimi (B) ·
Michel Foucault: Boşinancın Devletini Kutlamak ·
Modern Fragmanlar 1 / Büyük İnsanlar / HEGEL ·
Modern Fragmanlar 2 / Orta Çağlar / ARTZ ·
Modern Fragmanlar 3 / Düşlemler Ülkesi Hindistan / HEGEL ·
Nietzsche: FRANK THILLY ·
Okumalar ·
Olgular ve Kavramlar: Us Çağı ·
Artz: Orta Çağların Tini ·
Platon: Devlet ·
Sevgi — Başka Bir Deyişle ·

İdea Yayınevi, İstanbul
Yayınlar | Metinler | Okumalar | Kavramlar | Yaşamöyküleri | Adlar| Konular | YAZIŞMA