![]() |
|||||||
|
|
|
|
|
![]() |
![]() |
![]() |
||
![]() |
Modern Tin
|
![]() |
![]()
![]()
|
|
![]() www.hegel.net |
|
|
Tarih Felsefesi
|
FelsefeYazın Dergisi ![]() KOOP ISLAND BLUES ![]() MODERNİZM ![]() MODERNLİK |
|
Modern Tin: Aile
|
| Mantık Bilimi (B) Hegel
İkinci Kesim 3. Yasa öyleyse özsel Görüngüdür; Görüngünün kendi koyulmuşluğunda kendi içine yansımasıdır, kendisinin ve özsel-olmayan Varoluşun özdeş İçeriğidir. Şimdi ilk olarak Yasanın Varoluşu ile bu Özdeşliği ilkin yalnızca dolaysız, yalın Özdeşliktir, ve Yasa Varoluşuna karşı ilgisizdir; Görüngü Yasanın İçeriğine karşı bir başka İçerik daha taşır. O ilk İçerik hiç kuşkusuz özsel-olmayandır ve ikinciye geri çekiliştir; ama Yasa için onun tarafından koyulmuş olmayan bir ilktir; buna göre İçerik olarak Yasa ile dışsal olarak bağlıdır. Görüngü daha sağın belirlenimlerin bir çokluğudur ki, bunlar ‘Bu’ya ya da somut olana aittirler ve Yasada kapsanmazlar, ama bir başkası yoluyla belirlenirler. — İkinci olarak, Görüngünün Yasadan ayrı olarak kapsadığı yan kendini olumlu olan olarak ya da bir başka İçerik olarak belirlemiştir; ama özsel olarak olumsuz olandır; Biçim ve onun genel olarak Görüngüye ait devimidir. Yasalar alanı Görüngünün dingin İçeriğidir; Görüngü aynı İçeriktir, ama kendini dinginliksiz değişim içinde ve başkasına-yansıma-olarak sergiler. Olumsuz olarak Yasa, kendini saltık olarak başkalaştıran Varoluş, karşıta geçme, kendini ortadan kaldırma ve birliğe geri alma devimidir. Yasa bu dinginliksiz Biçim ya da olumsuzluk yanını kapsamaz; Görüngü buna göre Yasaya karşı bütünlüktür, çünkü Yasayı, ama daha da çoğunu, yani kendini devindiren Biçim kıpısını da kapsar.— Üçüncü olarak, bu eksiklik Yasada öyle bir yolda bulunur ki, Yasanın İçeriği ilkin yalnızca türlü, böylelikle kendine karşı ilgisiz olan bir İçeriktir, buna göre yanlarının birbirleri ile Özdeşliği ilkin yalnızca dolaysız ve böylelikle içseldir ya da henüz zorunlu değildir. Yasada iki İçerik-belirlenimi özsel olarak bağlıdır (örneğin düşme devimi Yasasında uzay-büyüklüğü ve zaman-büyüklüğü; içinden geçilen uzay geçen zamanların karesi ile orantılıdır); bağıntılıdırlar; bu bağıntı ilkin yalnızca dolaysız bir bağıntıdır. Buna göre benzer olarak ilkin yalnızca koyulmuş bir bağıntıdır, çünkü Görüngüde genelde dolaysız olan koyulmuşluk imlemini kazanmıştır. Yasanın iki yanının özsel birliği onların olumsuzlukları olacak, yani biri kendisinde kendi başkasını kapsayacaktır; ama bu özsel birlik henüz Yasada ortaya çıkmış değildir. (Böylece düşmede içinden geçilen uzayın Kavramında zamanın uzaya kare olarak karşılık düştüğü imlenmez. Düşme duyulur bir devim olduğu için zaman ve uzay ilişkisidir; ama ilk olarak zamanın kendisinin belirleniminde — e.d. sıradan tasarımına göre alındığı gibi zamanda — onun uzay ile bağıntısı imlenmez, ve evrik olarak; denir ki, zaman pekala uzay olmaksızın ve uzay zaman olmaksızın tasarımlanabilir; böylece biri ötekine dışsal olarak eklenir, ve bu dışsal bağıntı devimdir. İkinci olarak, daha yakın belirlenim, yani devimde uzayın ve zamanın birbirleri ile büyüklüklere göre ilişkili olmaları ilgisizdir. Bu ilişkinin Yasası deneyimden bilinir; bu düzeye dek yalnızca dolaysızdır; henüz bir tanıtlama, e.d. Yasanın yalnızca oluvermediğinin ama zorunlu olduğunun bilgisi için bir dolaylılık ister; genel olarak Yasa bu tanıtlamayı ve nesnel zorunluğu kapsamaz.) Yasa buna göre Görüngünün yalnızca olumlu özselliğidir, olumsuz değil; Görüngü açısından İçerik belirlenimleri Biçimin kıpılarıdırlar, böyle olarak kendi başkalarına geçerler ve kendilerinde o denli de kendileri değil ama kendi başkalarıdırlar. Öyleyse Yasada onun bir yanının koyulmuşluğu hiç kuşkusuz öteki yanın koyulmuşluğudur; ama gene de bunların İçerikleri bu bağıntıya karşı ilgisizdir, kendisinde koyulmuşluğu kapsamaz. Yasa buna göre hiç kuşkusuz özsel Biçimdir, ama henüz yanlarına İçerik olarak yansımış olgusal Biçim değil. |
Dizge |
| Aydınlanma ve Romantizm Aziz Yardımlı
|
|
|
Galeri 1 (Lost in plain sight) Lucian Perkins Galeri 2 (Şiirler) Galeri 3 (Foto) |
|
||||||||||||
|
|
|
Despotizm bir Kültürdür, Uygarlık değil. Doğulu bilinç Batının Kötü ile bir olduğunu düşünür. Sorunun daha karışık olabileceğini düşünmez. Batı kötü, suçlu, duyunçsuzdur. Doğu ise suçsuz kurban. Ama eğer Özgürlük Ahlak için, Erdem için saltık koşul ise, Duyunç ile bir ise, o zaman Özgürlük Kavramının nerede olduğu sorulmalıdır. Çin'de mi? Hindistan'da mı? Eğer Batı tüm Özgürlüğüne karşın, Yasanın ve İnsan Haklarının bilincine karşın henüz moral ve törel gerilik içindeyse, ahlakın ve törelliğin koşulu olan Özgürlüğe henüz bütünüyle yabancı oan Doğunun durumununun ne olabileceğini yalın bir karşılaştırma ile çıkarabiliriz. Görüngü kendini gizleyen değil, ama kendini sergileyen Özdür. Doğu Özgürlüğü hiçbir zaman tanımamıştır. Doğunun bildiği biricik özgürlük Despotun özgürlüğüdür. Batı evrensel Özgürlüğün bilincinin doğduğu yerdir. Bu demek değildir ki Özgürlük bilinci doğar doğmaz Avrupa Özgürlüğü tam içeriği ile yaşama geçirmiş, Ahlak ve Erdem birden bire tüm bireyler için bütün bir varoluşun koşulu olmuştur. Bu demektir ki, Özgürlük yoksunluğu içinde Ahlakı ve Erdemi de hiçbir zaman tanımamış olan Asya ile karşıtlık içinde, Avrupa Ahlakı, Erdemi ve Mutluluğu bu yaşamda gerçekleştirmenin yoluna girmiştir. Bu Zamanın, daha tam olarak Tarihin işidir ve yüzyılları gerektirir. Batı bu süreçte kendi içindeki despotla, kendi moral ve törel geriliği ile savaşım içindedir. Doğu ise Özgürlüğü bugün bile öğrenebilmiş değildir, ondaki kavga her durumda bir Despotun bir başka Despotla dürtüsel kavgasından ötesi değildir. Erdemsizlerin yaptıkları Devrimlerin kendilerinin ahlaklı olamayacaklarını, yalnızca despotizmin el değiştirmesi olduklarını Dünya-Tini her zaman olduğu gibi ancak onları yaparak ve yaşayarak öğrenmektedir. Doğunun milyarları Özgürlüğü öğrenmek zorundadırlar çünkü buna yeteneklidirler. Doğulu Batılıdan ayrı bir tür değildir. O da homo sapienstir, aynı insan doğasını taşır, ve insan olmanın değerini, anlamını, güzelliğini, mutluluğunu yaşayabilir ve yaşamalıdır. |
|
Modern Tin: Yurttaş Toplumu
|
Giriş Bölümü (§§ 1-18) ![]() |
|
|
||||||||
|
|||||||||
| Eros, Modernlik ve Ruhçözümleme Aziz Yardımlı
|
|
|
||||||||||||||||||
|
SOFIANE SYLVIE |
|
| Alma Tadema: İnsanın Görkemi Yapım: Diren Yardımlı
|
|
Adolphe-William Bouguereau: İnsanı Tanrının gözleriyle görmek |
|||||
|
![]() |
| İsmail Dede Efendi Melis Alkan
|
| Toplumsal Sözleşme Du contrat social Jean-Jacques Rousseau
|
![]() Devlet ussal yasa İstencidir. |
| Nietzsche Frank Thilly Felsefe Tarihi’nden Çeviri: Nur Küçük • Yasemin Çevik
Nietzsche
Schopenhauer’ın istencin varoluş ilkesi olduğu yolundaki temel anlayışını
kabul eder, ancak bu istenci yalnızca yaşama istenci olarak değil
ama Güç İstenci olarak tasarlar: Yaşam özsel olarak Gücün arttırılmasına
yönelik bir çabadır, ve bu taşkın İçgüdü iyidir: Alles Gute
ist Instinkt.
|
| Görelilik Kuramı: Felsefesiz Bilim Aziz Yardımlı
|
|
||||
|
||||
|
||||
|
‘‘Ahlakın yasaları sanatın da yasalarıdır.’’ — Robert Schumann |
||||
| The Academic Tradition |
| Çirkinin Sanatı: Pablo Picasso Kübizm yalnızca estetik olarak değil, moral olarak da bozar, çünkü yalanı normalleştirir. Anlamsızın anlamlı, çirkinin güzel olduğunu doğrulayan insanlığın dışsal bir totalitarizme gereksininimi kalmaz. Aziz Yardımlı
|
|
|||||
|
|
||||
|
||||
|
||||
|
||||
|
||||
|
||||
|
|
||||
|
||||
|
||||
|
||||
|
||||
| Postmodern Sorunlar: Büyük Anlatı Anlatısı
|