Aziz Yardımlı

Despotizmden — Despotizm Yoluyla — Despotizme

 

 
 

"Ruslar hiçbir zaman gerçekten uygarlaşmayacaklardır, çünkü çok erken uygarlaşmışlardır. Peter’de bir öykünme dehası vardı; ama herşeyi hiçlikten yaratan ve yapan gerçek dehadan yoksundu. Yaptıklarının bir bölümü iyiydi; ama çoğu yersizdi. Halkının barbar olduğunu gördü, ama uygarlaşma için olgun olmadığını görmedi: yalnızca uysallaşmaya gereksinirken, onu uygarlaştırmayı istedi. İlk dileği Almanlar ya da İngilizler yapmaktı, oysa Ruslar yapmakla başlaması gerekirdi; ve her zaman uyruklarını olmadıkları olduklarına inandırarak olabilecekleri olmalarının önüne geçti."

Rousseau, Toplumsal Sözleşme, II.8.

"Les Russes ne seront jamais vraiment policés, parce qu’ils l’ont été trop tôt. Pierre avait le génie imitatif; il n’avait pas le vrai génie, celui qui crée et fait tout de rien. Quelques-unes des choses qu’il fit étaient bien, la plupart étaient déplacées. Il a vu que son peuple était barbare, il n’a point vu qu’il n’était pas mûr pour la police; il l’a voulu civiliser quand il ne fallait que l’aguerrir. Il a d’abord voulu faire des Allemands, des Anglais, quand il fallait commencer par faire des Russes; il a empêché ses sujets de jamais devenir ce qu’ils pourraient être, en leur persuadant qu’ils étaient ce qu’ils ne sont pas."

 
 
 

Bir kültür karakterini değiştirebilir mi — belirli bir kültür olarak yok olmadan? Kültür karakterdir. Karakteri bütününde değiştirmeden tek bir bileşeninde değiştirmek olanaksızdır. Türesiz bir karakter ılımlı, bilge ve yürekli de olamaz. Özgür olmayan bir karakter erdemli ve ahlaklı da olamaz. Dünya Tarihinde gördüğümüz reel örnekler bu ideal ilkeye boyun eğerler. Mantıksal Kavram bir kültürün bütününde değişmeksizin yalnızca bir bileşeninde değişemeyecek dizgesel bir yapı olduğunu söyler. Rusya'nın değişmesi despotizmden kurtulması yoluyla olanaklıdır. Ama Rus tini özsel olarak despotiktir ve öyle olmaya son verdiğinde bundan böyle kendini tanıyamayacaktır. Demokrasi despotik bir kültürün karakterini, böylece varlığını ortadan kaldırmaksızın ve kendini bütününde yeniden belirlemeksizin başarabileceği bir Devlet değildir. Bu kültürel sakınım ile bağdaşmaz.

Postmodernist düşünce Usu yadsıyan öncülleri üzerine geleneksel köklere bağlı kalmanın modernleşmeye karşı yeğlenebilir olduğu vargısını çıkarır. Ve modernleşmenin kültürel türdeşleşmeye götürme eğilimine karşı kültürel türdeşsizliğin ya da çok-kültürlülüğün yeğlenebilir olduğu vargısını çıkarır. Türdeşlik postmodernist budalalığın başka her kavram gibi anlamadığı birşeydir. Evrensel İnsan Hakları "türlülük" kabul eder mi?

Gene de, kültürel türdeşlik bir zorlamanın sonucu olamaz, çünkü her insan, her topluluk, her toplum kendinde ussaldır ve bu gizilliğin açılması, edimselleşmesi ancak o toplumun tinselliğinde, bilincinin kendisinde yer alabilir. Özgürlük zemininde olanaklıdır. Zor yalnızca istenci durdurur, onu eğitmez. İstenç bir düşünce kipi olarak ancak kendi içinden, ancak düşüncenin kendisi yoluyla değişir, gelişir. Özgürlüğün doğuşu Özgürlüğün kendi işidir.

 


Turgenyev

"Turgenyev bir Avrupalı olduğunu bildirdi; Batı kültürü bildiği biricik kültürdü; genç bir insan olarak bu bayrak altında yürümüştü: Bugün de bayrağı oydu. Duman'da Potughin şunları söylerken onun sözcülüğünü yapmaktadır: 'Kendimi Avrupa'ya, ya da daha tam olarak uygarlığa adadım. Bu sözcük temiz ve kutsaldır, oysa öteki sözcüklerde, örneğin 'folk' ya da ... evet 'şan' sözcüklerinde kan kokusu vardır' ..." (Isaiah Berlin, "Babalar ve Oğullar"a Sunuş yazısından).

"Tümü de bana saldırıyorlar, Kızıllar ve Beyazlar, yukarıdan ve aşağıdan ..." (Turgenyev'den Herzen'e mektup, 4 Haziran 1867).

Turgenyev sanatçının ancak "dünyaya Güzellik imgeleri vererek" eğitebileceğine inanıyordu. Schiller gibi düşünür. Eğer insanlık barbarlıktan uzaklaşacaksa, bunda insanı estetik olarak geliştiren sanatçıya borcu sonsuz olacaktır. Aslında sanatsız ya da sanatçısız bir insanlığın uygarlaşması olanaksız olmalıdır. Sanat insanı Güzellikte eğitir. Bunun insanın duygusunda ve düşüncesinde de eğitilmesi olmaksızın gerçekleşmesi olanaksızdır. İnsan Birdir.


Rus Serfleri

Rus Serfleri, 19'uncu yüzyıl. Tıpkı Toprak gibi, tıpkı istençsiz Şeyler gibi Başkasının mülkiyetiydiler.

İnsan doğal olarak ya da doğuştan erdemli değildir. Erdem öğrenilir. Erdemsiz insan özgür bırakıldığında henüz moral olarak gelişmiş bir varlık değlidir. Eylemi duyunçsuzdur. Ama moral bir varlık olabilmek için, erdem öğrenebilmek için özgür olmaktan başka bir yolu yoktur. Türeye, yürekliliğe, ölçülüğe, ussallığa doğal olarak yeteneklidir, ama onları öğrenmenin yolu onları deneyimlemek, onları yaşamaktır.

Özgürlük — kendi istenci ve duyuncu olmak — Dünya Tininin bütün bir tarih boyunca uğruna çabaladığı Erektir. Ya da bütün bir Tarih Özgürlük dürtüsünün Özgürlük bilincine yükselmesi sürecidir. Bilinmedikçe Özgürlük olanaksızdır, ve bilindiğinde Kölelik.

 
 




Rusya’da
Yasama Meclisi Seçimleri – 2007

 

 



Rus Tini Doğuya aittir. Tarihinde hiçbir zaman Özgürlüğü tanımamıştır. Bu Tinde insanlar birbirlerini özgür istençleri olan kişiler olarak bilmezler. Buyururlar ve buyrulurlar. Orada Güç Haktır. Başka bir deyişle, orada Zorbalık ve Şiddet insan ilişkilerinin normal bileşenidir.

Batıyı çoğunlukla Batının kendisinde yaşayan ve değişen yazarlarına ve müzisyenlerine karşın, Rus Tininin karakteri her zaman despotik kalmış, Serflikten yalnızca Yoldaşlığa geçmiştir, Yurttaşlığa değil. Ama Tinin doğası özgürlüktür ve kendini sonlu bir tarihsel biçiminde dondurması ve sonsuza dek öyle kalması doğasına aykırıdır. Özü, gerçeği, belirlenimi gelişimdir. Buna karşın, Tin kendini göreli kültürel Şekilleri içinde sağlamlaştırabilir, yalıtabilir. Ve gene de Dünya-Tini o yabancılığı tanımaz, onun üzerinde, onun özgürlüğünün bilincini kazanması ve ussal İstencini varoluşun günışığına çıkarması için sonsuz hakkında diretir. Özgürleşmek, sonlu biçimlerinin dinginliğini üzerinden atmak Tinin hakkı ve ödevidir.

 
 
Rusya Federasyonu'nda 450 üyeli Devlet Duması (Rusya Federal Meclisi) seçimleri 2 Aralık 2007'de yapıldı. Seçime 11 parti katıldı Birleşik Rusya Partisi oyların %64,3'ünü (315) alırken, uzaktan ikinci gelen Rusya Federasyonu Komünist Partisi %11,6 (57), Rusya Liberal Demokratik Partisi (gerçekte ultra-nasyonalist) %8,1 (40) ve Adil Rusya (herşeye karşın Putin detekleyicisi) %7,7 (38) oranında oy aldı. Bütün bu yelpaze içinde Özgürlük kavramının bilincini taşıyor görünen herhangi bir parti yoktur. (Rusya'nın Politik Partileri) (2003-4'te Partiler)
  Sibirya'da yerel bir seçim sandığında seçim komisyonunun oy saymı.
 

Geleneksel kültürde baskılanmış ya da yetkeci birey realitesini baskılanmış bilincinin öğeleriyle algılar ve dünyasında yalnızca yetenekli olduğu normlar tarafından belirlenmiş bir tablo görür, çünkü daha başkasını bilmez. Bu kişilik Özgürlüğü ait olmadığı bir kültür olarak yabancılar. Kendini ona uyarlaması dünyayı onlarla algıladığı kategorilerin değişimini, bütünsel bir kişilik değişimini gerektirir. Bir kural olarak bunu başaramaz.

Rusya'da serfler Çarlık tinine boyuneğmenin arkasından Bolşevik tinine boyun eğdiler. Baskıcı törel yapı özsel olarak değişmeden kaldı. Sovyetler birliği bu yarı-köle nüfusa yaygın bir pozitif eğitim verdi. Ama törel eğitim başka birşeydir. Yurttaş Toplumunun Özgürlüğü yerine, Ruslar ve bağımlı cumhuriyetlerin halkları Sovyet yönetimi altında özgürlüklerinden, kişiliklerinden vazgeçmeyi sürdürdüler. Dünyalarını her zaman Özgürlüğün olmadığı bir dünya olarak yaşadılar. Bireyler olarak hiçbir varlıkları yoktu.

 
 

Yurttaş Toplumunda bireyin Yurttaşlık İstencinin
üzerinde hiçbir Güç ya da Erk yoktur.
Politik olarak herşey bireylerin İstençlerinin gelişmişlik düzeyine bağlıdır.
Eğer istenç kendini yabancı istencin altına koyuyorsa, istenç değildir çünkü özgür değildir. İstencin doğası Özgürlüktür.

Kölenin, Serfin, Kulun, Yoldaşın vb. tersine, Yurttaş kendi istencini varoluşunun ussal düzeni, kendi Yasası, kendi Devleti yapabilen insandır. Tarihsel olarak bu ilke ve olgu modern döneme aittir. Roma İmparatorluğunda, Osmanlığı İmparatorluğunda, Kutsal Roma, Habsburg, Prusya vb. imparatorluklarında insanlar Yasalarını onlara verili olarak alıyor, hakları ve ödevleri onların kendilerinin olmayan bir istenç tarafından belirleniyordu — İmparatorlar tarafından, daha sonra yukarıdan atanan Dietler, Dumalar, Meclisler tarafından. Devlet olan bu istenç her bir kültürün gelişmişlik düzeyi ile orantılı olarak ussaldı. Halklar kendi istençlerini Devlet yapacak bir moral ve törel gelişmişlik düzeyine değildiler. Kölelerin, Serflerin, Proletelerin vb. köleler, serfler, proleterler olarak, bir sınıf olarak egemen olmaları, böyle olarak Devlet olmaları düşüncesinin değeri bu olgudan ölçülebilir.


Hileli seçimi kutlamak hilesiz olanı kutlamaktan daha doyurucu değildir.

Rusya henüz Özgürlüğün gizemini çözebilmiş değildir. Onun özünün Erdem olduğunu bilmemektedir. Devletin kişisel-bireysel özenç değil ama ussal Yasa İstenci olduğunu, fiziksel birey değil ama ussal tinsellik olduğunu bilmemektedir. Bu tin soyut Evrenselin ussallığını değil, ama duyusal Tekilin özdeksel varlığını gerçek sayar. Onun için Devlet gücü ussal yasa değil ama bireyin buyruğudur. Onun için Devlet onun Özgürlüğü, onun İstenci değil, ama korkması ve boyun eğmesi gereken dışsal bir güçtür.

Rusya'yı bugün de küresel bir korku nesnesi ve potansiyel gözdağı yapmayı sürdüren şey Rus despotizminin Çin despotizminden ayrı olarak Batı ile yakınlığı nedeniyle bütününde kültürel olarak daha gelişmiş olmasıdır. Rusya Batıdan ödünç aldığı teknolojik yetkinliği denetleyebilecek bir törellikten ve demokrasiden Batının kendisinden çok daha büyük ölçüde yoksundur.

Golos (bir seçim izleme örgütü) özel bir hat üzerinden 3.000 kuralsızlık duyurusu aldığını belirtirken, ideolojik yapısında Genel Seçim olgusunu bütününde yadsıyan Rusya Komünist partisi kendi 300.000 gözlemcisinin 10.000 kuralsızlık saptadığını bildirdi. Çarpıcı olan şey bu kuralsızlıkların örneğin Golos'tan Alexander Kynev'in ileri sürdüğü gibi "örgütlü bir kampanya" olması değildir. Çarpıcı olan şey yasa çiğnemenin bir kitle karakteri göstermesidir. Sandık görevlileri, polisler, yasadışı propaganda yapan bireyler, seçmen listelerinin ayarlanması, seçmenlere baskı, oy verme gizliliğinin çiğnenmesi — tüm bunlar örgütlü bir eylem olmaktan çok bir kendiliğindenlik karakteri gösterirler. Bu durum genel seçim olgusu ile, gerçek yurttaşlık hakları ile bütün bir tarihinde ilk kez tanışan bir kültür durumunda ancak kaçınılmaz olabilir. (Kaynak)

Putin’in Partisi Seçimleri Kazandı. Avrupalı seçim gözlemcileri parlamento seçimlerinde yolsuzluklar yapıldığını bildirdiler.
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinden bir delegasyonun başkanlığını yapan Luc van den Brande yetkililerin seçim kampanyasına "başkanlık ofisinin ve başkanın ezici etkisini" yansıttıklarını ve sonucu etkilemek için "devlet kaynaklarının" kullanıldığını belirtti. Avrupa Parlamento Meclisinin Güvenlik ve İşbirliği Örgütü başkanı Goran Lennmarker "adil bir seçim olmadığını" söyledi. Avrupa Parlamento Meclisinin Güvenlik ve İşbirliği Örgütü yardımcı başkanı Kimmo Kiljunen partilerin rahatsız edilmesi ve seçim gereçlerine el koyulması haberleri nedeniyle seçimleri "tuhaf" ve "sorunlu" olarak nitelendirdi ve "Yürütme dalının hemen hemen yasama dalını seçmesi gibi tuhaf bir durum vardı. Olması gereken şey bunun tersiydi," dedi. (Time).

 
 
 

Çarlık ve Serflik Ayrılabilir Mi?


Putin'e göre Ruslar henüz güçlü, ataerkil bir devlete güvenmektedir. Henüz kendi istençlerinin bilincinde olan özgür bireyler değildirler. "Bu geleneğin iyi mi kötü mü olduğu üzerine spekülasyon yapmanın bir anlamı yok. Vardır ve şimdi başat kalmayı sürdürmektedir. Bu özellikle toplumsal politikada dikkate alımalıdır."

2. Putin 1991'de Dış İlişkiler Komitesi başkanlığına getirildi. Bu görevi sırasında 93 milyon dolarlık bir yolsuzluğa karışmasına karşın görevden alınmadı ve 1996 yılına dek başkanlıkta kalmayı sürdürdü. 1992-2000 yılları arasında kirli para aklamakla suçlanan Alman Immobilien und Beteiligungs AG (SPAG) şirketinin danışma kurulunda görev aldı. 1997'de Boris Yeltsin tarafından başkanlık personeli şefliğine, 1998'de KGB'nin ardılı olan FSB'nin (Federal Güvenlik Hizmeti) başkanlığına atandı. Hükümet yolsuzluklarını soruşturan savcının karalanmasında etkili oldu. Daha sonra 2000 yılında İspanyol polisi tarafından kendisinin oligarş Boris Berezovky'nin İspanya'daki bir villasına beş gizli ziyarette bulunduğu saptandı.

Çeçenlerin komşu Dağıstan'a girmeleri üzerine, Putin Rus ordusuna onları çıkarma görevini verdi. 1994-94 çatışmasındaki yenilginin arkasından "Rusların ulusal gururunun çiğnenmesine izin vermeyeceğiz" diyerek Çeçenistan saldırısını şiddetlendirdi. Gerekçe olarak Mosova'da bir dizi apartman bloğunun bombalanmasından Çeçenlerin sorumlu olduğunu ileri sürdü.

1. Putin 1952'de Leningrad'da (St. Petersburg) doğdu. Annesi bir fabrika işçisi, babası 1930'larda Sovyet denizaltılarında görevli bir denizciydi. Daha sonra doğan iki kardeşinden biri Leningrad kuşatması sırasında difteriden öldü. Baba tarafından büyükbabası Lenin ve Stalin'in kişisel aşçılığını yapmıştı. Putin 1975'te Leningrad Devlet Üniversitesinde Hukuk Fakültesini bitirdi. Sonra KGB'ye katıldı. Daha önce üniversite yıllarında üyesi olduğu SSCB Komünist Partisinden resmi olarak hiçbir zaman istifa etmedi. 1976'da KGB yeniden eğitim kurslarını tamamladı. 1983'e dek Moskova'da KGB Yüksek Okulunda eğitim gördü ve 1984'te binbaşılığa terfi etti. 1985-90 arasında KGB tarafından Doğu Almanya, Dresden'de görevlendirildi. Putin devlet güvenlik hizmetinden resmi olarak 1991'de Mikhail Gorbaçev'e karşı KGB destekli başarısız darbe girişimi sırasında istifa etti.
_
3. Putin 1999'da onu ardılı olarak görmek istediğini bildiren Boris Yeltsin tarafından geçici başbakanlığa atandı ve daha sonra görevi Duma tarafından da onaylandı. Aynı yıl 31 Aralıkta Yeltsin'in istifası üzerine Putin Rusya Federasyonu'nun geçici Başkanı oldu. İmzaladığı ilk resmi karar "eski başkan ve ailesinin üyeleri için yolsuzluk suçlamalarına karşı güvence" ile ilgiliydi. 1999'da Rusya ve İsviçre yetkilileri tarafından Yeltsin ve ailesine karşı para aklama ile ilgili soruşturmalar yürütülüyordu. Yeltsin'in istifası üzerine Putin 2000'de yapılan seçimlerde başkanlığı kazandı ve halkın gözdesi olduğunu da gösterdi. 2004'te yapılan seçimlerde oyların %71'ini alarak yeniden başkanlığa seçildi.

Putin'in basın özgürlüklerini yaygın olarak çiğnediği yolundaki suçlamalara karşın, 2005'te VCIOM tarafından yapılan bir ankette TV üzerinde sansürü destekleyen Rusların oranı bir yıl içinde %63'ten %82'ye yükseldi. Bu olay Rusların basın özgürlüğünün değil ama TV'deki kirli içeriğin yasaklanmasından yana olduklarının bir göstergesi olarak yorumlandı. (KAYNAK)

 
 
 

Doğu ile denmek istenen bir coğrafya yönü değil, bir karakterdir. Doğulu despotiktir, ne kendi istencinin ne de başkasının istencinin özgürlüğünü bilir ve tanır. Tarihsel olarak Doğu duyunç ve istenç özgürlüğünü geliştirmemiş, törel ilişkilerinden şiddeti, kabalığı, acımasızlığı uzaklaştıramamıştır. İlişkisi bir boyun eğme ve boyun eğdirme, bir ast ve üst ilişkisidir. Zor ve zorbalık törel varoluşunun özsel bileşenleridir. Bunlar her zaman açıkça sergilenmezler, çünkü korku ve düşmanlık, nefret ve şiddet, öfke ve öç vb. bu boyuneğme kültürünün sık sık ona bir incelik, bir iyilik görünüşü veren geleneklerin arkasında gizlenirler.

 
 
 

Putin Moskova'nın güneyinde Rusya Bilimler Akademisi'nin merkezindeki 2074 numaralı sandıkta oyunu kullandıktan sonra.
Birleşik Rusya (YR) partisi kampanyasını sorunlar ya da düşünceler üzerine olmaktan çok seçmenlere "Putin'in yanında olun" ya da "Putin'i destekleyin" gibi sözler üzerine dayandırdı. Çoğunluk bu istemleri kabul etti. Katılım oranı önceki parlamento seçimlerdeki %56'nın üzerine çıkarak %63'e yükseldi.

 
 
 
 


Komünist Partisi önderi Gennady Zyuganov seçimi Sovyet sonrası dönemin "en sorumsuz ve en kirli" seçimi olarak niteledi.
Seçimin niteliğinden çeteler değil ama bir halkın kendisinin sorumlu olması gerekir. Özgür bir halk da tıpkı özgür bir birey gibi kendi eylemlerinin sorumluluğunu kendisi üstlenir. Kölelerin ellerindeki biricik hak kendi sorumluluklarını başkasında görme hakkıdır.

 
 
 

Putin'in "Yurtsever Gençlik Kampları"nda savaş sanatlarında eğitim. (Kaynak)
Nashilerin görevleri arasında 2004'te komşu Ukrayna'da Batı yanlısı politikacıları erke getiren türde bir devrimi önlemek de vardır. Politik eğitimlerinin başlıca temalarından biri Rusya'nın nasıl bir kez daha küresel bir Güç olacağıdır. Politikayı çocuk bilincinin terimlerinde formüle etmek olanaklıdır. O zaman "Babalar ve Çocuklar" değil, "Çocuklar ve Çocuklar" başlıklı bir roman yazılabilir. Ama çocuklar yetkeyi dışarıda ararlar.

 
 
 

Bolşevizmden Kleptokrasiye: Despotik Bir Rejimde Temiz Hiçbirşey Bulunmaz

2008 yılındayız, ve Rusya bir toplum olarak, bir devlet olarak Duyunç yoksunluğunu sürdürmektedir. 1990'larda Balkanlarda yaşanan kıyımlara bugün de o zamanki gibi ortak olmayı sürdürmektetir ve varlığı ile tarihi, varoluşu, insanlığın kendisini kirletmiş olan Miloseviç'i savunmaktan vaz geçmiş değildir. Can sıkıcı olan şey bu tutumun birkaç bireye değil ama bütün bir kültüre ait olmasıdır. Çünkü birey normal olarak kendi kültürünün bir sentezi, ürünüdür ve onda olan yalnızca kültüründe olanlardır. Bu kültürün kendisinin tikel üzerindeki evrensel olma doğasından gelir. Örneğin Bojan Soc kendi kültürünün bilinci, düşüncesi ve sesidir, sıradan bir Rus gazetesinde yazmaktadır (The Moscow News), ve normal, sağlıklı bir Rustur. Ama Duyunç-özürlüdür. Kötülüğü kötülük olarak duyumsayamayı başaramamak, bu insanca davranışta bulunmaya yeteneksiz olmak "Duyunç yoksunluğu" ya da "Duyunçsuzluk" dediğimiz şeyin anlamıdır. Ama her insan Duyunç yetisi ile donatılı doğar, ve bir gizilliğin gelişmeye gereksindiği düzeye dek, Duyunç ancak geliştiği, büyüdüğü zaman Duyunç olarak işlev görmeye başlar. Duyunç İyinin yetisidir, tıpkı Beğeninin Güzelliği duyumsama yetisi olması gibi, ve tıpkı Bilginin gerçek ve doğru olmak zorunda olması gibi. İnsan doğasının özünlü İyiliğinden ötürü a priori biliyoruz ki Rusya'nın daha yüzyıllarca böyle kalması olanaksızdır, çünkü homo sapiens değişme, Duyunçsuzluktan Duyuca yükselme yeteneğindedir, üstelik bu şimdiden büyümüş ama Duyuncunda büyümemiş bireyler ve kuşaklar için geçerli olmayabilse bile. Rus Tini de bir gün Duyuncu, Özgürlüğü, İstenci kavrayacaktır, çünkü ussal olan şey, insanın kavramaksızın ve doğrulamaksızın yapamayacağı şey Kötülüğün İnsan olmakla, insanlık ile bağdaşmadığı, Duyuncun olumsuzlanması demek olduğudur. Hiçbir insan Kötülük İyidir diyemez — yeter ki özgür, gelişmiş, büyümüş olsun —, tıpkı parça bütünden büyüktür, ya da güzel beğenilmezdir diyemeyecek olması gibi.

 
 
 

Yasadışı ekonomik etkinliklerin başlangıcı Sovyet ortaklaşacılık rejiminin son yıllarına, Gorbaçev ve Brejnev dönemlerine dek gider ve tarihsel köklerini böylesine erken (bir başka bakış açısından, ‘geç’) bir dönemde bulan Rus kapitalizminin en büyüklerini Sovyet rejiminin belkemiği olan eski komünist parti üst bürokratları, tarihsel materyalistler, ve Marxist-Leninistler oluşturur. Daha sonra devlet denetimindeki şirketlerin hiçbir ciddi yasal düzenleme olmaksızın özel kişilere devredilmesi tarihte bir benzeri daha olmayan bir ‘burjuvazi’ yaratırken, aynı rejimin Partiye bağlı özel örgütleri (KGB yanında, ayrıca keskin nişancılardan, patlayıcı ve haberleşme uzmanlarından, yakın döğüş ve izlemede ustalaşmış bireylerden oluşan Spetsnaz, Alfa, Vityaz, Vympel vb. gibi kuruluşlar) yeraltı dünyasının sayıları 8000’e varan çetelerine katıldılar. Bu çetelerin en büyüklerinden biri olan ‘Solntsevskaya’nın 5000 üyesi vardır.

‘‘Rus Mafyasının tutkusunun büyüklüğü çetelerden biri Kolombialı uyuşturucu kaçakçılarına bir Rus denizaltısı satma girişiminde bulunduğu zaman açığa çıktı :: The scale of the Russian mafia’s ambition became clear when one gang attempted to sell a Russian submarine to Colombian drug smugglers.’’ (BBC haberi.)

Rusya'da Örgütlü Suç Soğuk Savaşın 1991'de sona ermesinden sonra hızla serpildi. Rusya'nın kendisinden yayılan raporlar Rus mafyasının sayısal büyüklüğünü 100.000 yakınlarına getirirken, kimi abartmalarda sayı 3.000.000'un üzerine tırmandırılır. Mafya patronlarının ve önemli üyelerinin birçoğu eski Sovyet Ordusu ve eski KGB memurlarıdır.

Russia Timeline (Global Integrity)
The Russian Mafia

"Italian organized crime has an unwritten rule that they don't go after cops. They don't go after prosecutors. They don't go after American journalists," the author says. "The Russians go after everybody. One retired cop in New York told me, 'They'll shoot you just to see if their gun works.'"

_

Mafya cinayetleri bütünüyle açıkta yer alan olaylardır. Kremlin Rusya Mafyasının on işten dördünü ve devlet mülkü olan şirketlerin ise yüzde altmışını denetlediğini söylüyor. Yabancı şirketler kârlarının yüzde yirmisini örgütlü suça haraç olarak veriyorlar. Devletin örgütlü suçla ne denli içli dışlı olduğunu gösteren olay Mabetex adlı bir İsviçre şirketinin Kremlin yapılarının yenilenişi ile ilgili sözleşmeleri kazanmak için aralarında Boris Yeltsin’in kızları Tatyana Dyachenko ve Yelena Okulova da olmak üzere iligili bürokratlara miktarı *15* milyon dolara ulaşan rüşvet verdiğinin ileri sürülmesi oldu. Konuyla ilgili soruşturmayı başlatan Rus başsavcısı Yuri Skuratov hemen Boris Yeltsin tarafından askıya alındı.

 
 
 

Özel Mülkiyet ve Ortak Mülkiyet

 
 
 
_

Üretici Güçlerin toplumcu Devlet altındaki gelişimi. Sovyetler Birliğinde bir emekli boş yiyecek raflarına bakıyor.

 
Anamalcılığın modern savunucuları (David Hume ve Adam Smith’ten bu yana aralarına son yüzyılda örneğin Popper gibi pozitivistler de katılmıştır) sosyalistlerin ve anarşistlerin mülkiyete hiç saygılarının olmadığından yakınırlar. Bu saçmadır. Hiçbirşey bundan daha yanlış olamaz. Mülkiyete saygının anlatımı ona verilen önemden, bir programda onun özsel rolünden başka birşey olamaz, üstelik bu rol negatif olarak, onun yadsınması olarak görünse bile. Mülkiyet yalnızca toplumculuğun ve anarşizmin değil ama özellikle vurgulu olarak ortaklaşacılığın bütünüyle açıkta yatan temel ilkesidir. Mülkiyet yoksa, ortak olunacak birşey ve Ortaklaşacılık da yoktur. Dahası, mülkiyet ortaklaşacılıkta ortadan kaldırılmaktan bütünüyle uzak, alabileceği en büyük biçimi, Devlet Mülkiyeti biçimini alır. Görünürde bir fetiş olarak sözcüğün tam anlamıyla insan duyuncundan ve istencinden özerk olarak davranır, ve insan duyuncunu ve istencini ezer, çünkü altyapısaldır. Gerçekte olan şey Mülkiyetin özerkliği değil, bir altyapı olarak davranması değil, ama insan duyunçsuzluğudur.
_
Ocak 1992, yılbaşında Moskova’da bir ekmek kuyruğu.  
Ortaklaşacılık mülkiyeti yadsımaz, tersine saltık olarak doğrular: Ortak olunacak birşey olmaksızın ortaklaşacılık kavramı analitik bir soyutlamadır. Ortaklaşacılık mülkiyete en az onun pozitivist savunucuları denli bağlıdır, en az onlar denli yararcıdır, ama yalnızca onun özel biçimini genel bir biçime, devlet mülkiyeti biçimine çevirerek buna ortaklaşa mülkiyet der. Mülkiyet, kendisi bir tür sözleşme olarak, şeye yatırılan kişisel istencin başka kişisel istençler tarafından tanınması olarak, yalnızca ve yalnızca kendisi uğruna yapılan tüm sözleşmelerin tözüdür, ve ortaklık, hangi ölçekte olursa olsun, açıkça bir Mülkiyet İlişkisidir. Ortaklaşacı sözleşme bu düzeye dek bir Devlet değil, ama bir sözleşmedir. Pekala bozulabilir, ve bozulması onun güvencesi olan ‘devlet' biçiminin de bozulması demektir. Ortaklaşacılık bütün bir toplumsal istence ancak zor yoluyla, ancak şiddet yoluyla dayatılabileceği için (ki belli bir ahlak kuramına göre ‘moral’ değeri gerektirdiği baskı düzeyi ile eşit ölçüde yüksektir), sürdürülmesi ne denli güçse, bozulması o denli kolaydır.
   
 
 
 

Serflikten Yoldaşlığa — 1917
Özgürlüğün ve İstencin yokluğunda, Rusya'da ancak despotik almaşıklar arasından birini seçme özgürlüğü (ya da zorunluğu) olabilirdi. Rusya bütün tarihi boyunca hiçbir zaman Demokrasiye ve Özgürlüğe, İstence ve Duyunca yakın olmadı — ne büyük çoğunluğu serflik kültüründen ötesini tanımayan halk, ne Çarlık yönetimi, ne de Bolşevikler. Avrupa'da aşağıdan ya da yukarıdan kazanılmakta olan Özgürlük ve Haklar Rusya için yalnızca anlamsız şeylerdi. Özgürlük, Yasalarını kendi İstenci ile belirleme yetkinliği olarak, herşeyden önce Hak ve Yasa kavramlarının bir bilgisini gerektirir. Özgürlüğün ne olduğunu bilmeyene Özgürlük vermek olanaksızdır. Hakkın ne olduğunu bilmeyen birine Hak vermek de olanaksızdır, onu kendisinin alması ise bütünüyle bir yana.

 
 

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği, Kır ve Kent İşçileri İçin Poster

Sovyet rejimi altında Rus bireyi Yurttaş Kavramına karşılık düşen anlamda Yurttaş değildi. Yalnızca Yetkenin sözünü dinlemesi gereken güvenilmez, kuşkulu biriydi. Kendinde her zaman Partiye "düşman" olma olanağını taşıyordu. SSCB ancak insanlarını korkutarak ve aldatarak ve korkutmayı ve aldatmayı başarabildiği sürece varolabildi. Yirmi milyon Pati üyesinin istenci Devletin istenciydi ve proleteryanın kendisine seçme ve seçilme hakkını yasaklayan bu sözde proleterya diktatörlüğü de yukarıya doğru hızla daralan bir hiyerarşik istençti. Rus halkı 19'uncu yüzyılda kendini yönetecek bir halk değildi. Ve 20'nci yüzyıl boyunca da yönetildi.
Sovyetler Birliği'nden Kalanlar: (1) (2) (3 Magnitogorsk vb.) (4)

(Soldaki poster: Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nde Kır ve Kent İşçileri) İdeoloji realiteyi kendi imgeleminde baştan sona yeniden kurar, tam olarak öznel bir realite yaratır. Bu kır ve kent işçileri imgesinin arkasında yatan insanlar gururla yönetilen, mutlulukla boyun eğen, hazla ezilmeyi sürdüren kölelerden başkaları değildirler. Efendileri onları bu yalana inandırmayı başaran demagog ve ideologlardır.

(Aşağıda: Vladimir Egorovic Makovskij'in tablosu 9 Ocak1905 Devriminin birinci gününü betimliyor.)

 

Dünya-Tini ve Gelişim
Dünya-Tininin, bütün bir insanlığın gelişimi kavramının bir çıkarsaması insanlığın henüz olabileceği insanlık olmamış olduğudur. Gelişimin henüz bu Ereğin ne denli gerisinde olduğunu ölçebilecek gerçek ölçüt insan doğası kavramı, Tinin özü kavramıdır. Tin entellektüel, etik ve estetik bir gizilliktir. Bir Tür olarak — Doğanın üretebileceği en yüksek varoluş biçimi olarak — Yeryüzünde ortaya çıktığı andan başlayarak homo sapiens göründüğünden daha çoğudur, doğal değil ama kültürel bir varlktır, salt özsel gizilliğinden ötürü bir gelişime belirlenmiştir. Bu gelişim süreci Tarih dediğimiz süreçtir ve Usun, İstencin tam açınımı Ereği tarafından belirlenir.

(Bir Rus Tarihi/ Answers.com)

Vladimir Egorovic Makovskij'in tablosu 9 Ocak1905 Devriminin birinci gününü betimliyor

 
 
Rus Devlet Konseyi 100'üncü kuruluş yıldönümünü kutluyor, 5 Mayıs, 1901. (Ilya Repin)
 
 
 
Grigoriy Myasoyedov. 19 Şubat 1861 Manifestosunun okunuşu (Rusya'da serfliğin kaldırılması üzerine) 1873.
(Tretyakov Gallery)
 
 
 
1905, 17 Ekim, "Gösteri." (Ilya Repin 1844-1930) (Repin 2)
1905 Ekim Manifestosu Çar II. Nikolas tarafından 1905'te iki milyondan fazla insanın katıldığı eylemlerden sonra yayımlandı (metin). Yurttaşlık Hakları kabul edildi ve yetkileri sınırlı da olsa halk oyu ile seçilen bir Duma'ya izin verildi. Rusya Özgürlük yolundaydı ve 1917'de Rus istenci Çarlık despotizmini devirdi, ama genel olarak Despotizmi yenmeyi başaramadı. Bolşevik despotzmin devrilmesi çok daha güç oldu ve yetmiş yılı gerektirdi. Rusya'da Despotizm henüz sağ ve sağlam yerindedir. Rus halkının Yasama gücü yoktur ve Yasa Egemenliği altında yaşamamaktadır. Bu kendi İstencidir.
 
 
 

Viladimir İlyiç Ulyanov, ya da devrimci takma adıyla Lenin küçük bir Komünist entellektüeller kadrosunu Petrograd'ın (St. Petersburg) işçileri ve askerleri arasında ajitasyon için yüreklendirdi. Bu fotoğrafta yakın dava arkadaşı Leon Troçki podyumun sağında duruyor.

Engels Devleti onun varolan biçimlerine, pozitif yasaların durumuna bakarak çözümler — Tarihsel Materyalizme uygun olarak. Devlet Kavramını ise boş metafizik olarak, geçersiz idealizm olarak görür. Devlet varolan, olgusal olan devlettir. Baştan sona görgül olan, baştan sona pozitif olan ve deneyim üzerine dayanan bu bakış açısına göre Devlet sınıfsal baskı aracı olarak varolur, ve buna göre bir Devlet altında yaşamak yabancı bir istence boyun eğmek, a priori köle olmak demektir. İnsan genel olarak Devleti kendisinin istenci olarak kuran ussal bir varlık değil ama yalnızca aldanan birşeydir. İnsanlık istençsizdir çünkü yabancı bir istenç altında yaşadığının bilincinde değildir. Hak, Yasa, Türe — bunlar Devletin özü değil ama realitede bulunmayan boş metafiziksel kuruntulardır. Devlet sınıflar arasındaki çelişkinin bastırılmasının, böylece sömürünün, türesizliğin, haksızlığın sürdürülmesinin bir aracıdır. Lenin Engels'in bu görüşünü "Devlet ve Devrim" başlıklı kitabında bilimsel ve gerçek bir çözümleme olarak kabul etti.

"Öyleyse Devlet hiçbir biçimde topluma dışarıdan dayatılan bir güç değildir; ve Hegel'in ileri sürdüğü gibi 'törel ideanın realitesi,' 'usun imgesi ve realitesi' de değildir. Tersine, belli bir gelişim aşamasında toplumun bir ürünüdür; bu toplumun kendi ile çözülemez bir çelişkiye düştüğünün, çözme gücünde olmadığı uzlaşmaz zıtlıklara bölünmüş olduğunun kabulüdür. Ama bu zıtlıkların, çatışan ekonomik çıkarları ile bu sınıfların verimsiz bir savaşımda kendilerini ve toplumu tüketmemeleri için, görünürde toplumun üzerinde duran, çatışmayı hafifletecek ve onu 'düzen' sınırları içinde tutacak bir gücün bulunması zorunlu olmuştur; ve toplumdan doğan ama kendini onun üzerine yerleştiren ve kendini ondan adım adım yabancılaştıran bu güç devlettir" (Devlet ve Devrim, Lenin; Engels'ten alıntı).

İronik olarak, Ekim Devrimi ile birlikte ‘‘sönüşe geçen’’ Devlet pozitif Devletin en güçlü temsilcisi oldu.
Rusya'da Engels Hava Üssünden havalanan bir Tu-95.
Nükleer silahlarla donatılabilen süpersonik Tupolev 45 ton bomba taşıyabilir ve menzili 10.000 km'dir.
Platon, Aristoteles, Rousseau, Hegel gibi klasik felsefecilerin yazılarında görüldüğü biçimiyle Devlet kavramsal olarak baskı aracı değil, İyi Yaşamın aracıdır; ama Engels onu sınıfsal baskı aracı olarak görür. Klasik felsefeciler çözümlemelerine Kavramı temel alırlar; Engels Olguları temel alır ve reel devleti Devletin kuramsal çözümlemesi için çıkış noktası yapar (görgücüler gibi). Rousseau'nun çözümlemesinde Devlet kavramı ussal ya da evrensel istençtir; Engels için egemenin buyruğudur (yine olgular tarafından temellendirilen pozitivist bir çıkarsama).
 
 
 

Bolşevik davasına duygudaş askerler Marxist sloganlar içeren pankartlar taşıyorlar. Lenin ve yoldaşları İmparatorluk askerleri arasında gönüllü bir kitle buldular. Çar tarafından dondurucu kışta yitirilmekte olan bir savaş için döğüşmeye gönderilen askerler kötüye kullanılmakta oldukları mesajını kolayca kavradılar.

Ölümden ve Açlıktan bıkıp usanmış bu insanlar gerçekte yalnızca Barış ve Ekmek istiyorlardı. Bu bilinçte Karl Marx, Toplumculuk, Ortaklaşacılık, Sınıf Kavgası, Tarih, Özgürlük, Gelişme gibi kavramların en küçük bir izi bile yoktu. Ve kendilerine sunulan entellektüel ıvır zıvırı birkaç haftada öğrenecek de değillerdi. Lenin ve Bolşevikler Sosyalizm, Proleterya Diktatörlüğü, Sürekli Devrim, Enternasyonal vb. gibi metafiziksel aygıtı bir yana atıp kitlelere Barış ve Ekmek sözü verdiler. Kitleler ancak yönetilebilirdi, çünkü Kitleydiler. Ve Tarihin tanık olduğu en güçlü devlet tarafından yönetildiler. Birey yokoldu. Devlet sönmedi, tam tersi oldu. Üretici güçler gelişmedi, tam tersi oldu. Yeni rejim Barış bir yana, kitlelere Ekmek sağlamayı bile başaramadı.

Toplum bir "gereksinimler dizgesidir," insanların toplumsal ilişkileri tam olarak pazar ilişkileri, çıkar ilişkileri, yarışma ilişkileri ile "'Yabancılaşma" anlatımının geçerli olduğu birincil alandır. "Toplumculuk"?

 
 
 

Hükümet askerleri 4 Temmuz 1917'de Petrograd'da Nevsky Prospect ve Sadovay Caddesinde bir işçi gösterisinin üzerine ateş açıyorlar. Saldırı yalnızca Petrograd yurttaşlarını daha da öfkelendirmeye yaradı.

Dünyayı değiştirmek dünyanın yörüngesini, iklimini, kıtalarını vb. değiştirmek değildir. Bu biçimsel tasarımın alıtnda yatan özsel Kavram insanın kendisinin değişimidir, ve tarihsel bağlam söz konusu olduğunda onun moral ve etik değişimi, duyuncunun ve istencinin değişimidir. Ama Rusya söz konusu olduğunda, değişim bu kavramların Serflik ve Çarlığın o engin despotizm bilincinde ilk kez ortaya çıkışları olmalıdır. Rusya 1917 Devrimleri ile Değişim sözcüğünün bu gerçek anlamında değişmedi. İnsanlar eskisi gibi duyunçsuz ve istençsiz kalmayı sürdürdüler, ve duyunçları ve istençleri Bolşevik Partisi altında yoğunlaşan insan özencinin denetimine boyun eğdi. Ruslar yalnızca bir despotizmi bir başkası ile değiştirdiler. Kölelik altında Emek yine egemenlerin istencine boyun eğerek üretti: Dünyayı yoketmeye yetecek bir nükleer güç. Ama Kölelik altında Erdem gelişemez. Özgürlüğün ulaşamadığı karaktere Erdem yabancıdır.

 
 
 
 

KİTLE
Petrograd sokaklarında askerlerin ve kadınların da katıldıkları bir öğrenci gösterisi.

Yalnızca kendi istencine dayanmak ancak o istencin itkinin, dürtünün, eğilimin vb. üzerine yükselmiş olması koşuluyla ussal ve haklıdır. Çocukların istenç ve duyunçları onlara sorumluluk yüklenecek olgunlukta görülmez. Büyümemiş duyuncun başkalarının daha yüksek duyuncuna — örneğin kutsal kitaplara — boyun eğmesi ve büyümemiş istencin yetkenin istencine boyun eğmesi biricik geçerli yoldur. Tolstoy bu nedenle Rus halkının dinsizleştirilmesine karşı çıkıyordu. Bildikleri biricik ahlak kutsal kitaplarındaydı.

Diktatörlük bütün bir toplumun İstencini silmek, onun üzerinde saltık Güç tekeli kurmaktır. Diktatörlük kurumu Roma Cumhuriyet döneminde çok ağır bunalım koşullarında uygulanırdı ve tüm yasama gücünü elinde tutan Diktatöre bu saltık yetki en fazla altı ay süre için teslim edilirdi (Plutark). Modern diktatörlüklerin o tarihsel biçim ile hiçbir benzerliği yoktur, çünkü özgürleşmeye başlayan toplumların bölümsel direncinin Zor ve Şiddet yoluyla bastırılması koşulu üzerine kurulurlar. Diktatörlük ancak bütününde boyun eğme kültürünün ötesine yükselememiş kitleler üzerinde olanaklı ve zorunludur. İstençlerinin, Duyunçlarının, Haklarının, Özgürlüklerinin bilinçsizi olan kitleler gerçekte kendilerini yönetme yetkinliğini taşımazlar. Diktatörlük bir bireyin fiziksel gücü değil, ama en sonunda bütün bir nüfusun tek bir bireyde yoğunlaşmış istencidir.

Rusya despotizmden kurtulmayı istiyordu. Ama bütününde Özgürlüğün ne olduğunu bilmiyordu.
 
 
 

KUŞATMA
Solculara bağlı askerler Çar ve ailesinin kaldığı Kış Sarayının dışında konumlanıyorlar.

 
 
 

Çarın, babasının ve büyükbabasının Petrogra'da duvarlardan çıkarılan fotoğrafları.

"Doğululuk" bir coğrafya anlatımı olmanın bütünüyle dışında yalnızca Özgürlük bilincinin yokluğunu, köleliği anlatmanın kibar yollarından biridir. Bu kölelik tinini daha beşikte onu soluyarak şekillenmeye başlayan kültürün bütünü paylaşır — Çarlarından devrimcilerine, sanatçılarından felsefecilerine dek. Rus aristokrasisi özsel olarak bir istenç ve duyunç değişimi olan modernleşmeyi ancak görünüşte anlayabildi. Ruslar despotizmin almaşığını henüz düşlerinde bile göremezlerdi. Doğulu yalnızca Birin özgür olduğunu bilir.

 
 
 

Bolşeviklere bağlı askerler Kış Sarayının önünde geçit töreninde.

Lenin Rus Devletini Çarlığın baskı aracı olarak görmede haklıydı. Ama Çarlık Rusyası başta olmak üzere Avrupa'nın sözde Devletlerini, bu Devlet karikatürlerini Devletin gerçeği olarak görmede pozitivistti.

 
 
 

Lenin (ortada) yoldaşlarından ikisi ile birlikte, Josef Stalin (solda) ve Mikhail Kalinin.

Devletin Kavramı evrensel İstenç, ussal İstenç Kavramıdır ve bu istenç özgür bireyin özbilinçli istencidir. Özgür birey bilgili, türeli, dengeli, yürekli, kısaca erdemli bireydir ve istenci bir özenç, bir kapris değil, ama gerçek İstençtir. İnsan özsel olarak ussaldır ve Özgürlük bu ussallığını yaşama geçirmesinin koşuludur.

Stalin'i kınamak modadır. Ama Stalin yalnızca Karl Marx'ın formüle ettiği ve Lenin'den öğrendiği Proleterya Diktatörlüğü formülünü başarılı olarak uygulamıştır. Yalnızca dünyayı değiştirmiştir — ve hiç kuşkusuz Şiddet yoluyla. Şiddetin insan varoluşunun normal bir bileşeni olarak görülmesi henüz doğa durumunun üzerine yükselememiş bilinç alanlarına özgüdür. Güç Haktır, ama doğa durumunda, ve o zaman Tin kendine uygun bireysel kişilikleri bulmada hiçbir güçlük çekmez. Bir bireyin politik gücü onun istencini paylaşan bilinç alanının gücünün özetidir.

 
 
 
 

PETROGRAD SOVYETİ
Ekime götüren heyecanlı günlerde Bolşevikler hükümetin devrilmesi için çalışan birçok gruptan yalnızca biriydi. Asker vekillerinin bu toplantısına birçok parti katıldı. Soldaki pankartta "Lenin ve yandaşları kahrolsun" sözleri bulunuyor.

Bir Halkın kendini yönetip yönetmeyeceği belkilidir, çünkü Halk eğitimsiz, boşinançlı, gelenekçi, boyuneğen bilinç alanlarını da kapsar. Gene de Demokrasi, Halkın kendi kendini yönetmesi, onun bu kültürel geriliğine bakılmaksızın üstlenmesi gereken birşeydir, çünkü Halk kendini yönetmeyi ancak kendini yönetemediğini görerek öğrenebilir. Yüzmeyi öğrenmesi için suya girmeyi göze alması zorunludur. Ve bunun için izin alması söz konusu değildir.

Yurttaş kendi istencini bilen ve onu Devlet yapan insandır. Bu düzeye Demokrasi özgür bireylerin toplumu olarak Yurttaş Toplumu kavramı ile örtüşür. Yurttaş yalnızca uyruk demek değildir. Özgürlük ve İstenç demektir. Bu iki yalın sözcüğün içeriğinin anlamını ve değerini ancak ve ancak homo sapiensin yeryüzünde bugüne dek yaşadığı bütün bir Tarihinin kendisi anlatabilir: Politik olarak, Tarihin bütün bir Ereği insanın Yurttaşlık bilincine erişmesidir.

Despotizm tek bir insanın tekil istencinden doğmaz. Despotizm ancak milyonların bilinçleri henüz köleliğin ve boyuneğmenin üzerine, Özgürlük, İstenç ve Duyunç kavramlarına yükselemediği sürece, insan henüz kendini doğallığından gerçek tinselliğine yükseltmediği, doğa durumuna ait Gücü uygar duruma ait Hakkın denetimine almadığı sürece olanaklı ve zorunludur. Marxizm Devlet Kavramının Özgürlük ile bu özsel birliğini, ve negatif Kavramın pozitif Olgusallığa özsel üstünlüğünü kavrayamadığı düzeye dek bu aynı gelişmemiş despotik tinin bir programıdır. Özsel olarak doğa durumuna aittir ve özsel olarak bir şiddet kültürüdür, çünkü Duyuncun ve İstencin bütünsel bastırılmasını temsil eder. Bu muazzam yanılgının derinliği köleliği özgürlük olarak görmesinden ölçülebilir.

 
 
 
 

Bolşevikler erkin devrilmesinden birkaç gün sonra gazetelerini dağıtıyor.

Demokrasi Tinin gelişimini daha öte sürdürebilmesi için bütün bir Tarihte tinin evrensel ölçekte kazanmak zorunda olduğu ve kazanabileceği ilk olanaktır. Ancak özgür bir Tin sonlu kültürel şeklini üzerinden atıp gerçekte ne olabileceğini ortaya koymanın yoluna girebilir. Ancak sürekli özgürlük sürekli değişim demektir, ve bu değişim salt değişim uğruna değişim, salt yenilik uğruna yenilik olarak modernist bozulmadan bütünüyle ayrı olarak, usun kendi kendisini belirlemesi olarak ereksel olabilir.

Karl Marx'ın temsil ettiği ideoloji Avrupa'yı değiştirmese de Rusya'yı değiştirdi ve bu değişim eskimiş despotizmden yeni bir despotizm biçimine geçiş oldu. Çarlık Rusyasının bu modeli dünyanın benzer despotik bölgeleri tarafından izlendi. Asya'nın gelenek kültürüne takılmış ve binlerce yıldır değişmeyen engin despotik alanlarında yeni despotizm yenileşmenin, modernleşmenin uygulanabilir bir aracı olarak kabul edildi. Böyle geçişin ve değişimin olanağı Tinin bu Asyatik şekillerinde despotizmin binlerce yıldır süren bir alışkanlık olmuş olmasıydı. Bu geri kültür alanları asıl direnci Özgürlüğün kendisine karşı gösterirler. Özgürlük Tini despotizmin bütün bir kültür olarak sona erişi, sözcüğün gerçek anlamında ilk kez ve son kez Tarih oluşudur. Bu yüzden Özgürlük despotik tin için gerçek bir terördür.

 
 
 
 

Lenin elinde Bolşevik Partinin başlıca gazetesi olan Pravda'nın bir kopyasıyla. Pravda "Gerçek" demektir.

Başkasının istencini kendi istenci olarak kabul eden birine özgür demeyiz. Lenin kendi istencini bütün bir Rus toplumunun istenci yapmayı istiyordu, çünkü haklıydı — hiç kuşkusuz kendi için. Başkalarını kendi istençleri olan bireyler olarak değil, ama onun kendi Gerçeklerine boyun eğmeleri gereken uyruklar olarak gördü. İstencini kabul ettirdiğini düşündü. Ama Rus halkının kabul ettiği şey sözcüğün gerçek anlamında bilmediği birşeydi. Bildiği tek şey boyun eğmenin ve yönetilmenin işlerin normal durumu olduğuydu. 70 yıl boyunca Sovyetler Birliği'nde olanlar Lenin'in tüm öngördüklerinden ve umduklarından sonsuz ölçüde uzaktı.

Soljenitzin: "Ancak olağandışı bir kişi fırsatı olgusallığa çevirebilir. Lenin ve Troçki kısa bir zaman dönemi içinde Kerensky hükümetinin zayıflığını kullanmayı başaran uyanık ve enerjik politikacılardı. 'Ekim Devrimi' kazananlar tarafından, Bolşevikler tarafından yaratılan ve Batıda ilerici çevreler tarafından bütün olarak yutulan bir mittir. 25 Ekim 1917'de Petrograd'da şiddete dayalı 24 saatlik bir darbe yer aldı. Leon Troçki tarafından akıllıca ve dikkatlice tasarlandı — Lenin o sıralar ihanet suçlaması ile mahkemeye çıkarılmaktan kaçınmak için saklanıyordu. '1917 Rus Devrimi' dediğimiz şey gerçek Şubat Devrimiydi." (Kaynak: Der Spiegel)

 

 
 
 

Lenin ve kadrosu günü darbeden çok önce saptanmış olan bir Kurucu Meclis seçimini önlemeyi göze alamadılar. Seçimde Bolşevikler %26 oranında oy toplarken, başlıca karşıtları, Sosyal Devrimciler çok daha büyük bir destekle oyların %40'ını aldılar. Meclisin ilk ve tek toplantısı Bolşevik davasına bağlı gemiciler tarafından dağıtıldı.

Şiddet İstence ancak boyun eğdirir, onu eğitmez, ve Şiddet Özgürlük İstencinin sürekliliği ölçüsünde sürekli olmak zorundadır. Özgür, Ussal, Türeli varoluş için Şiddet araç olamaz. Şiddet yalnızca Nefret ve Yokedicilik üretir.

Bütün bir Tarihsel Materyalizm üstyapının altyapıya bağımlı olduğunu tanıtlamaya ayarlanmış bir tasarımlar dizgesidir. Bu öğretide insanın bütün bir entellektüel, etik ve estetik doğası altyapının, üretici güçlerin, makinenin salt bir eklentisidir, ancak ikincildir, türevseldir. Ve hırstan başka hiçbirşeyin birincilliğini kabul etmeyen üretim ilişkilerinin edilgin bir eklentisidir. Bu öğretinin bilgikuramına göre insanın bilinci, istenci, duyuncu vb. tümü de üstyapı belirlenimleri olarak dışsal bir altyapının izdüşümleridirler. Özgürlük olanaksızdır. İnsan toplumsal-ekonomik yasaların çelikten determinizmi içerisinde varolur.  
 
 
 

İÇ SAVAŞ
Bir Kızıl Ordu birliği (Bolşeviklere bağlı bir birlik) Kharkov'dan geçiyor. Bütün bir ülkenin denetimini sağlayabilmek için, Lenin ve destekleyicileri karşılarındaki gevşek bir koailisyon olan "Beyazlar" ile dört yıl süren bir savaşı yürütmek zorunda kaldılar.

Kişinin Özgürlüğü, bütünüyle kavramsal olarak düşünüldüğünde, ve realiteden soyutlandığında, yalnızca kendi istencini tanıması, başka istence boyun eğmemesidir.

Realite bu ilişkiyi kavramsal arılığı içinde göstermez, tıpkı demokrasinin Kavramının ve demokrasinin Realitesinin de eksiksiz olarak çakışmamaları gibi. Ve gene de Kavramsız Realite bir soyutlamadır, olmayan birşeydir, ve Kavram realitenin biçimi, onu kendisi ile bir kılma noktasına dek çabalayan diyalektik ya da devimdir. Demokrasinin realitedeki durumu Kavramın bilinçlerdeki durumunun düzeyi tarafından belirlenir: Kuram ve Kılgının ayrılmazlığı, birliği budur. En kötü bir realite bile eğer realite ise, en kötü bir demokrasi bile eğer demokrasi ise, ancak ve ancak herşeye karşın Kavramına bir ölçüde de olsa karşılık düştüğü için öyledir. Kavramsız realiteyi ancak analitik düşünce düşünebilir.
 
 
 

UMUTSUZLAR
İç Savaş ülkeyi kaosa sürükledi. Besin stokları tükendi ve yurttaşlar yiyecek bulabilmek için ülkeyi arabalarla ve trenlerle dolaşmak zorunda kaldılar.

İç Savaş ideolojinin normal gördüğü, aslında amaca ulaşmanın başlıca aracı olarak istediği birşeydir — insan bedeli ne olursa olsun. İdeoloji için Hak kavramı dış realitenin Haksızlığının bir yansımasıdır, bir yalandır. Onun için Hak Güçten kaynaklanır. Bu Güç-İstenci insanın doğa durumundan, hayvanın yabanıllığından henüz çıkmadığının göstergesidir. Doğa Durumunda Güç Haktır.

Eğitimsiz insanlığın İstencinin başlıca belirlenimini moral ya da törel kaygıların değil ama Mülkiyet isteğinin oluşturması ölçüsünde, Mülkiyet hakkından yoksun bırakılan kişi yetenekli olduğu başlıca yaşam güdüsünden, amacından ve anlamında da yoksun bırakılacaktır. İnsanların SSCB altında onyıllar boyunca yaşadıkları tüm bedensel çile aynı zamanda eşit ölçüde kolayca görülmeyen ruhsal çilenin de göstergesidir. Ruhsal kölelik karşısında kazanılacak ödül yaygın bir eğitim, iş olanağı ve sağlık güvencesi ise, böyle ödüllerin insanı ne kadar onurlandırdığını yüz yüze kaldıkları açlığa, işsizliğe, güvenliksizliğe karşın despotik rejime geri dönmeyi reddeden Rus tini göstermiştir. Proleterya Diktatörlüğü toplumcu toplumun üyeleri için babadır. Ama bir baba yetkesi altında varolan üyeler büyümezler; kişi olma, yurttaş olma, giderek insan kavramına uygun birer insan olma olanakları bile yoktur. Ama bu rejim koruyucu bir Baba olmaktan sonsuz ölçüde uzaktı. Bugün klepto-kapitalizmi, mafya kapitalizmini, gangster kültürünü bile göze almaları ve tüm yoksulluklarına ve yoksunluklarına karşın geriye ortaklaşacılığa dönmeyi istememeleri 70 yıl boyunca yaşadıkları cehennemin karakteri konusunda bir ipucu vermelidir.

Kendisi doğuştan olan Duyuncun ve ussal belirlenimlerini doğuştan getirilmedikleri ama bunların kazanılmalarının, gelişmelerinin zorunlu olduğu düzeye dek, ahlaksal olgunluk ancak Özgürlük içinde kazanılabilir. İnsanlar Mülkiyetten yoksun bırakıldıkları zaman hırsızlık yapamazlar. Ama bu onların erdemli oldukları anlamına gelmez.Tersine, potansiyel hırsızlar olmayı sürdürecekleri anlamına gelir. Dürüstlük ancak yamukluk olanağı varken yamuk olmamayı seçmek demektir. Ve insanın erdemi hiçbir zaman öğrenemeyeceğini düşünmek, kuşkucu David Hume'un güvensizliğinin haklı olduğunu, usun her zaman tutkuların kölesi kalacağını sanmak yalnızca bir yanılsama değil, ama kendisi özsel insan eğitimini kazanmamış olmanın sonucudur.

 
 
 
 

YARALILAR
Bolşeviklere bağlı yaralı askerler Kronstadt'da konumlanmış gemicilerle savaştıktan sonra yaralılarını trene yüklüyorlar. Gemicilerin yeni kurulmuş hükümete karşı ayaklanmaları Bolşevik egemenliğine karşıydı ve bastırılması İç Savaşın son çarpıması olarak görüldü.

Bu kaosta insanlar ne yaptıklarını hiçbir zaman bilemediler. Bu bir Trajedeydi çünkü düşman olarak gördükleri şey kendilerinden başkası değildi. Yokettikleri şey başkaları değil ama kendileriydi. Nefret ettikleri düşman kendi gelişmemişlikleri, kendi kötülükleriydi.

 
 
 

PROPAGANDA
Lenin'in bir portresinin (sol arkada) yardımıyla bir Bolşevik destekçisi (ortada duran sakallı adam) köylülere işlerin yeni düzenini açıklıyor.

Demokrasi halkın kendini yönetmesidir — ama halk kendini yönetebilir mi? Aydınlanma düşünürü David Hume: “The slaving poor are incapable of any principles." Eğer halka birşey vermek gerekliyse ve olanaklıysa, ona verilecek tek şey Özgürlüğünün, İstencinin, bir insan olarak değerinin bilinci olmalıdır. Ama Bolşevikler de halkı ilkeye, kavrama yeteneksiz gördüler. Onu yalnızca yönettiler.

Ortaklaşacılığın bir kölelik rejimi olması anamalcılığı bir özgürlük rejimi yapmaz. Kapitalizm yalnızca kapital sahibi olmak demek değildir. Klasik Yunanlıların, Mısırlıların, Perslerin de kapitalleri vardı, ama kapitalist değillerdi; köleleri vardı, ve gene de onları sömürü aracı olarak görmezlerdi. Tanrıları ve Tanrıçaları ile, erdemleri, bilgelikleri ve dinginlikleri ile varoluşlarının kendisi bir sanat yapıtıydı. Böyle bir kültürde kapital uğruna varolmak barbarlıktan da aşağı görülürdü. Kapitalizm kapitali arke yapmak, bütün varoluşu onun terimlerinde yeniden belirlemeyi istemektir. Anamalın egemenliğinden özgürlüğü isteyen Tarihsel Materyalizmin kuramında tanıtladığı şey, ironik olarak, insanın zorunlu olarak kapitalin kölesi olduğudur. Bu kuramda herşey, tüm tinsellik, tüm insanlık üretim ilişkilerinin ve üretici güçlerin terimlerinde çözümlenir. İnsan özgür, erdemli, tinsel bir varlık değil ama özsel olarak görgüsüz burjuvadır çünkü altyapının egemenliğinin bir ürünüdür. Temel denilen şey Kapitalden başka birşey değildir.

Anamalcılık Anamalı ilke aldığı düzeye dek bir İdeolojidir, ve bütün bir insan varoluşunu anamalın bir ilineği olarak örgütleme istencidir. Pazarın görülmeyen eli olarak, insan varoluşunu tepeden tırnağa belirlemesi ve denetlemesi gerekir. Ama bu görünmez el bütünüyle görünürde olan insan hırsından, açgözlülüğünden, duyunçsuzluğundan başka birşey değildir. “Avarice, the spur of industry” (David Hume). Ve bu hırsı insan varoluşunun belirleyicisi saymak, giderek bunu istemek ahlaksal zayıflık değil, ama ahlakın bütünüyle dışında olmaktır. Tıpkı Ortaklaşacılık için olduğu gibi, Anamalcılık için de egemen etmen ekonomik altyapıdır, üretim ilişkileri adı verilen bayağı çıkar ve sömürü ilişkileridir. Ahlak insanın özgür olmasını varsayar. Ama altyapı kuramcılığının her iki türü de, Ortaklaşacı biçim gibi Anamalcı biçim de, insana tam olarak duyuncun hırs üzerinde üstün olma yeteneğini, Ahlakın kendisini yadsırlar. Adam Smiht'in yakın dostu görgücü ve kuşkucu David Hume Us her zaman Tutkuların efendiliği altındadır diyordu: “Reason is, and ought only to be the slave of the passions, and can never pretend to any other office than to serve and obey them.” Duyunç mu? — boş bir metafiziksel uydurmadır, çünkü duyunçsuz bir realitenin insan ruhundaki izdüşümü ancak duyunçsuzluk olabilir.

Özgür olmayan bilinç köleliği de algılayamaz.
 
 
 

ÖNDERLER
Lenin askeri komutanlarının eşliğinde Kızıl Meydan'da.

"Dünyayı değiştirmek" ile denmek istenen şey dünyanın teknolojik değişimi değildir. Değişim yine aynı bağlam açısından salt pozitif bilgiyi ilgilendiren birşey olarak da anlaşılamaz, çünkü bu görgül bilgi yalnızca tekno-lojinin logosudur, yalnızca uygulayımsal bilgidir. İnsanın değişimi özsel olarak onun İstencini ve Duyuncunu ilgilendirir. Oysa Rusya durumunda bu değişim İstencin ve Duyuncun olgunlaşması değil, toplumun daha da uygarlaşması da değil, ama insanın bu en iç yetisinin, gerçek değerinin bu tinin tarihinde ilk kez doğuşu anlamına geliyordu. Ama böyle bir değişim ya da doğuş olmadı. Bolşevik Devrimi ölçüsüz bir insan bedeli pahasına Özgürlüğü bir kez daha bastırdı. Zor ve Şiddet devrimin zorunlu aracı olarak görüldü. Şiddet korkutur, sindirir, ezer, yokeder. Hiçbir zaman eğitmez. Dünyada değişmesi, gelişmesi, yaratılması gereken şey Tüze (Hak) ve Türe (Adalet) temelinde ussal, ideal Törelliktir. Bu değişim ise yalnızca ve yalnızca bilinçlerde yer alır. Rusya Şiddete şu ya da bu önderin esinlendirmesiyle yönelmedi. Şiddet her zaman kültürünün bir bileşeniydi. Ve iletişimi, anlaşması ancak Şiddetin terimlerinde olanaklı olan bir kültürde politikanın da şiddetten başka barışçıl ve uygar araçlarla yürütülmesi olanaklı değildi. Kaba kuvvet uygarlığın yaratıcısı olamaz.

 
 
 
     
     
 
     
 
 
 
 
 
_  
EXPO 58; (2) (3) (4)   EXPO 58 (BRÜKSEL) /

 

 
 
 
_  
ECHO OF THE USSR    

 

 
 
 
_ GUM. the shop for the russians, you could buy anything available, but nothing for tourists; clothes where horribles, no variation at all, but they had very nice old faschion toys.
Tourists had special shops where you needed foreing money, forbidden for the common russian. 
GUM, USSR 1975.    

 

 
 
 
_  
KIZIL MEYDAN'DA GEÇİT TÖRENİ; 7 KASIM    

 

 
 
 
_  
Beyaz Rusya    

 

 
 

USSR posters

Rus Ordusu

En Varlıklı Ruslar

Almanya ve Sovyetler Birliği arasında Nazi-Sovyet Paktı ya da Hitler-Stalin Paktı olarak bilinen Saldırmazlık Anlaşmasının 24 Ağustos 1939'da imzalanmasının ardından iki ülke 3 ticari anlaşma daha imzaladı.

1)

German–Soviet Commercial Agreement (1939)

2) German–Soviet Commercial Agreement (1940)
3) German–Soviet Border and Commercial Agreement (1941)


Previous

Aziz Yardımlı (2007-8; Doğu ve Despotizm) Despotizmden — Despotizm Yoluyla — Despotizme / İdea Yayınevi

Previous