| |
"YAŞLI İNEKLER İÇİN BAKIMEVLERİ" — HEGEL, "TARİH FELSEFESİ," S. 121-2.
“Eğer şimdi daha ileri gidip Dinin Hintlilerin Törelliğini ne düzeye dek sergilediğini sorarsak, verilmesi gereken yanıt birincinin ikinciden Brahm’ın kendi somut içeriğinden olduğu kadar ayrı olduğudur. Bizim için Din aslında bizim Varlığımız olan Varlığın bilgisidir, ve buna göre bilmenin ve istemenin tözüdür ki, bu sonuncuların belirlenimi bu temel tözün bir aynası olmaktır. Ama burada bu Varlığın kendisinin insan eyleminin içeriği olabilecek tanrısal erekleri ile Özne olduğu imlenir. Oysa insan eyleminin evrensel tözü olarak Tanrının Varlığının bir bağıntısının kavramı, böyle Törellik Hintliler durumunda bulunamaz, çünkü bilinçlerinin içeriği olarak tinsel olanı almazlar. Bir yandan erdemleri tüm eylemin soyutlanmasında, ‘Brahm olma’ durumunda yatar; öte yandan, onlarda her eylem dayatılan dışsal bir görenektir, içsel ‘Kendi’liğin dolaylılığı yoluyla özgür bir eylem değil; ve böylece Hintlilerin törel durumu, daha önce söylendiği gibi, kendini en aşağılık durum olarak gösterir. Bunda tüm İngilizler anlaşırlar. Hintlilerin Ahlakı üzerine yargımızda kendimizi yumuşaklık, sevecenlik, güzel ve duygu dolu düşlemleri yoluyla kolayca aldatılmaya bırakabiliriz; gene de düşünmeliyiz ki, bütünüyle yozlaşmış uluslarda sevecenlik ve soyluluk diyebileceğimiz yanlar vardır. Çin şiirleri vardır ki, en duygusal sevgi ilişkilerini betimlerler, en derin duygunun, alçakgönüllülüğün, çekingenliğin, terbiyenin anlatımlarını kapsarlar; ve bunlarla Avrupa yazınının kapsadığı en iyiler karşılaştırılabilir. Aynı şeyler birçok Hint şiirinde de karşımıza çıkar; ama Törellik, Ahlak, Tinin Özgürlüğü, kendi Hakkının bilinci bunlardan bütünüyle başka şeylerdir. Tinsel ve fiziksel varoluşun yokedilmesi kendi içinde somut hiçbirşey kapsamaz, ve soyut Evrenselliğe batışın Edimsel olanla hiçbir bağlantısı yoktur. Hilecilik ve kurnazlık Hintlinin temel karakteridir; aldatma, çalma, soyma, öldürme onun Töresinde yatar; utku kazananın ve efendi olanın önünde alçakgönüllülük içinde dalkavukluk ederken ve kendini bayağılaştırırken, yenilene ve boyun eğene karşı bütünüyle acımasız ve amansızdır. Hintlinin insanlığını niteleyen şey hiçbir hayvanı öldürmemesi, hayvanlar için, özellikle yaşlı inekler ve maymunlar için varsıl hastaneler kurması, ama bütün ülkede hasta ve yaşlılıktan zayıflamış insanlar için tek bir kurumun bile bulunmamasıdır. Hintli karıncaların üzerine basmaz, ama yersiz yurtsuz yoksulları ilgisizlik içinde açlıktan eriyip gitmeye bırakır. Brahmanlar özellikle töresizdir. İngilizlerin anlattıklarına göre, yalnızca yerler ve uyurlar. Birşey görenekleri tarafından onlara yasaklanmamışsa, kendilerini bütünüyle itkileri tarafından güdülmeye bırakırlar; kamu yaşamına katıldıkları yerde, kendilerini açgözlü, aldatıcı, kösnül gösterirler; kendisinden korkmaları gerekene karşı alçakgönüllülük içinde davranırlar ve bunun bedelini kendi astlarına ödetirler. ‘Aralarında tek bir dürüst insan tanımadım,’ der bir İngiliz. Çocukların büyüklerine karşı hiçbir saygıları yoktur; oğullar annelerini hırpalar..” |
 |
|