İdea Yayınevi / Temalar
site haritası
Irkçı
Dörtler
“Bu herif tepeden tırnağa kapkaraydı — söylediklerinin aptalca olduğunun açık bir tanıtı” :: “Dieser Kerl war vom Kopf bis auf die Füße ganz schwarz, ein deutlicher Beweis, daß das, was er sagte, dumm war” (Immanuel Kant).

Kant her ne kadar kendi “aşkınsal çıkarsama” yöntemi ile Negronun karalığından onun aptallığını tanıtladığını ileri sürse de, yaptığı şey ne çıkarsamaydı, ne de felsefe. Felsefe görünüşü altında, yalnızca kişisel görüşlerine, aslında Avrupa’nın yaygın bir duyarsızlığına anlatım veriyordu ve bu bakımdan ne ilk, ne de sonuncuydu. Buna izin verebilecek biricik felsefe tanıtlamasız, çıkarsamasız bir felsefe, “kuşkucu felsefe” olabilirdi — eğer böyle birşeyi felsefe olarak kabul etmeye hazırsak. Buna karşı insanın bilgi yetisinden umutsuzluğa düşmeyenler için, örneğin tanıtlamayı kurgul usun doğası olarak, aslında kendisi olarak gören ve buna göre insanın bilme yeteneğin sonsuz ya da tanrısal olduğunu tanıtlayan Descartes için, “Sağ duyu (Us) tüm insanlara eşit olarak paylaştırılmıştır.” Yine, Hegel’in insana salt insan olduğu için sonsuz değer veren görüşü salt keyfi, kişisel bir görüş değil, ama ussal düşüncesinin bir çıkarsamasıdır. Onun nesnel idealizmi ne Afrikalının, ne Yahudinin, ne de Germanik ırkın aşağı ya da üstün görülmesine izin vermez. Bütün varoluşun raslantısal değil ama saltık başyapıtı olan, Ereği olan homo sapiens siyah da olsa, beyaz da olsa aynı özü taşır.
— Almanca Kant metni için bkz. BONN ÜNİVERSİTESİ. (Link kaldırılmış: Bkz. Google Books)

Hume

Kant

Locke

Russell

Ruby Bridges, 1960. "The Problem We All Live With" by Norman Rockwell, depicting Bridges as she goes to school.   “... For a little girl six years old going into a strange school with four strange deputy marshals, a place she had never been before, she showed a lot of courage. She never cried. She didn’t whimper. She just marched along like a little soldier. And we’re all very proud of her (applause).” (Link 1) (Link 2)
SCHILLER

BEETHOVEN
Avrupa Birliği özgürleşmenin kazanılan ereğidir, çünkü özgürlük insanlığı kültürel ayrımların ötesine ve üzerine, tek bir Yasaya, tek bir Anayasaya, tek bir Türeye, evrensel Türeye ve evrensel Hakka yükselten değişimin biricik olanağıdır. Onda çok-kültürlülük değişmeyen geleneğin, karakteri tutuculuk olan despotizmin, karakteri şiddet olan ideolojinin artıkları olarak postmodern komedyenlerin umutsuz savunusuna terkedilmiştir. Avrupa Birliği modern insanlık gerçek egemenliğine, özgür İstencinin egemenliğine yürüyüşünde Dünya-Tininin ilk adımıdır.
İdea Yayınevi / 2014